1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 17 Aralık Depremi Ve Sonuçları!
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

17 Aralık Depremi Ve Sonuçları!

A+A-
Allah bu ülkeye felaket vermesin.
Sel, yangın, deprem büyük felaketlerdir.
Yüce yaratan, milletimize büyük acılar yaşatmasın.
Benim bahsettiğim siyasi anlamdaki deprem.
Aradan geçen yaklaşık 25 gün içinde hala salvolar atılıyor, iktidar “çete, komplo” diyor, muhalefet ise bunlara karşı çıkıyor.
Halkın kafası karışık.
Geçtiğimiz günlerde Ilgın, Akşehir ve Kadınhanı ilçelerinde bazı araştırma ve geziler yaptım. Kaplıca’da vatandaşlarla sohbet ettim.
Benim şahsi kanaatim herkes karamsar. Elbette iktidar gibi “ Komplo” diyende var. Bunlarda bir şey değilmiş. Bunlar malı hamutuyla götürüyorlar, ancak karıncanın belini incitmiyorlar diyende var.
Bütün bu fırtınanın içinde ise ekonomi tepe taklak gidiyor. Döviz, altın, borsa tepe taklak, zamlar, akaryakıt zamları ise halkın belini kırıyor.
Geçmişte yaşanan ekonomik krizden, sözde Türkiye teğet geçmişti ama bu 17 Aralık depremi mi dersiniz, krizimi dersiniz pek teğet geçeceğe benzemiyor.
Şöyle bir bakıyorum.
İktidar bir panik içinde, belki de komplo doğrudur. Ancak bir taraftan da bir suçluluk psikozu ve çığırtkanlığı var. Muhalefet de haklı. Ateş yoksa, duman nereden çıktı? Bu polis tayinleri, görevden almalar, hukuka saldırmalar neyin nesi diyorlar.
Bence Bu gezi parkı olayları, 17 Aralık depreminin öncesine bakmalı. 21 Martta Diyarbakır’daki Nevroz bayramındaki mektuba bakmak gerekir.
Bu yolsuzluk operasyonu yapılmalıydı. Temiz ve kirli ortaya çıkmalıdır ama, benim kafama takılan ise Güneydoğu Anadolu’da 30 yıl süren OHAL ortamı neden hiç sorgulanmadı. Bir yargı süreci var. Bu süreci ile kimse oynamamalıdır. Hükümet ile yargı savaşa girmemelidir. Yargıyı toptan suçlarsak, kime güveneceğiz. Türkiye’de üç erk kendi kulvarında koşmalıdır.
Yasama, yargı ve yürütme…
Yasamayı millet adına TBMM yapmaktadır. Yürütme bunun devamını sağlamaktadır. Ya yargı, o erk te millet adına karar vermektedir. Kimse bir birinin üstüne çıkmamalıdır.
Şimdi ortada bir suç ve iddialısı var. O zaman kimse suçlu konumundaki iken yada böyle bir iddiaya muhatap ise yargıçlığa soyunmamalıdır. Kimse bu olayı siyasi arenaya götürmemelidir. Paralel devlet ve çeteden bahsediliyorsa bunu iddia eden açık seçik ortaya koymalıdır. Başbakan Milli İrade bende diyor ama, yargıda Millet adına Milli iradeyi kullanıyor. Yargı hep böyle çalışmıştı. Mahkemelerdeki hakimlerde “Yüce Türk Milleti adına” açıklamasıyla kararlarını vermektedir. Bir suç işlendi ise Milli iradeyi yargı kullanacaktır.
Bence hükümet aslında siyasi diyet ödüyor. Aslında bu diyeti AK partiye oy verenlerin hemen hepsi ödemektedir. Türkiye bu diyet borcunu ödemektedir. Burada dikkat edilecek konu doğruyu görmek ve bilmektir.
Siyasi olaylara mühendislik demek, demokratik tepkiyi kabul etmemektir.
Şunu unutmayalım ki, yakın geçmişte İstanbul’da başlayan ve ülkenin pek çok yerinde kabul gören, yürüyüşleri, tepkileri ağaca, parka kılıflandırdılar. Bu aslında bir toplumsal hareketti. Bu 17 Aralık ve sürüp giden diğer operasyonlarda yolsuzluk, hırsızlık kılıfına sokularak demokratik bir tepki gösteriliyor.
Görebildiğim kadarıyla Türkiye’nin gündemi bu ama, başka yönlere çekilerek olay soğutuluyor. Bekleyip neler olacak birlikte göreceğiz.

Bu yazı toplam 61 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum