1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 12 Eylül Ve Hatıralar
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

12 Eylül Ve Hatıralar

A+A-
Bazı insanlar hayalleri ile, bazı insanlarda hatıraları ile yaşar.
Hayaller kurmak, hayalleri gerçekleştirmek, hele o hayaller legal hayaller ise insan doyumsuz mutluluk yaşar.
Hayal olmaz ise, gerçekler olmaz. Ancak hayal ederken, hayal kurarken ham hayaller peşinde koşmakta insanı yorar.
Neyse Kurban Bayramı öncesi felsefeyi bırakalım.
12 Eyül ihtilal ini bu ülke insanı yaşayalı 34 yıl geçmiş. Yani o gün doğan “ihtilal çocukları” bugün 34 yaşında. Delikanlılık yılları geride kalmış, olgun bir yaşa doğru gitmektedirler.
Hayaller ve hatıralar dedik.
O günlerde bende bir kamu kuruluşunda orta düzeyde bir yönetici idim. Evim PTT arkasında bir sokağın içindeydi. O günkü, şimdi ayrıldığım eşim iki gün önce Nalçacı Caddesinde bulunan Doğumevinde yatmaktaydı. Gece geç yattım ve sabah erken saatlerde kalkıp önce iş yerime, sonra hastaneye gitmek için yola çıktığımda, sokağın ağzında polisleri gördüm ve hemen beni uyardılar.
“Evine dön !”
Neye uğradığımı şaşırdım ve ne oluyor diye sordum. Polislerden birisi,
“Bey efendi haberin yok mu, radyo TV dinlemiyor musun? İhtilal oldu” dedi.
Ben o yıllarda resmi bir kurumda çalışıyorum ama, aynı zaman da da Yeni meram gazetesinde spor muhabiri olarak amatör yazıyorum. Hemen kartı çıkardım. Bana izah ettiler ve eve döndüm.
O günleri ve daha sonraki günleri Allah bu ülkeye ve bu ülke insanına yaşatmasın. Akşamları uzun süre sokağa çıkma yasağı, soruşturmalar, zulümler…
Tam gününü hatırlamıyorum ama, birkaç gün sonra 2. Ordu’nun Alaeddin karşısındaki binasında Ordu’dan bir kişi ismi lazım değil, bir basın toplantısı yaptı ve o günün sıkıyönetim komutanı olan kimse :
“Kimse bizden habersiz, yazı, fotoğraf yayınlayamaz !” talimatını verdi. Bunun üzerine aramızda en tecrübeli olan Rıdvan Bülbül ağabeyimiz bir şeyler söylemek istedi .
“İsteyene Dutlukırında yerimiz var, istirahat ettirebiliriz” diye cevap geldi. Yine Yenimeram gazetesinde o günlerde birazda entelektüel bir köşe “ Sevin duyar” köşesi vardı. Burada herkes bu sütuna uygun şeyleri yazardı. Bende oraya bir yazı yazdım. Sıkıyönetim komutanı benim için sorgu açtırdı ve 2.Ordu karargahında askeri savcı ve hakim beni birkaç kez sorguladı. Hiç unutmam savcının adı ya yarbay rütbesinde Bülent Ecevit idi.
Neyse bunlarıda geçelim, arkayı karartmayalım. Önümüz Kurban Bayramı.
Gazetemizde 13 gün süren ve o günlerdeki ismi ile T. Yarın Gazetesi yazı ailesinden Cengiz Dönmez, o günleri çok iyi arşivlemiş ve bizlerle bugünlerde paylaştı. Bu bir çalışmanın eseri, bir dikkatin ve birikimin eseridir. Sanırım bir çoğunuz bu “Bir gazetecinin not defterinden” isimli anılarını dikkatle okudunuz ve o günlerle bugünleri bir mukayese ettiniz. Tabi ki yaşayanlar için söylüyorum. Şimdi 35 yaşında olan gençler ise bunları mukayese yapamazlar. Ancak anlatılanları dinlerler. Cengiz Dönmez kardeşim gayet, yalın, gerçekci bir uslupla bunları bugün bizlere birkez daha anlattığı için kendisine de bunun için teşekkür ederim. Anılar bazen hüzün, başen düşünce derinliği ve bazende sevinç verir. Siz bunun neresinde olduğunuza kendiniz karar verin.



 
Bu yazı toplam 62 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.