1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 13- BOZUK MAKİNE DÜZGÜN KUMAŞ DOKUMAZ
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

13- BOZUK MAKİNE DÜZGÜN KUMAŞ DOKUMAZ

A+A-

Malumunuzdur ki, en büyük hizmet Kurana hizmettir. Ona gönül veren kişileri ziyaretten, ziyaret edenler de nasiplenirler. Silistrevi hazretleri, Fatih Sultan Mehmet Hanın torunlarındandır. İlmi ve irşadı yönden hizmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Şu sözleri İslam ve insanlık âlemine ne kadar değer verdiğinin ifadesidir:

“Hastalık tedavi edilmedikçe gıda fayda vermez. İbadetlerin değeri kalbin uyanık olmasıyladır. Hastaya kuvvetli gıda, tedavi ile mikroplar atıldıktan sonra verilir. Manevi tabipler de ibadetlerin kabulü için, evvela kalbin tedavisine ehemmiyet verirler. Kalp tabipleri olan mürşitler önce gaflet, nifak ve haset gibi hastalıkların tedavisini ele alırlar. Zira kalbi hasta olan insanın ibadetleri fayda vermez. Bozuk makine düzgün kumaş dokumaz. Yukarıdaki mana insanın haline uyar. “ Kalplerinde hastalık var” ayeti Celilesin de işaret olduğu gibi, kalplerinde hastalık olan kimselere ibadet asla fayda vermez.

Yine buyurmuştur ki; Dünya sevgisi, kalbe girmedikçe otuz otobüs dolusu olsa zarar vermez. Kalbe girerse, otuz para olsa dahi zarar verir” buyrulmuştur.” Biz okutursak rahatlarız- Hasta yatağında yatıyor ise” Kitabı görünce, okumak deyince biz, yatakta kalkar otururuz-Okumak deyince biz tabutta da olsak kalkarız” sözleri okumak ve okutmaya ne kadar fazla değer verdiğinin ifadesidir. Ve benim naciz kanaatim bu sözler beyinlere nakşedilecek ve kulaklara küpe edilecek kıymetli sözlerdir.

KİMENE?

Konya evliyasını büyüklerinden olan Nasreddin Hoca merhumdan bir ders daha dinleyelim müsaadelerinizle:

Herkes nerede ne konuşacağını bilmeli. Kuranı kerim de yüce Rabbimiz” Muhakkak Allah haddi aşanları sevmez” buyrulmaktadır. Değerli kardeşim! Toplum hayatında herkes haddini bilmeli. Bir büyüğümüz Kemal Bey ağabeyimiz vardı. Kendisine; 80 Yıllık hayatınızda en önemli ne öğrendiniz? diye sormuşlar. O zat “ Haddimi bilmeyi öğrendim” buyurmuştur.

Peki, hoca merhumun dersi nedir? Okuyalım;

Nasreddin Hoca, bir gün akşamüstü, yorgun argın evine gidiyordu. Yolda kendine vazife olmayan işlere burnunu sokmayı alışkanlık haline getirmiş biri karşısına çıkıp:

-Hoca Efendi, dedi. Demin biri bir tepsi baklava ile buradan geçti. Gözlerimle gördüm.

Hoca, bu zevzekliğe kızdı. Yürümeye devam ederken adamı da tersledi:

-Bundan bana ne?                                                  

Ama zevzek adam Hocadan ayrılmaya niyetli değildi.

-Sözümü tamamlamaya fırsat vermedin Hoca Efendi, dedi. Baklava tepsisini taşıyan kişi, sizin eve girdi.

Hoca bu haddini bilmeze son sözünü söyledi:

-İyi, ama bundan sana ne? der ve adama dersini vermiş olur, tabi ki anlayış varsa…

Yaşanan zaman, geçmiş ile gelecek arasında bir köprüdür. Bu köprünün sağlamlığı geleceğe dair inanç ve umutların yanında, geçmişle olan irtibatın devamlılığına bağlıdır. Günümüzü daha iyi anlayabilmek ve geleceği daha sağlam inşa etmek için tarih bizi çağırıyor beyler.

(devam edecek)

 

Bu yazı toplam 268 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.