1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 10 Kasım Ve Atatürk
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

10 Kasım Ve Atatürk

A+A-
Bugün Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu önder, Türk Milletinin son dönemde önemli bir varlığı, Tüm dünyanın takdir ve saygı ile karşıladığı Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının üzerinden tam 76 yıl geçti.
İstiklal Harbini yapan, Milletine önder olan, Modern Türkiye’nin temellerini atan Atatürk 76 yıl önce bugün her insan için kaçınılmaz bir son olan ölümü taddı.
Onun kurduğu ülkede birlik, beraberlik içinde ve çizdiği yolda ilerlemek her Türk Milleti ferdinin görevi olduğunu unutmamak gerekir.
Ulu Önder Atatürk nutkunda 76 yıl önce bazı olumsuzlukların olabileceğine işaret etmiş ve ülke için dahili ve harici bedbahtların olacağına işaret etmişti.
Atütürk bir vatan ve millet dahisiydi. Hep olgun fikirler üretir, ileriyi gören bir Türk büyüğü idi. Ölüm döşeğinde iken bile vatan ve Milleti düşünürdü.
Ölümünden yaklaşık 2 önce ,18 Eylül 1938'de Başbakan Celâl Bayar, Dolmabahçe Sarayı'na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk'e sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye'nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi. Nitekim bilinen 2. Dünya Savaşı daha sonra patlak vermişti.
Atatürk için dün olduğu gibi bugünde düşmanları var olmuştur. Dinsizliğinden, inançsızlığından dün dem vurulurken, bugünde hala Atatürk düşmanları bu söylemlerini devam ettirirler. Hâlbuki Çanakkale Savaşında hücumdan önce Atatürk bizzat sabah namazını askerin kılması için emir vermiştir. Bu belgeler Çanakkale Zafer müzesinde mevcuttur.
Yine 7 Kasım 1938 günü ikinci ve son defa Atatürk'ün karnından su alınma işlemi yapıldı. 8 Kasım 1938 akşamı saat 19.00'da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp'e bakarak "Aleykümesselam" dedi ve son büyük komaya girdi.
Bir sözünde ise :
“Benim naciz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” demiştir. Bütün bunlar Atatürk’ün bugün din kisvesi altında sahtekarlıklar yapanlardan daha dindar olduğunu, daha inanmış olduğunu göstermez mi?
Elbette Atatürk’te insandır ve onun da hataları vardır. Eğer bir hatası, günahı varsa onun cezasını da ahrette çekecektir. Ancak Atatürk’ün gölgesine sığınan, kendisini Kemalist olarak gösterip, olmadık haltları yapanlara da eğer Atatürk hayattı olsaydı, onları elinden geldiğince cezalandırırdı.
Ölümünden önceki hallerinde ise halsizlik, yorgunluk gibi şikâyetler başlamıştı. Zamanla halsizlik artar, renginde ve yüzündeki çizgilerde değişikliklerle beraber, altın gibi sarı saçlarına kır düşmeye başlar. Zaman zaman yüzü sararıp solar, elleri balmumu rengini alır.

Atatürk, uykudan kalktıktan sonra kendini halsiz hissetmektedir ve bu halsizliğini analjezik sedal tabletler alarak gidermeye çalışmaktadır. Bazen de halsizliklerini alkolle gidermek için sofraya zamanından evvel oturduğu da vaki olurdu. Akşam yemek zamanlarına doğru “ah!... of!...” gibi mecalsizliğini gösterir ve neşesizliklerini artık gizleyemez olur. Soğuğa karşı direnci azalmış, rengi soluklaşmıştır. Tahammül ve toleransı azalmış, sinirli olmuştur.

İştahı oldukça azalmış, renginde solgunluk artmıştır. 1937 yazında Florya’da iken bir gün idrarından kan gelir. İşte Atatürk, işte gerçekler.
Atatürk için yas tutmaya gerek yoktur. Kendisi de yas tutulmasını istememiştir. Onun fikirlerini benimsemek, onun çizdiği yolda ilerlemek, onun ilkelerine sahip çıkmak gerekir. Ruhu şad olsun.
 
Bu yazı toplam 74 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum