1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. 19 MAYIS 1919 YÜZÜNCÜ YIL SONRASINDA!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

19 MAYIS 1919 YÜZÜNCÜ YIL SONRASINDA!

A+A-

19 Mayıs 1919 tarihinden bugüne bir asır geçti, 100. Yıl münasebetiyle Layığı veçhile kutlamaların yapılması ve başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün siyasi liderlerin katılımı ise sevindiricidir. (Meral Akşener katılmadı)
Milli Bayramlara muhakkak ehemmiyet yarınlarda gelen nesile kutlu miras bırakabilelim!
*
Böylesi Mübarek Ramazan Ayının manevi ikliminde bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret sonu ise cehennemden kurtuluş olarak idrak ederiz.
Bu idrak içinde olmak elbette güzelliktir…
Bu güzelliklerden dem almak nasip meselesidir..
Keremi var, Aslı yok! Olur değil mi?
Öyle ise bu nur ayında nurayilere meydan bırakmayalım.
**
Son günlerde eski tüfek dinozorların olmadık mavralarına aldanarak maceraya soyunanlar muhakkak yanlışa koşacaklardır. Yanlış yolda koştuklarını anladıklarında ise ben kaygısı çıktıkları yanlış yolda kayboluşlarını başları saptırmaya değince anlayacaklardır..
Bencilliğin sonu böyle bir şeydir..
*
Yalnız kendini düşünmeden karşı tarafı düşünmenin adını ben ötesine koşmak koyalım mı?
İnsan yaratılışı gereği belli evrelerden geçme durumundadır. Ancak, bu geçtiği evrelerde saplanıp kalmamak gerekir.
Mevlana Celalettin Rumi; 
“BİR GÜN DENİZİ ÖZLERSEN, DAMLA HALİNDE KALMAYI KAFANDAN AT, DENİZE KATIL, KENDİN YOK OL!”
Kimliğimiz elbette olacaktır. 
Ruhi kimliğimiz bizim hayat bakış açımızı ve hayatı nasıl gördüğümüzü ifade eder.
Ruhsal kimliğimiz ben olarak değil ben ötesine gitmek olmalıdır. Kâinatta bulunan bütün varlıkları düşünebilmektir.
Kâinatta yalnız olmadığımızı anlamak ve toplumsal hayat içinde görevi olan birey olarak üzerimize düşen görevlerimiz, sorumluluklarımız idraki içerisinde yaşamak yaşama sevincimiz olacaktır. 
Toplum içerisinde karşılıklı saygı, sevgi içerisinde hakka, hukuka riayet ederek yaşamanın adıdır ben ötesine koşmak.
Bunu yanında evliyiz eş kimliğimizi, anne- babalarımızın yanında evlat kimliğimizi, çocuklarımızın yanında ebeveyn kimliğimizi, işyerinde iş kimliğimizi, arkadaş ortamında arkadaş kimliğimizi ayrı ayrı konumlandırmak durumundayız. 
Bütün bunları dışlayarak sadece ben dersek sorun yaşarız ve yaşatırız.
Hep beni ön planda tutarsak veya tersi aşağılar konumda olursak sorun olur. Başka deyişle egomuz büyüdüğünde aşağılayan davranışlara, küçüldüğünde de değersizliğe dönüştüğünü görürüz.
Ömründe kendinden başka bir şey düşünmemiş insanların toplumsal yani sivil toplum örgütlerinde değerlendirmemeliyiz.
Hani derler ya Sultan tebdil kıyafet Bursa’da gezerken koyun otlatan gencin kendi kendine konuşurmuş;
--- Ah bir sultan olsam, ah bir sultan olsam! Sultan gencin elindeki değneği yukarı atar. 
--- Değnek ininceye kadar her söylediğin emir olacaktır. Genç;
--- Bursa’nın şeftali bahçeleri hayrat! Der.
Gencin görgüsü, ufku, düşüncesi şeftali meyvesi ile sınırlıdır. 
Hâlbuki farkında olabilen ben ötesinde, doğru yerde, doğru zamanda eline geçen fırsatı kullanabilirdi. Bu yapıda yani böylesi kimlik sahibi olan hem kendi mutlu olur, hayattan haz alabilirdi.
Gücü nispetinde hizmet eder ve hizmet üretir.
Başka ifade ile üreten güç olur.
Hem dünyası hem de ahreti için muhakkak kazanmış olur.
Böylesi yapıda olan dünyada iken cenneti yaşar veya yaşatır.
Ya ben ötesine koşamayanları, kutsi değerlerimiz için yaşayamayanlarla, halkı, milleti, devleti için fedakârlıkta bulunmayanları iyi tespit etmeliyiz.
Ki, sonra hayıflanmayalım.
Koca Yunus;
Bir Ben Vardır Bende 
Severim ben seni candan içeri
Yolum vardır bu erkândan içeri. 
Beni bende demen bende değilim
Bir ben vardır bende benden içeri!

Bu yazı toplam 603 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.