1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. 21. Yüzyılı İslam Asrı Yapmalıyız, Buna Mecburuz
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

21. Yüzyılı İslam Asrı Yapmalıyız, Buna Mecburuz

A+A-
Yeni yılın ilk ayını iki gün sonra uğurluyoruz. Şubat ayını da ömrümüz varsa uğurlayacağız, mart ayını da. Fakat asıl ifade etmek istediğim gerçeğe bakacak olursak, İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyıl İslam âlemi için hep sıkıntı getirmiştir. Ümmet bilincinden uzak yaşamımız ve kişisel hatalarımız kaynaklı bir gidişat sürdüğü müddetçe emperyalist odakların çıkar ve beklentilerine hizmet etmeye devam edeceğiz.

Gönül isterdi ki içinde bulunduğumuz yüzyıl İslam ümmeti için uyanış ve kıyama kalkma vesilesi olsun. Ama bugün gelinen noktada halen müspet bir ilerleme olmayışı ister istemez insanda bir karamsarlık sebebi olabiliyor.

İşte bu bakımdan ufakta olsa katkıda bulunabilmek amacıyla internetten yaptığım araştırmalar ışığında elde ettiğim bilgileri sizlere buradan aktarmak ve hep birlikte ümmetin kurtuluşunda pay sahibi olmaya davet ediyorum.

İslam dünyası olarak inanç, düşünce, kural, kurum ve eylem düzeyinde birbiriyle bağlantılı, karmaşık birçok sorunla 21. yüzyıla girmiş ve bu yüzyılın 16. Yılına ulaştığı halde beklenen ilerlemeyi
kaydedememiştir. Hâlbuki İslam ümmeti karşı karşıya kaldığı sorunları çözebilecek manevi ve maddi dinamikler ile tarihi derinliğe sahiptir. Bu pozisyonda iken halen dinimiz adına tellallık yapan bazı âlim müsveddelerinin din adına ileri geri konuşmasının verdiği zarar ümmetin fertlerine dayanılmaz acılar, hasretler ve ümitsizlikler yaşatmaktadır.
İslam dini kendine özgü bir inanç, düşünce ve eylem sistemine sahiptir. Bu sistemin merkezinde; tevhid, adalet ve ahlak yer almaktadır. Bugün üzerimizde dönen kişilik bunalımının etkisi sebebiyle İslami yaşam sistemi yerine kapitalist ve ben odaklı bir yaşam tarzımızın ümmete bedeli çok yüklüce olmuştur.
Batıda sanayi devrimi sonrasında ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alanda yaşanan değişim ve dönüşüm, İslam dünyasını sarsmış ve Müslümanların hemen her alanda yeni bir arayış içerisine girmesine neden olmuştur. Madde ve güç esaslı Batılı değer ve paradigmaların merkeze alındığı bu arayışlar, İslam dünyasında, uzun bir süre, birçok olumsuzluğu beraberinde getirmiştir. 1980’li yıllarla beraber bu olumsuzlukların ortaya çıkışına zemin hazırlayan Batı merkezli arayışlar, yerini yeni, özgün ve kapsamlı arayışlara bırakmıştır. Ama ümmet olarak denge gözetilmediği için bugünkü ulaşılan noktada ileri gitmek yerine hep geriye doğru koşmaktayız. Hâlbuki asıl inkılap insani yaşam anlayışımızda gerçekleşmeliydi. Her şeyin başında bu olmalıydı. Ama biz ilmi ve teknoloji odaklı çalışmalara odaklanıp, ahlaki ve insani değerleri öteleyince bugünkü keşmekeş yapımız kuşatma altına almıştır.
Ekonomik, siyasal ve sosyal alanda liberalizm ile temsili demokrasi düşüncesi ve sistemi İslam dünyasında büyük bir dönüşüm yaşanmasına zemin hazırlamıştır. Liberalizm ve temsili demokrasi, İslam dünyasında yapısal açıdan olumlu bir etkiye sahip olmasına karşın ahlaki açıdan olumsuz bir etki meydana getirmiştir.
Şehirleşme ve şehirlileşme medeniyet tasavvurunda önemli bir yere sahiptir. İslam dünyası, rant merkezli dikey yapılaşma yerine insan merkezli yatay yapılaşmaya yönelmeliydi. Çünkü insani olduğu kadar İslami ve doğala daha yakın olan da yatay yapılaşmadır.
Küreselleşme süreci tüm dünyada olduğu gibi Müslümanlar için de yeni ve büyük sorunlar ortaya çıkarmıştır. Ancak, küreselleşme, ortaya çıkardığı sorunlar yanında, ulusçuluk düşüncesi ile ulus devlet yapısının aşınmasına zemin hazırlayarak Müslümanlar için yeni fırsat alanları doğmasına da neden olmaktadır.
Batılı anlayışın egemen olduğu günümüz dünyasında İslam coğrafyasına ilişkin tespitler de oryantalistler tarafından ortaya konmuş, bu anlamda siyasal İslam ve ılımlı İslam kategorileri oluşturulmuş ve Müslüman devletler buna göre tasnif edilmiştir. Oryantalistlerin bu bakış açısı, Müslümanların sorunlara çözümden ziyade birbirini farklılaştırma sonucunu doğurmuştur. Hâlbuki Siyasal İslam denilen kavram bana göre zaten bir realitedir. İslam’ın özü siyasettir. İslam dininin temelinde farklı halklar arasında yaşantımızı tanzim etmek ve diğer farklılıklarla iç içe ve mümkünse daha yararlı olmak adına uğraş vermeliyiz. Çünkü İslamin temelinde tebliğ vardır. İnsanların uyanışına vesile olmak dinimizin şiarlarından biridir. Dinimizin sahibi hesap gününde bizlerden bunları soracak. Sorguda ferdi çabalarımızdan hesap vereceğiz. Domates çekirdeği kadar beklenen katkıyı veremediysek ve ömrümüzü şu dünyanın oyun ve oynaşlarıyla heder ettiysek işte o gün asıl kaybeden olacağız. O zaman ne bu dünyada ki zenginliğiniz ne de attığımız havalardan eser kalacaktır. Kısacası gerçekle yüz yüze geleceğiz. Sonucunda hakkımızda verilen hükme mecburen riayet edeceğiz.
Ülkemiz, dünya Müslümanlarının yaşam standartlarını yükseltmek ve ümmet üzerinde oyunlardan uzaklaştırmak için bugün en önemli aktördür. Rolümüzü isabetli oynarsak tüm İslam ümmetinin yeniden uyanışına vesile olacak sonucu vermek rabbimizin lütfudur. İslam coğrafyasının önemli bir merkezi olarak Müslüman dünyadaki sorunlarla ilgilenmek ve kendi dinamiğinden, kültüründen ve tarihsel derinliğinden meselelere bakmak, çözüm önerileri sunmak zorundadır. Türkiye’de bu birikim ve felsefi derinlik vardır ve İslam dünyasının geleceğinde önemli görevler üstlenecektir.
 
Bu yazı toplam 83 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.