1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. 1931 Başardık 2014 Niye Başarmayalım
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

1931 Başardık 2014 Niye Başarmayalım

A+A-
İran'ın IŞİD konusunda ABD ile işbirliği yapma isteği bir çoğumuzda şok etkisi yarattı. Bu haber üzerine aslında istenirse sayfalar dolusu İran ve Şia aleyhine yazılar yazılabilir. Zaten yazanlarda çok. Tıpkı ŞİA'nın gerek Türkiye, gerek Suud ve gerekse Körfez Ülkelerinin çelişkileri ile ilgili çok yazıp konuştuğu gibi. Fakat böyle yapmanın ne ne Şia'ya, ne Sünniliğe, ne Selefiliğe bir yararı yok. Aksine bu tür davranışlar ümmetin biribirine verdiği zararı sadece artırır.
Ümmeti Muhammed'in ilk bileceği gerçeklerden biri şu: Başta ABD olmak üzere Avrupa, Rusya, Çin... Tüm kafirler, ne Alevileri sever, ne Sünnileri ne ne de Selefleri. Onlar, ne Araplardan hoşlanır, ne Türklerden, ne de Kürtlerden. Onların bir tek gerçeği vardır: Çıkarları. Aksini söylemek tabiat kanunlarına ve tarihe zıttır. Bu mevzuda diğer bir hakikat ise, başta Orta doğu olmak üzere İslam diyarlarına sulhun, barışın, kardeşliğin gelmesi hiç bir kafir milletin işine gelmez. Çünkü kaos ve karışıklık onlara başta silah ticareti olmak üzere bir çok konuda büyük imkanlar sağlıyor, sömürü için çok müsait bir ortam kazandırıyor. Onlar ahmak mı ki bu ticaretin bitmesini, bu kazancın sona ermesini istesinler. Vuran Ali, vurulan Muhammed. Öldüren Salih, ölen Ahmet. İki tarafta "Allah Allah" diye saldırıyorlar birbirlerine. Saddamın zulmünden bıkanlar bu gün onun yaptığı zulmün bir benzerini devlet eliyle karşısındakilere yapıyor. Korkarım ESED devrilse yerine geçenler onun yanlışlarını devam ettirecekler.
Tarihe baktığımızda en uğursuz, en uzun, en şiddetli, savaşların iç savaşlar olduğunu görürüz. Bu gerçek Hristiyanlar içinde geçerli Müslümanlar için de. Avrupa, Orta çağda ve yakın tarihte birbirini öyle vurdu ki tarihe emsaline rastlanmaz. Orta Çağdaki mezhep savaşlarından ancak Reform hareketi ile kurtulabilen Katil Kıta, 1. Dünya savaşında 10, 2. Dünya savaşında 50 milyona yakın insanının ölümüne engel olamadı. İslam dünyası da tarihte aynı gerçekleri yaşadı ve elanda yaşamaya devam ediyor.
Bu günleri yıllar önce görüp başta Türkiye'de yaşayan bizler olmak üzere ümmeti Muhammedi, mezheb ayrılıklarının körüklenmesi halinde büyük bir fitneye dönüşeceği, bunun da ümmet arasında büyük facialara ve ölümlere neden olabileceğini söyleyenler ve bu nedenle bu çıkmazdan ümmeti korumak için her gün radyodan yayınladıkları bildiri ile bu tehlikeye dikkat çekenler çok haklı çıktılar. Bu gün Irakta, Suriye'de yaşananlar bu uyarıların dikkate alınmayışının acı meyvelerinden başka bir şey değildir.
AKRA fm'de 3-4 yıldır yayınlanan bu uyarılar, nazara alınmadığı için İslam Dünyasındaki kaos ve kargaşa artarak devam ediyor. Ben de belki faydası olur umudu ile radyoda(KRA FM) canlı olarak tekrarlanan ve AKRA-FM in internet sitesinde de yazılı olarak mevcut olan bu bildiriden bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum:
"...Tedirginlik nedeni güncel gelişmelere sağduyulu bir ittifak zemini oluşturması bakımından 1931’deki İslam Birliği Genel Kongresinin kararları dikkate şayandır.
Körüklenmekte olan mezhep gerginliğini engellemenin yollarından biri de İslam Birliği Genel Kongresi’nde alınan kararların günümüze uyarlanmasından geçmektedir.

