1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 18 Yıldırvizyondaki Film
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

18 Yıldırvizyondaki Film

A+A-
MHP ‘de kazan kaynıyor.
Muhalifler iyiden iyiye olağanüstü genel kurul hazırlığına başlarken, mevcut MHP’de  çakılı defans yapma  çabası içinde ve mahkemenin kararını  üst mahkemeye taşına hazırlığında.

Devlet Bahçeli  esip- yağıyor.
Bence yanlış yapıyor.
İşi bu raddeye getirmemeliydi ve erkekçe, mertçe ve yüreklice genel kurula gidilmeliydi ve söyleceklerini pherkes orada söylemeli,  MHP’nin delegeleri kimi istiyorsa onu seçmeliydi.
Bu durum MHP genel Başkanı Devlet Bahçeli ve yakın arkadaşlarının yanlışı ile bu noktaya getirildi. Partiye yazık oluyor. Kim kazanırsa kazansın, sonuçta yine MHP içinde küskünler, kırgınlar ve beklide bölünmeler meydana gelecek. Türkiye siyasi bunu ve bu misyon bu tabloyu kaldıracak konumda değil.

Yanlış adım adan, geriye dönüş yapabilir ve  yanlış hesap yapan  Bağdat’tan döner misali, iş tatlıya bağlanmalı, seçime gidilmeli ve çıkan sonuca herkes rıza gösterip, misyonu güçlendirmek gerekir. Bu işi Devlet Bahçeli ve ekibi yapmalıdır.

Olağanüstü kongre için gerekli olan delege imzalarının toplanması, genel merkeze verilmesi, ardından kongrenin toplanması, delegasyonun hür irâdesiyle yeni genel başkanı ve yönetimi seçmesi olmaktan çıktı mesele... 'Çakılı defans' siyâset yapan bir genel başkan ve yönetiminin 12 seçimin her birinde seriye bağladıkları yenilgilerinin ardından bir vizontele repliği gibi "dimdik ayaktayız" cümlesiyle "peki sen hangi ara dayak yedin?" sorusuna muhatap olan bir genel başkan ve yönetiminin elindeki oyuncaktan vazgeçememesi de değil aslında asıl mesele...
Ramiz Dayı'nın "Fırtınada ağaçlar nasıl çatırdar bilir misin kardeş?" diye sorması ya da "Mesele kongre değil kardeş, mesele daha derin" demesi gibi bir şey aslında...   Yaşları en azından dört onluğu devirmiş bulunanlar hemen hatırlayacaklardır, tek kanallı televizyonumuz TRT'nin yayınlarında zaman zaman kesintiler olur ve ekranda hemen İznik işi bir 'necefli maşrapa' görünürdü. Genelde bir Türk Sanat Müziği şarkısının enstrümantal bir fon olarak dinletildiği birkaç dakikalık kesintiler olurdu bunlar. Sabırla beklerdik yayının tekrar başlamasını ekrandaki 'necefli maşrapa'yı yada bir Türkiye manzarasını  izlerken...Genel Başkan ise hükümet olduğu yıllarda Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz  ikilisinin arasında tam bir 'necefli maşrapa' görünümünde tedirgin bakışlarla etrafını süzüp,  Hz. Mevlana Türbes ini ziyarete  gelen şaşkın bir turist gibi ve bulunduğu yeri yadırgayan bir psikolojiyle deruhte ettiği Başbakan yardımcılığı vazifesinden sonra Salı günlerinin grup toplantılarında îrâd ettiği nutuklarla idâre ettiği muhalefeti daha bir sevdi...AK Parti’nin  ayak izlerine basarak kendisine ve partisine yön tâyin etti yıllardır.. Devlet Bahçeli yeni bir söylem, yeni bir proje üretemedi. “Vatan Millet-Sakarya edebiyatı” dönemi artık geçti. Halk yeni söylemler istiyor, yeni proje görmek istiyor. Nutuklarla bu ülke idare edilmeyeceğini artık herkes görmektedir. Milliyetçilikte kimsenin tekelinde değildir. Şunu da herkes bilsin  ki, herkes kendine göre milliyetçi, herkes kendine göre vatanperver ve herkes kendine göre dindardır. Bunu bütün siyasetçiler bilmelidir.
Bahçeli zaman zaman söylemleriyle de şaşırtıyor.."AK Parti  parçalanırsa ülke kaosa sürüklenir" diyecek kadar sıkı tâkip etti bu partinin  ayak izlerini.

Türk siyasetinin vizyonundaki 'istikrârın sessizliği' filminin kapalı gişe oynamasının devamını sağlamak...
 Hannibal Lecter kendi partisini yiyor... İki seçim arasında pişiriyor ve seçimde yiyor...Seçim sonrası yine aynı rahatlık, aynı sorumsuzluk, aynı özgüven, aynı hikâye, "yıkılmadık ayaktayız..."

Sandığı kontrol etmeyen teşkilât mensupları da dâhil olmak üzere seçmen dâhil herkes suçlu...Hırsızın hiçbir zaman kabahati yok...Pişkinlik, komplo teorilerinin içine sos olarak katılıyor, bir çeşni gibi...Muhalefet dışarıdan yönlendiriliyor, düşman odakların parti üzerindeki oyunları bu kongre talepleri...Denizli, Manisa, Tekirdağ, Edirne, Aksaray, Elazığ, Çorum, Samsun, Tokat, Sivas'ta partililer ayakta...12 yılın tüm seçim yenilgilerini, 12 yılın tüm siyasetsizliğini, ezilmişliğini, güvensizliğini ümide, heyecana, enerjiye, mesâiye dönüştürmeye hazırlanıyor... Kartopu gibi büyüyor heyecan... Bir domino oyunu gibi, son domino taşı devrildiğinde yerdeki taşlar 'iktidar' yazacak...   Bütün bunları görüp de hâlâ 8 Nisan'daki mahkeme kararından medet ummak,yüksek  mahkemenin kongrenin toplanmasının önüne geçen bir muhtemel kararından medet ummak, el kararıyla koltuğunu korumak ve 'istikrârın sessizliği' isimli filmin vizyonda kalmasını ve iktidarını seyircisiyle kapalı gişe oynamasını devam ettirmek de kötü bir tercih ama bir tercih nihâyetinde...12 seçimin tabelâsı "git" diyor... Delegasyonun yarısı resmî imzayla "git" diyor... Teşkilâtların "git" diyor... Tüm siyâsî etik kuralları "git" diyor...Fakat sen "gitmem" diyorsun hâlâ...'İstikrârın sessizliği' filmindeki başrolünden Oscar mı bekliyorsun?
    
Bu yazı toplam 68 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.