1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 100-ADALETİN ÖNÜNDE SULTAN İLE VATANDAŞ AYNI İDİ
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

100-ADALETİN ÖNÜNDE SULTAN İLE VATANDAŞ AYNI İDİ

A+A-


    Tevarih- Ali Selçuk adlı selçukname’de şöyle kayıtlıdır:
“Türkiye Selçukluları Sultanları Pazartesi ve Perşembe günleri mutlaka oruç tutup, adliye’de hazır bulunurlardı. İşte o iki gün sabahtan ikindin vaktine kadar, haksızlığa uğramış insanlara hak ve adalet temin ederlerdi. Şeriâte aid meseleleri kadıya, hukukî meseleleri yani dîvânî ve örfî olanları hâkime havale ederlerdi. Resmi muamelelerle ahali işlerini de salahiyetli memurlara yaptırırlardı. Sultan senede bir kere mahkemede Kadı’nın huzurunda hazır bulunurdu. Eğer Sultan hakkında birisi dâvâcı olursa, kâdının huzurunda o dâvâvı ile aynı hizada dururdu. Kadı, her neye hükmederse, kanun hükümleri gereğince derhal infaz edelirdi. İsla dîninin şan ve şerefine hürmeten sultana sıradan bir vatandaş muamelesi yapılır, o vaziyette hürmet ve riayet gösterilmezdi.(Türk ve islam Devletleri, sh.392-Türkile Selçukluları)
     Yine aynı eserin 398. Sahifesinde, Türkiye Selçuklu Devleti’ni ilim irfan yuvası haline getiren kıymetli İslam âlimlerinin arasında; Şihabüddi-i Sühreverdî, Necmeddin-i Râzî(Bu büyük tasavvuf âlimi Selçuklular hakkında şöyle buyurmuştur:
ÂLEME HUZUR VERDİLER;
“Müslümanlarn emniyet, asayiş ve huzuru, Selçuklu Hanedanının mübarek sancağı gölgesinde buldular. Bu dindar sultanlar zamanında yapılan medreseler, hânkâhlar, zavileler, ribâtlar, kervansaraylar, hastahâneler, köprüler ve başka hayır müesseseleri, hiçbir devirde bu kadar vücûda getirilmemiş; âlimlere, zâhidlere ve halka gösterilen himaye ve şefkat, girişilen gazalar ve kazanılan zaferler hiçbir zamanda vuku bulmamıştır. Bu husus o kadar malumdur ki, tafsilata lüzum yoktur. Zîra Türkistan, Fegana, Maverâünnehr, Harezm, Horasan, Afganistan, Irak, İran, Diyar-ı Bekr, Suriye ve Anadolu toprakları onların eserleri ile doludur. Müslümanlar bu mübarek hânedana dua ve sena ile meşguldürler.”
 Şeyh-i Ekber Muhyiddîn-i Arabî, Ahmed Fakîh, Mevlana Celaleddin Muhammed Rumî, Hacı Bektaş-ı Velî, Sadreddîn-i Konevî, Safiyeddîn Muhammed Urnevî, Siracüddîin Mahmûd Urmevî, İzzeddîn UrmevîCelaleddîn Habîb, Sâddîn-i Ferganî, Fahreddîin Irakî, Kadı Burhaneddîn,  Kudbeddîni Şirazî, Ahî Evren, Evhadüddin Ebu Hamîd Kirmanî, Şemsi Tebrizî, Şeyh Hüsameddîn Çelebî, Muhammed Behaüddîn Veled, Seyyid Bürhaneddîn Muhakkak Tirmizî, Şeyh Edebalî, İbn-i Türkmanî, İbrahim-i Hemedanî, Cemaleddîn-i Aksarayî gibi devrin en seçkin âlimleri vardı.
     Alimlerin ders verip, eser yazdıkları müesseselerin en meşhurları; Konya, Akşehir, Altunapa, Kayseri, Sivas, Erzurum, yani bu illerde ve buna benzer bir çok medreselerde hizmette bulunmuşlardır.(Türk ve İslam Devletleri;sh.400)(Devam edecek)
 

Bu yazı toplam 123 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.