Kuzey Afrika’da başlayıp Orta doğu’da devam eden gelişmeler ekseninde oluşturulmaya çalışılan Sünni-Şii gerginliğinin bir kutuplaşmaya dönüşme ihtimali bölgedeki dost ülkelerin geleceğini tehdit ediyor..."
Haksız işgallerle Orta doğu’da başlayan iç karışıklıklar, Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan devrimler, son olarak Suriye, Yemen ve Bahreyn üzerinden körüklenen mezhep ayrımcılığı zemini, Müslümanların uyanık olmasını gerektiriyor.
Yakın tarihimizde benzer dış saldırılarla ve oyunlarla karşılaşan Müslümanlar, İslam kardeşliğini tesis etme yolunda önemli toplantılar gerçekleştirip mezhep ayrımı gözetmeksizin ciddi kararlar aldılar.
Bu çerçevede, hicri 6 Şaban 1350, miladi 10 Aralık 1931 tarihinde Kudüs’te düzenlenen İslam Genel Kongresi’nde de İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasında işbirliğini sağlamak ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek yönünde çok önemli kararlar alındı.
Aralarında Türkiye, Suriye, İran, Irak, Filistin, Yemen, Tunus, Trablusgarp (Libya), Mısır, Yugoslavya, Endonezya, Doğu Türkistan başta olmak üzere 22 ülkeden/bölgeden 153 delegenin katıldığı kongre, mezhep ayrımı (Sünni, Şii, Alevi, Safii, Hanefi vb.) gözetilmeksizin İslam kardeşliğini geliştirmek ve Müslümanların menfaatlerini birlikte savunmak için İslam ülkelerinin temsilcilerinin kendi iradeleriyle bir araya gelmeleri bakımından çok büyük önem arz etmektedir.
Zamanın Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseynî’nin ev sahipliğinde Kudüs’te gerçekleştirilen İslam Birliği Genel Kongresi’nde alınan kararlardan, günümüz siyasi arenasında örnek alınmasını istediğimiz en dikkat çekici ve en önemli gördüğümüz maddelerden bazıları şöyle:
“Madde 1: Dünyanın her yerinden Müslümanların katılımıyla düzenli ve genel bir kongre düzenlenecek ve bu kongre İslam Genel Kongresi olarak anılacaktır.
Madde 2: Kongrenin hedefleri şunlardır:
a) İslam inancını ve değerlerini yaymak için etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın Müslümanlar arasındaki işbirliğini ve genel İslam kardeşliğini geliştirmek.
b) Müslümanların menfaatlerini savunmak ve kutsal mekânlar ile toprakları herhangi bir müdahaleye karşı korumak.

Kongre, Sünni ve Şia ayrımı gözetilmeksizin ve herhangi bir dış baskı/yönlendirme olmaksızın Türkiye, İran, Suriye, Irak, Mısır, Trablusgarp (Libya), Tunus, Yemen, Filistin, Lübnan, Doğu Ürdün, Cezayir, Hicaz (Suudi Arabistan), Rusya (Ortaasya Türk Devletleri), Mağrib (Fas),Hint kıtası, Seylan (Sri Lanka), Nijerya, Cava Adası (Endonezya), Doğu Türkistan, Kafkasya ve Yugoslavya’dan 153 delegenin katılımıyla gerçekleştirildi.
Din bilgini, siyasetçi ve düşünürlerden oluşan katılımcılar arasında önde gelen simalar şöyleydi: Ziyaüddün Tabatabaî (eski İran Başbakanı), Hasan Halid Paşa (eski Doğu Ürdün Başbakanı), Reşid Rıza (Mısır el-Ezher Üniversitesi Dekanı), Cezayirli Emir Abdülkadir’in torunu Emir Said el-Cezairi, Şükrü El Kuvvetli (Suriye’nin kuruluşundan sonra ilk devlet başkanı), Riyad El Sulh (Lübnan’ın bağımsızlığından sonraki ilk başbakan) ve Muhammed İkbal(Hindistan-Pakistan). Başkanlığa Hacı Emin el-Hüseyni’nin getirildiği kongrede Muhammed İkbal ise başkan vekili seçildi.

Kongre oturumlarında alınan karar gereği Müslümanlar arasında birliğin sağlanmasının nişanesi olarak Şii din âlimi Muhammed el-Hüseyin Al-i Kâşif, “Sünni, Şii ve İbadiyye’lerden oluşan ve onbini bulan cemaate” Mescid-i Aksa’da Cuma namazı kıldırdı. Al-i Kâşif’in, “İslam kardeşliğinin önemi ve İslam birliğinin tesisi” başlığıyla verdiği hutbede İslam Birliği Genel Kongresi'nde alınan kararları kimlerin nasıl engellemek isteyeceğine dair önemli tespitlerde de bulunduğu kayıtlarda yer almaktadır.
 
Bu yazı toplam 73 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum