1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. 17-25 Aralık Turnusol Kâğıdı…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

17-25 Aralık Turnusol Kâğıdı…

A+A-
Güç ve iktidar sahiplerini bekleyen en önemli iki tehlikeden birisi “güç zehirlenmesi veya iktidar sarhoşluğu” denen illet, diğeri ise etraflarını saran her türlü menfaat şebekelerinin ördüğü duvarın dışına çıkamamak, oradan dışarı bakamamaktır. Bu marazlardan azade olabilmek ise kavi bir imanı, ileri bir zekâyı, muhteşem bir siyasi tecrübeyi, ihlâslı bir duruşu, “dava”nın şahıslardan her zaman önde ve ehem olduğunun idrakine sahip olmayı, hak, adalet, hakkaniyet, ehliyet, emniyet ve liyakat esaslarını her daim birinci derecede vazgeçilmez addetmeyi, basireti ve feraseti gerektirir. Bu hususta yapılacak her yanlış, önemsiz zannedilerek atlanan her bir ayrıntı, nedeni ve bağlantıları yeterince irdelenmeyen her bir referans sadece onay veren makamları değil, aynı zamanda milletin topyekün istiklâlini ve istikbalini de etkileyecek ve sebep olanları bu dünyada töhmet altında bırakırken, ahirette de mesul duruma düşürecektir. Dününden yeterince ders alamayanlar, yarınlarını muntazaman inşa ve ihya edemezler.

Bu bağlamda, yaklaşık bir yıl önce ülkemizde yaşanan 17-25 Aralık darbe girişiminden ve sonrasından biraz söz etmek istiyorum. Neredeyse devlete diz çöktürecek, devletin tüm kurumlarına insafsız ve vicdansızca çökecek, hak, hukuk tanımaz, izansız ve vicdansız, üst aklı ve kökü dışarıda, ceberut bir girişimden ve sonraki acınacak hallerimizden... Hiç kimse bana bu operasyonun birkaç bakan çocuğuna, dönemin başbakanına (!) ya da seçilmiş hükümete olduğu palavrasını yutturmaya kalkmasın. Bu bizatihi millete, devlete ve hata ümmete çekilmiş operasyondu. Düne kadar iktidarın, muktedir olabilme adına aynı yolda beraber yürüdüğünü sandığı bir grup insan onlara gidecekleri yere kadar eşlik etmiş, sonra kendilerine yeni yol arkadaşları edinmiş ve ihanet ederek karşı safa geçmişlerdi. Kısacası “belimize inen baltanın sapının bizden olması” idi canımızı acıtan, ya da yaralı kartalın dediği gibi “kalbimize saplanan okun ucundaki tüyler, kardeşlerimizin kanadındandı”. Neticede “pirincin içindeki beyaz taşlardı dişlerimizi kıran”…

Bu sadece onların sınavı değildi elbette. Her birimizin kaçınılmaz sınavı, her iki âlemde hesaba çekileceğimiz en çetin imtihanlarımızdan biriydi. Ve birer birer döküldü iyi gün dostları, karakter fukaraları, makam, mevki sevdalıları, dalkavuklar, sahtekârlar. Kimileri daha açık oynadılar kartlarını ve istifa ettiler, kimileri ise sinsice ve ahlaksızca yattılar pusuya. Kim kazanırsa kavgayı, “biz zaten senden yanaydık” kasaba kurnazlığına sığınmak üzere. Kimlerinin sırtında tescilli ve tespitli günahları, kiminin gelecek hesapları, kiminin de yumurta küfeleri vardı. Ve yalnız bıraktılar arsızca, umarsızca ve hayasızca “Uzun Adamı”. Halbuki güç aldıklarını düşündükleri birçok şeyi, makamlarını, bakanlıklarını, vekilliklerini, belediye başkanlıklarını halkın ona olan güven ve sevgisine borçluydular. Sattılar kısacası, çok ucuza satıldılar hatta. 30 Mart 2014 seçimlerine kadar tek kelime etmediler pek çoğu. Tarih bir kez daha göstermişti “yufka yüreklilerle çetin yolların aşılamayacağını”...

Operasyon aslında iyi bir turnusol kâğıdı olmuş, milletten yana tavır koyanlarla, kendinden başka derdi olmayanlar bir kez daha ortaya çıkmıştı. İşin acı tarafı bu kendinden başka derdi olmayan, sistemden nemalanan, ”dalkavukluğun menzili olmaz” ucuzluğuna ve kolaycılığına sığınan bir kısım insanlar halen makamlarında arzı endam etmekte ve halen bu organize yapı ile olan aleni mücadelede ya diğer tarafta yer almaya ya da bitaraf olmaya devam etmekteler. Bir kısım uyanıklar ise 30 Mart’a kadar susup, zor zamanda konuşmayıp, tek kelime yazmayıp sonrasında söz söylemeye, daha sağlamcı sahtekârlar ise 10 Ağustos 2014 seçimlerinin sonuçlarını bekleyip, sonrasında bu konuda yazmaya, çizmeye başladılar.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve “Yeni Türkiye” idealine kendini adamış Sayın Başbakanımız ve etraflarındaki kefenlerini giyerek yola çıkmış bir avuç serdengeçtiye bir kez daha seslenmek istiyorum; “Yeni Türkiye”nin eski tip siyasetçilerle, defektli fikir fukarası makam sevdalılarıyla, parası kadar konuşup, daha çok verene satacaklarla kurulamayacağı gerçeğinden hareketle bu kez, 2015 seçimlerinde çok daha seçici ve dikkatli davranıp, böylesi insanlarla yola çıkmayınız lütfen. Bu aziz ve necip millet her zor anınızda yanınızda oldu ve dualarıyla, oylarıyla, yürekleriyle, kelâmlarıyla, kalemleriyle, içten gayretleriyle hep destek oldu. Bu sefer gerçekten “milletin has evlatlarıyla”, gerçekten “milletin adamlarıyla”, satmayacak, satın alınamayacak, küçücük grup menfaatlerini milletin ya da ümmetin menfaatlerin önüne geçirmeyecek, en küçük baskı ya da tehditte “yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değiştirmeyecek” olan “kötü gün dostlarıyla” yol çıkınız. Lütfen bu kez önünüze uzatılan “referanslı listelerin” dışındaki vatan evlâtlarını da hesaba katınız… Bu milletin başka ayak sürçmelerine ve büyük ideallerine ulaşma yolunda yeni zaman kayıplarına tahammülü yok artık…
 
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum