1. YAZARLAR

  2. Adem BAŞ

  3. 2017 boşa mı geçecek?
Adem BAŞ

Adem BAŞ

Adem BAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

2017 boşa mı geçecek?

A+A-

2016 yılı zor bir yıldı. Geldi geçti, deldi geçti… İzlerini yıllarca ekonomik, sosyal ve siyasal hayatımızda göreceğimiz bir yıldı, 2016.

2017 yılı da sanırım öyle olacak. Referandum, seçim tartışmaları ve benzeri nedenlerle boşa geçmiş bir yılımız şimdiden cepte. Çocuklarımızın geleceğinden çalınacak bir yıldı. Hayır bunları rakamlara bakarak, söylemiyorum. Tahminimi söylüyorum sadece…

Aslında rakamlara bakacak olursak, ekonominin üzerindeki kara bulutların dağılmış olması da gerekiyor. Örneğin, ekonomimiz geçen yıl 2.9 büyümüş…  Daha ilginci yıl ortalamasında büyüme yüzde 2.9 olurken, yılın son çeyreğinde büyüme oranı yüzde 3,5 olmuş. 15 Temmuz’dan sonra bile yüzde 3,5 büyüme inanılmaz bir rakam. Tabi Türkiye gibi genç bir ülkede yüzde 3,5 büyüme aslında büyüme değil, küçülmeme anlamına geliyor.  Daha açık ifade ile yerinde sayıyoruz diyebiliriz.  Bu bir eleştiri değil, bir tespit. Genç nüfusumuz çok fazla olduğu için yıllık 800 bin ile 1 milyon arasındaki gence iş bulmamız gerekiyor. Bunun için de büyüme oranınız yıllık 3-4’ün altında olmaması gerekiyor.

 

***

Neyse konumuza dönelim. 2017 de boşa geçmiş bir yıl olacak. Çünkü referandum tartışmaları ile yılın ilk 4 ayını geçiştirdik. Geriye kalan 8 ayda ise ne olacağı belirsiz…  Kamu-özel sektör çok çalışıyor. Yılın ilk 3 ayında 470 bine yakın kişiye iş imkanı sağlanmış. İstihdam seferberliği kapsamında daha binlercesine de sağlanacak sanırım… Sanayicimiz üretiyor. Hiç durmadan üstelik. Ne darbe, ne kriz söylentileri, ne piyasadaki daralma, ne sıcak para dönüşünün olmaması. Hiçbir şey durdurmuyor sanayicimizi… İşçilerimiz düşük ücretlere rağmen çok çalışıyor. Emeğinin karşılığını alamasa da ‘buna da şükür’ deyip çarkların dönmesini sağlıyor.

Ama maalesef siyasilerimiz çalışmıyor. Bu sözden maksat ‘eski Türkiye’nin fildişi kulelerinde yaşayan siyasetçiler’ değil. AK Parti Türkiye’de siyaseti değiştirdi. Artık öyle halktan uzak, derdini anlamayan siyasiler devri geçti. Ama maalesef şu anda gündeme teslim olma durumunu yaşıyoruz… Bana öyle geliyor ki, siyasiler bir girdabın içine girmiş sürükleniyor ve ülkeyi de arkalarından sürüklüyorlar. Hakim değiller… Bu da halktan uzaklaşma anlamına geliyor. Hep derlerdi ya, fabrika ayarlarına geri dönme… Sanırım şu anda fabrika ayarlarının ne olduğu bile unutuldu.

Dava mı parti mi ikilemi yaşayanlar ise benim gibi yazacak çok şeyleri olmasına rağmen, kıyıdan kenardan dokundurtup geçmek zorunda kalıyor.

 

***

Bu kadar söz söylemişken birkaç öneride de bulunmak gerek elbette… En azından fabrika ayarlarını biz hatırlatalım… Kavga etmeyi bırakalım artık. Dışarıda da içerde de kavgayı bırakalım… Devlete sahip olduk derken, devletin esiri olmayalım… Devlet hizmet etmenin bir aracı sadece… Devlete esir olmayacağız derken, başkalarına da esir olmaya gerek yok. Dış politikayı iç politikanın konusu yapıp durmaktan vazgeçelim… İlkeli bir dış politikanız yoksa, dünyada da yoksunuz. Her şartta herkes için demokrasi mi diyoruz, bunun arkasında duralım. Yolda yalpalarsak, bir kere davranış zafiyetinde bulunursak bir şey olmaz demeyelim. Davranış zafiyeti kişilik zafiyetine yol açar. Bu kişiler için de toplumlar da için böyle. Ve daha bir sürü şey…

Bu yazı toplam 346 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.