1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 126 Yıl Önceki Kara Propaganda
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

126 Yıl Önceki Kara Propaganda

A+A-
Dünya kurulduğundan beri “derin devlet” yapısı vardır.
Dünya kurulduğundan beri, hasetlik, fesatlık vardır.
Dünya kurulduğundan beri “meyveli ağaç taşlanır”
Dün vardı, bugün var, yarın da olacaktır.
Başarılı, çalışkan adamları ya açıktan, yada gizliden gizliye hep karalanmıştır. Elbette bunlar içinde haklı ve doğru olanlar da vardır ama, insanların yaptıklarına bakıp, yanlış, hata ile doğru ve iyi şeyleri mukayese ederek değerlendirme yapmalıyız.
126 yıl önce Sultan II. Abdülhamid'e yapılan kampanya ve buna karşı Osmanlı Dışişleri Bakanlığı'nca verilen cevaplara ulaşıldı.
Yahudi Siyonistlere, Filistin’den toprak vermemesi üzerine Sultan II. Abdülhamid hakkında, iktidara gelişinin 6. yılından itibaren basında, ‘Sağlığı bozuk’ içerikli haberler yaptırıldığı, Sultan’ın bu iddialardan sonra 26 yıl daha yaşadığı ortaya çıktı.
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Osmanlı Arşivlerinde ortaya çıkan belgelerde, dış güçlerin bir asır önce de uluslararası medya aracılığı ile kara propaganda yürütüldüğü anlaşılıyor. İtibarsızlaştırma girişimleri için, hakkında 'Kızıl Sultan', 'İstibdatçı', 'Sansürcü' 'Diktatör' gibi ithamlar yapılan Sultan II.Abdülhamid için, 'Hasta adam, yakında ölecek, asabi' gibi propaganda yapıldığı da ortaya çıktı. Sultan Abdülhamid hakkındaki ithamların, özellikle Ermeni isyanlarının başladığı (1890) ve Siyonist Yahudilerin Filistin'den toprak istediği tarihlerden (1895-1896) sonra artması dikkat çekiyor. Osmanlı Arşivleri'nde yer alan belgelere göre, 1892 yılından itibaren Batı basınında ve kamouyunda Sultan II. Abdülhamid için hasta olduğuna dair dedikodular hızla yayılmaya çalışıldığı, Osmanlı Hariciyesinin (Dışişleri Bakanlığı) de bunları tetkik ederek yalanladığı anlaşılıyor.
Akıl ve vücut sağlığı yerinde olmayan dirayetsiz kişilerin yönetici olamayacağı, ülkeyi sağlıklı yönetemeyeceğinin insanlar üzerindeki etkisini bilen çevrelerin, istedikleri tavizleri koparamadıkları Sultan II. Abdülhamid Han hakkında itibarsızlaştırma girişimleriyile ilgili yeni belgeler ortaya çıktı. Sultan II. Abdülhamit Han'ı itibarsızlaştırma için çeşitli ithamlarda bulunan çevrelerin, 1892'den itibaren Sultan'ın sağlığıyla ilgili de akıl almaz iddiaları ortaya attıkları, ancak Sultan'ın bu iddialardan yaklaşık 26 yıl sonra hayata veda ettiği belirlendi. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Osmanlı Arşivlerinde yer alan kayıtlarda, 1892 yılından itibaren başlatılan Abdülhamid'in sağlığı ile ilgili olumsuz haberlerin, 1895, 1897 yıllarında da sürdüğü, 1906 yılına kadar da artarak, devam ettiği anlaşılıyor. Özellikle Alman, Avusturya, Fransa ve Amerika gazetelerinde yer alan bu haberler 'Sultan'ın mizacının/sağlığının bozulduğu' şeklinde görülüyor.
İtibarsızlaştırma amacıyle yapılan süreç şu şekilde işletiliyordu; Nereden geldiği belli olmayan bir telgraf veya mektup alınıyor ve bir gazetede haber yapılıyordu. Oradan da diğer gazeteler alarak aynı haberi yayınlıyorlardı. Ertesi gün ise Osmanlı Sefaretince durum Hariciye (Dışişleri Bakanlığı) Nezareti'ne iletiliyor ve haber tekzip ediliyordu.
Yahudi Siyonistlerin, defalarca Filistin'den toprak için Sultan Abdülhamid'de yaptıkları taleplerin, tavizsiz geri çevrilmesi Abdülhamid hakkındaki itibarsızlaştırma kampanyalarını hızlandırtmıştı. Sultan Hamid, Şâzelî şeyhi Ebu'ş-Şâmât Mahmud Efendi'ye yazdığı 22 Eylül 1329 (1913) tarihli bir mektupta şunları kaydediyor: "Ben, Hilâfet-i İslâmiyye'yi başka herhangi bir sebep dolayısıyla değil, Jön Türkler adıyla bilinen İttihat Cemiyeti'nin baskı ve tehdidiyle bıraktım. Hilâfet'i terke zorlandım, mecbur bırakıldım. Mukaddes toprak Filistin'de Yahudîler için millî bir devlet kurulmasına muvafakat etmem konusunda ısrar ettiler. Bütün ısrarlarına rağmen, bu teklifi kat'î surette reddettim. Nihayet 150 milyon İngiliz altını va'd ettiler. Bu teklifi de reddettim ve kendilerine şu cevabı verdim: '150 milyon İngiliz altını değil, dünya dolusu altın verseniz, bu teklifinizi asla kabul etmeyeceğim. Ben Millet-i İslâmiyye'ye ve Ümmet-i Muhammed'e otuz seneden fazla hizmet ettim. Atalarımın yüzünü kara çıkarmadım.' Bu kat'î cevabımdan sonra tahttan indirilmem konusunda görüş birliği ettiler ve beni Selânik'e gönderdiler. Mevlâya hamd ettim ve ediyorum ki, mukaddes toprak Filistin'de bir Yahudî devleti kurulması teklifinden kaynaklanan ebedî ayıbın lekesini Osmanlı Devleti'ne ve Âlem-i İslâm'a sürmeyi kabul etmedim. (Bunun üzerine) olan oldu."


 
Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum