1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ali ACAR

  3. 16 Nisan Halk Oylamasında Sonuç Ne olur
Prof. Dr. Ali ACAR

Prof. Dr. Ali ACAR

Yazarın Tüm Yazıları >

16 Nisan Halk Oylamasında Sonuç Ne olur

A+A-

Cumhurbaşkanlığı sisteminin ülkemiz açısından siyasi ve stratejik yönden bakılması gerektiği, anayasa değişikliğinin orta doğuda ve Batı'da son 12 yıldır %2.6’lık büyümenin sonucunda Türkiye’nin büyümesinden rahatsızlık duymaktadırlar. Batılı ülkeler, Gelişmiş ülkeler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri, gelişmesine engel olmak için her zaman kendi kontrollerinde tutmak ister. Aslında bu anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasının bir tercih meselesi olduğu ifade edilmiştir, Anayasa değişikliği 18 maddeden oluşan bir paket. Bu pakette doğru bulduğumuz, beğendiğimiz, onayladığımız maddeler olabilir veya yetersiz, gereksiz bulduğumuz noktalar da olabilir. Bu paketin çoğunluğunu, ülkemiz ve milletimiz için yararlı görüyorsak tercihimizi kabul, destek yönünde kullanabiliriz.

"Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi Türkiye için yararlı ve gerekli bir sistemdir. Cumhurbaşkanlığı sistemi yürütmedeki iki başlılığı ortadan kaldırmaktadır. Yani yürütme alanında birden çok merkez yönetim noktası olan parlamenter sistemden şu anki cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilerek yürütme tek başlı ve tek merkezde olmaktadır. Aslında 2007 anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmiş olması. Burada da sisteminin getirilmiş olmasıyla cumhurbaşkanın sadece yetkileri değil atanma veya seçilme biçimi de klasik parlamenter sistemin dışına çıkmış oldu. Dolayısıyla o zaman Türkiye büyük ölçüde yarı başkanlık sitemine yaklaşmış olmaktadır.

Yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yürütmenin tek merkez haline geleceğini vurgulayan Prof. Dr. Ali Acar, bu sistem sayesinde aynı partiden olan C.Başkanı ve Başbakan arasındaki sıklıkla görülen yürütmenin iki merkezi arasındaki çatışma, sürtüşme ve gerilimin ortadan kalkacağını dile getirdi.

Türkiye 1960, 1970 ve 1990'lı yıllar boyunca koalisyon hükümeti ve 95 yılda 65 tane hükümet dönemi dönemi yaşamıştır. Türkiye'nin koalisyon hükümetleri noktasında pekiyi geçmişi olmamıştır. Türkiye'nin siyasi kültürü tam olarak mükemmele yakın olmadığından, uzlaşmacı bir kültürden daha çok kutuplaşmacı bir siyasal kültür görüntüsü vermektedir. Türkiye'de geçmişe baktığımızda kutuplaşmacı siyasi kültür daha belirgin. Yeni sistem, bu ihtimali ortadan kaldırması açısından olumlu görülmektedir.

Hükümet sisteminden kaynaklanan yönetim boşluğu, vesayetçi bürokrasiyi güçlendirmiştir. Dün askeri vesayetçiler bugün ise din adı altında FETÖ’cu vesayetçiler devletin erklerinde egemen olmak istediler. Mevcut hükümet sisteminden kaynaklanan sorunlar neticesinde Türkiye’de ekonomik, siyasi krizler yaşandığı gibi darbelere de zemin oluşturmuştur. 15 Temmuz kalkışması bunun en son örneğidir

Türkiye’de siyasi istikrar başta olmak üzere ulusal ve uluslararası politikalarda ve ülke güvenliğine yönelik faaliyetlerde güçlü, dakik, hızlı ve anında karar alabilecek muktedir bir yürütmeye duyulan ihtiyaç bugün dünden daha elzemdir. Türk siyasi ve yönetsel değer ve tecrübemiz güçlü yürütme erkine işaret etmektedir. 16 Nisan bu bağlamda öze dönüş olacaktır.

16 Nisanda kendi ülkemizin durumuna ve Dünya üzerindeki jeopolitik şartlara göre tercih yapılması gerekir.

Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinde samimi olduğunu söyleyen Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşmesi yıllardan beri birçok sorunlara yol açmaktadır. Fransa ve Almanya gibi ülkelerin 16 Nisandaki Anayasa değişikliğin ilişkin halk oylamasındaki hukuksuz davranışları ve son dönemdeki olumsuz tutumları zaten açıkça belli olmaktadır. Avrupa’ya yaranmak için kendi ülkesinin varlığını, kimliğini ortaya koyabilmesi için hayır kararına destek veren ana muhalefetin bile anlaması lazım. Eğer “hayır” sonucu çıkarsa “Türkiye geleceğini olumlu yönde mi etkileyecek sorusuna en güzel cevap onlara şu olacaktır.” Fransa’ya ve Almanya’ya ağzınla kuş tutsan yine de yaranamazsın

Burada önemli bir kilometre taşı çizgisi belirlenmiştir. Her şeyden önce “evet ”oyu çoğunluk olarak çıkarsa Batı dünyasıyla olan ilişkilerinde, Batı dünyasının kendisine dönük oyalamaca politikalarına karşı Hükümetimiz kalıcı bir iz bırakmış olur.

Yapılan anket sonucunda da %60'ın üzerinde evet oyu çıkmaktadır. Bu oran %61 olacaktır. 1 -30 Mart tarihlerinde yüz yüze anket yöntemi kullanarak yaptığı araştırma, büyük illerde olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Konya, Mersin, Samsun ve Van illerinde farklı ekonomik ve yaş gruplarından tesadüfi yöntemle seçilen 3 350 kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payının yüzde 1.5 olarak tahmin edilmektedir. Ama sosyal bilimcilere göre hata payı %1,5 ile %3.0 oranları arasında değişmektedir.

Bu yazı toplam 518 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.