1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 26- BÜYÜK ÇEKMECE MİMAR SİNAN KÖPRÜSÜ
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

26- BÜYÜK ÇEKMECE MİMAR SİNAN KÖPRÜSÜ

A+A-

       Kanuni Sultan Süleyman, günün birinde, İstanbul Büyük Çekmece’ye gelir, bir tarafı Marmara Denizi, diğer tarafı Büyük Çekmece gölü. Bu iki suyun birleştiği yerden karşıdan karşıya geçerken, suyun üzerinden Çektiriler ile geçilirmiş. Rumlar zamanında da geçişler aynı durumda imiş. Hatta Rum’lar zaman zaman köprüler inşa etmişler, lakin bir türlü düzen tutturamamışlar. Köprünün sağı solu su olduğu için dalgalar vs. ile yapılan köprüler yıkılırmış. Bir türlü köprünün devamlılığını sağlayamamışlar.

      Kanuni Sultan Süleyman (r.a), günün birinde, Büyük çekmece gölü ile Marmara Denizi arasına bir köprü yapmayı(yani bahsi geçen yere) düşünür. Ve bu düşüncesini Mimar Sinan hazretlerine açar.

 Der ki:  Mimar Efendi!  Büyük Çekmeceye bir köprü yaparmısın?.

       -Mimar Sinan, evet yaparım Sultanım der. Hâlbuki o anda hasta yatağında yatıyormuş. Buna rağmen; Hay hay yapalım Sultanım der. Çünkü onlar için hizmet, gayret ve himmet ilk düşünceleriydi. Onlar vatan, din ve millet, hatta insanlık için kendilerini hizmete adamışlardı. Hazreti Allahın onlara rahmeti bol olsun.

 -Padişah, kendisine nasıl yapacaksın, nasıl bir şey düşünürsün deyince;

     -Mimar Sinan: Şöyle şöyle diyerek bu günkü şeklini tarif ediyor hasta yatağında. Padişah hayret etmiş. Ve demiş ki hemen nasıl düşündün bu planı?

      -Mimar Sinan!  Padişahım tarif ettiler demiş! Eliyle tarifi:

       Elinin parmaklarını az aşağı eğerek, kavis şeklinde üç dört kere zikzak çizer gibi tarif etmiştir. Meraklılar, bir gün yolu oraya düşerse görmesini tavsiye ederim.)

     Efendim, Mimar Sinan merhum kolları sıvamış, köprü hazırlıkları hemen başlamış. Büyükçekmece bazı sakinlerinden duyduklarımı naklediyorum sizlere.

      İstranca dağlarından ismini hatırlayamadığım ve fakat suyun altında çürümeyen bir ağaçlar getirtmiş. Suyun altına döşemiş. Üzerine de taşları döşemiş. Sütunları ayarlarken sağ ve solundaki istinatgâhlarını ayarlarken son derece hassasiyet göstermiş ki, yıkılması imkânsız. Köprüye takriben yüz metre mesafe ile doğu tarafına birde han yaptırmış. Anlatıldığına göre, hanın içerisinde su ısıtacak bir yer, oradan da yer altından köprüye kadar bir kanal döşetmiş. Ve bu kanalın kollarını köprünün içerisinde dolaştırmış ki, kışın şiddetli soğuklar da don olup da köprüye zarar vermesin, atların ayakları kaymasın düşüncesiyle, yani ısıtma veya buharlaşma sistemi tatbik etmiş.

      Doğrusunu söylemek icap ederse! O günün tekniğinde, şartlarında ne büyük zekâ ve üstünlüktür. Akıl sahipleri için bunda ibretler vardır. Ümit ederiz ki bu günkü insanımız bilhassa yeni neslimiz ecdadının bu çalışkanlık ve üstün zekâlılıklarından ders çıkarırlar!

    Maddi ve manevi yapısı ile ne sağlam bir esermiş ki, yaklaşık beş asırdır hizmet vermiş. E-5 kara yolu açılıncaya kadar da vasıtalar bu köprüyü kullanmış. Şimdi ise bu değeri biçilmez eserimiz milli parkın bir ilavesi olarak gezinti yeri olarak yine sağlam bir şekilde hizmet vermektedir. Yine bu köprünün tahminen yüz metre doğu kısmında; Merhumun diğer bir eseri de Sokullu Mehmet Paşa Camii vardır.

      Hele o Cami’e bir güzel Minare yapmış ki, benzeri İslam âleminde biri de mısır’da olmak üzere iki yerdedir. Özelliği sırf taşdan oyma oluşudur. Bu fakire de o minarede bir defa ezanı Muhammedi’ye okumak nasip oldu. Akustik’ine yani ses düzeni ayarına hayran kaldım. Sanki kendi sesimi tanıyamadım. Meraklıların görmelerini tavsiye ederim. (devam edecek)

Bu yazı toplam 259 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.