1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 22- SANCAKDARI RASÜL
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

22- SANCAKDARI RASÜL

A+A-

     Hz. Ebu Eyyûb-i Ensari hazretlerinin Ensar-ı kiram, Eshâb-ı kirâm, Mihmandâr-ı Nebevî ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ve yakın arkadaşlarına ev sahipliği gibi üstünlüklerinin yanında daha pek çok hâlleri vardır. Bedir, Uhud, Hudeybiye ve diğer bütün harplerde Resûlullahın yanında bulundu ve hayır dualarına kavuştu. Birçok muharebelerde sancaktarlık hizmeti ile şereflendi. Bu sebeple kendisine (Sancaktarı Resûlullah) unvanı verildi.

      Resûlullah (s.a.v.) efendimiz, Eshâbı kirâm arasında âhiret kardeşliği sözleşmesi yaptırırlarken, Hâlid bin Zeyd ile Mus’ab bin Umeyr hazretleri arasında da âhiret kardeşliği akdi yaptırmıştır. Hâlid bin Zeyd hazretleri Cemel ve Sıffîn vakalarında, Hz. Ali’nin yanında bulundu. Kumandanları arasında yer aldı. Hz. Ali şehîd oluncaya kadar hep yanında bulundu. Suriye, Filistin muharebelerinde Mısır ve Kıbrıs’ın fethinde de bulundu. Gayet şecaatli ve pek kahramandı. Bir muharebede bir özründen dolayı bulunamadığı için hep üzülürdü.

      Hurmalarını çalan cinniyi gece yakalayıp: “Bu zamana kadar çaldıklarını sana helâl ederim. Ancak bir şartım var. O da sizin zararınızdan kurtulmanın çaresini söylemendir.” buyurunca cin;

 ” Haşir suresinin sonunu okumaktır” cevabını vermiştir.( Hüvallahüllez ilh. Son üç ayet)

     Çok cömert idi. Evi herkese açıktı. Eline geçeni Allah yolunda verirdi. Köleleri ve cariyeleri azâd eder, onlara ihsanda bulunurdu. Sünnet-i seniyyeye çok bağlı, Dünyayı sevmez, dünyalıktan hoşlanmazdı. Resûlullah’ın (s.a.v.) vefatından sonra sık sık Ravda-i mutahhara’ya gidip, ağlardı.

      Bir defa imam olup, yanındakilere namaz kıldırdıktan sonra, arkadaşlarına: “Şeytan kalbime vesvese etti ve bana, bu insanların arasında imamlığa müstehak senden başka bir ferd yoktur. Sen şimdi insanların hepsinden efdalsın, bu açık bir hâldir dedi ve bundan sonra mecbur olmadıkça imamlık yapmayacağıma kalbimi ucub ve riyadan koruyacağıma söz verdim” buyurdu.

      Ebu Eyyûb-i Ensârî aynı zamanda ilim ve takvada da çok ileri idi. Vahiy kâtipliğinde bulunmuştur. Hemen birçok Sahabe kendisinden ilim ve hikmet dersleri almış, Kur’ân-ı kerimin ve hadîs-i şeriflerin doğru anlaşılmasında kendisine müracaatta bulunmuştur. Kurra-i Kirâm’dan yani, Kur’ânı kerîmi ezbere bilenlerin meşhurlarından olup, Tabi’inin kıraat âlimi, her gittiği yerde “Mihmandârı Nebevî” olarak büyük alâka ve hürmet görmüştür.

       Hz. Ali’nin, hilâfeti zamanında Basra valisi Abdullah bin Abbas’ın (r.a.) yanına gitmişti, İbni Abbas kendisini görünce ona pek çok hürmet etmiş ve konağını ailesine tahsis etmiştir. Basra’dan ayrılırken de, konağın bütün kıymetli eşyaları hediye edildi. Yirmi bin veya kırk bin dirhem gümüş, yirmi ve kırk köle ihsan ve takdim edilmişse de, o köleleri âzâd etti ve paraları da onlara dağıttı. Hz. Muaviye zamanında Mısır’ı da ziyaret eden Ebû Eyyûb-i Ensârî burada da büyük hürmet ve alâka ile karşılanmıştır. Mısır Valisi Ukbe bin Âmir ile aralarında şöyle bir hâdise geçti.

 

Bu yazı toplam 301 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.