1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 22- SANCAKDARI RASÜL
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

22- SANCAKDARI RASÜL

A+A-

Vali bir gün akşam namazına gecikti. Cemâat bir hayli bekledi. Nihayet cemaate gelip imam oldu. Namazı geç de olsa kıldırdı. Cemaat arasında Ebu Eyyûb-i Ensârî de vardı. Namazdan sonra Ebû Eyyûbi Ensârî Valiye “Ey Ukbe, Resûli Ekrem’in (s.a.v.) akşam namazını geciktirenler hakkında şu sözünü duymadın mı?

 “Ümmetim, akşam namazını yıldızların gökyüzünü kaplamasına kadar tehir etmedikçe hayır üzeredir yahut fıtrat üzeredir.”

      Hz. Ukbe, “Evet” diye cevap verince, “O halde akşam namazını niçin bu kadar geciktirdiniz?” diye sordu. Ukbe (r.a.) meşguliyeti sebebiyle bu gecikmenin vaki olduğunu ifade edince, Ebu Eyyûb-i Ensârî;

 “Yemin ederim ki, senin bu yaptığını görerek halkın Resûlullah da böyle yapardı, zehabına düşmesinden endişe ederim” dedi ve valiyi ikaz ve işaret etti.

      Onun Mısır seyahatinin asıl sebebi bir hadîs-i şerîfi, validen tahkik etmekti. Resûli Ekrem’den (s.a.v.) rivayet edilen hadisi bizzat Peygamberden (s.a.v.) duyan Hz. Ukbe’den başkası hayatta kalmamıştı. Ebu Eyyûbi Ensârî, durumu Ukbe’ye bildirip, kendisini dinlemek istediğini söyledi. Ukbe mezkûr hadisi şerifi şu şekilde anlattı:

       Resulü Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki: “Her kim bu dünyada bir mü’minin kusurunu örterse, Cenabı Hak da kıyamet gününde onun kusurunu örter.” Hz. Ebu Eyyûb böylece bir hadisi tahkik etmenin gönül huzuru ile Medine’ye dönmüştür. Onun için, Allah yolunda cihâd için cepheye gitmek ne ise, bir hadîs için de uzun yolları katletmek aynı derecede mukaddes bir vazifeydi.

      Hz. Ebu Eyyûb, dört halife devrini de idrak ederek nihayet Hz. Muaviye’nin İstanbul fethi için teşkil ettiği orduya da yetişmiştir. Resûlullahın (s.a.v.) İstanbul fethi için verdiği müjdeyi kalbinin derinliğinde bir sır gibi saklıyordu. Yaşı ilerlemesine rağmen( 90 nın üzerinde) bu müjdeye kavuşma şerefi ve heyecanıyla dolu idi. Hicretin ellinci (m. 670) senesinde Mısır’a gelerek bizzat katıldığı bu ordu ile İstanbul önlerine kadar gelen Hz. Ebu Eyyûb-i Ensârî, çarpışmalar sırasında hastalandı ve yatağa düştü. Hasta yatağından harbin seyrini takip ediyor ve bir an önce iyileşip, savaşmayı arzuluyordu. Ordu kumandanı Yezîd bin Muaviye kendisini bizzat gelip ziyâret etti. İyi olması temennisinde bulundu.

     Yezîd’in ziyâretinden memnun olan Ebû Eyyûbi Ensârî ecelinin yaklaştığını hissederek, Peygamber efendimizin şu hadîsi şerîfini rivâyet ederek “Kostantiniyye’de kalenin yanında bir reculi sâlih defin olunacaktır” vasiyette bulundu: “Şayet burada vefat edersem, cenazemi hemen defin etmeyin. Ordunun gidebileceği yerin en ileri noktasına kadar götürün ve beni oraya defin edin.

      Mihmandâr-ı Nebevî, demek ki, manevî olarak defin edileceği yeri görmüş ve Müslümanların hayali olan İstanbul fethine bir adım daha yakınlaşmak istemişti. Gerçekten bir müddet sonra Hz. Ebu Eyyûbi Ensârî ruhunu Rahman’a teslim eyledi. Vasiyeti üzerine askerler naşını elleri üzerinde ordunun vardığı en uç noktaya taşıdılar. Tekbir ve dualarla defin ettiler. (devam edecek)

 

Bu yazı toplam 318 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.