1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. 1100 Akade-misyon piyonu ve bizim hallerimiz
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

1100 Akade-misyon piyonu ve bizim hallerimiz

A+A-
Önceki gün bir kısmı dışardan devşirme, bir kısmı bağımsız araştırmacı (?), çoğu yardımcı doçent ve asistan, bir kısmı kadrolu devlet ve millet düşmanı, akademisyen geçinen entellektüel bozuntusu bir avuç züppe kendi devletine katliamcı, teröristlere de masum vatandaş intibası veren ucube bir metne imza atmışlardır. Bunlar, ülkemiz üzerinde senaryo yazan, her bir karışı şehit kanlarıyla sulanan ve sulanmaya devam eden bu aziz vatan topraklarında operasyon yapmak isteyen şer şebekelerinin kendilerine yüklediği “misyon”u yerine getiren “kökü de gözü de dışarda” bir alay cibilliyetsizdir. Bu hadsizleri şiddetle kınıyor, devletimizin ilgili kurumlarını (YÖK, savcılıklar..) göreve davet ediyor, şehit asker ve polislerimizin aziz hatıraları hürmetine bu densizlerden bir an önce hesap sorulmasını istiyor ve bekliyorum. Yoksa o şehitlerimizin dul ve yetimlerinin yüzüne milletçe nasıl bakacağız...

Esasında bu kadar hassas, milli ve önemli bir konuda meydanı bu tip densizlere bırakan, sessiz kalan, lakayıt davranan yüksek öğretim kurumlarında kabahat, yani devletin geleceğine, bütünlüğüne ve istiklâline sahip çıkacak nesilleri yetiştirmekle görevli üniversitelerimizde. Bu yalın gerçeği 31 ağustos tarihli köşe yazımda kısaca şöyle dile getirmiştim;

“Şehitlerimize dua, sessiz kalan üniversitelerimize sitem...

Yüreklerimizin her gün başka bir acıyla dağlandığı şu meş'um günlerde hâmuşan suskunluğuna bürünen üniversitelerimize de bir çift sözüm olacak;

28 Şubat süreci ve sonrasında darbecilere dalkavukluk modunda sık sık toplanıp 17 yaşındaki kız çocuklarının eğitim özgürlüğü karşısında bildiriler yayınlayan, cengaver kesilen, hükümet kurup hükümet yıkan, Ankara'da toplanıp "ordu göreve" çağrıları yapan üniversitelerimizin; "Bugünkü yönetim tarafından atanmış olan anlı şanlı, milliyetçi ve muhafazakar Rektörleri ve idarecileri" azan bu terör ve akıtılan şehit kanları karşısında neden bu kadar duyarsız, kayıtsız ve vurdumduymazlar.

Bir senato bildirisi yayınlamak, milli birlik ve beraberlik için bir gençlik yürüyüşü tertip etmek, terörün nedenleri ve teröre karşı alınacak önlemler ile ilgili bilimsel çalıştaylar, sempozyumlar düzenlemek, Yüksek Öğretim Kurumu'nun öncülüğünde "BİRLİK, BÜTÜNLÜK ve TERÖRLE MÜCADELEDE DEVLETİMİZE DESTEK" çağrıları yapmak BAHAR ŞENLİKLERİ düzenlemekten daha mı zordur?...

Tüm Rektörleri ve YÖK yöneticilerini göreve çağırıyorum. Lütfen memleket meselelerine karşı daha duyarlı olunuz...”

Maalesef o günden bugüne bu konuda en ufak bir kıpırtı olmadığı gibi, cılız dahi olsa bir ses yükseldiğine şahit olamadık bu kurumlardan.

Bu ülke sahipsiz değil, üniversitelerimiz de bir avuç kendini bilmeze mahkûm ve muhtaç değil. Nice vatansever serdengeçtiler azimle, inançla, mesuliyetlerinin idrakinde bu aziz vatana ve millete olan borçlarını ödemeye, bilime ve eğitime katkı yapmaya devam ediyor. Ancak acı olan bu bilinçte olan akademisyenlerimizin birlikte bu tip konularda duyarlılıklarını ifade edememesi ve meydanı daha bilinçli örgütlenebilen “yanlışların kronik ve kadrolu savunucularına” terk etmeleri. Bizler bu hassasiyetlerimizi açığa vurmadıkça, inandığımız değerlerin, milli meselelerimizin omzumuza yüklediği “mücadele mesuliyetinin” gereğini her platformda yüksek sesle dile getirip ve birlik şuuruyla yerine getirmedikçe “bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava garip” olmaya devam edecektir.

Diğer türlü daha çok seyrederiz boş bıraktığımız alanları fütursuzca, hadsizce, umursamazca ve küstahça dolduranları, daha çok öfkeleniriz kontrol edemediğimiz gelişmelere, daha çok ağlarız şehit cenazelerinde o minik masum yetimlerle beraber, daha çok yanarız yarınlarımıza bugün üzerimize düşenleri layık-ı veçhile yapamadıklarımızdan, bizden beklenenin hakkını veremediklerimizden dolayı…
 
Bu yazı toplam 129 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.