1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. 28 ŞUBAT VE 15 TEMMUZ BİR CİA PLANI İDİ VE BAŞ AKTÖRÜ FETÖ’DÜR!..
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

28 ŞUBAT VE 15 TEMMUZ BİR CİA PLANI İDİ VE BAŞ AKTÖRÜ FETÖ’DÜR!..

A+A-

28 Şubat post modern darbesi yargılamaları müebbet hapis cezaları verilerek sonlandırıldı. Ne var ki Türk mahkemeleri, yaşlarını, sağlık durumlarını ve mahkemede ki iyi hallerini de dikkate alarak dikkate alarak sanıkların haklarında yurt dışına çıkma yasağı ve imza karşılığında adli kontrol uygulaması kararını vererek serbest bıraktı.

Ne yazık ki mahkemenin vermiş olduğu bu karar, ulusumuzun vicdanında kabul görmedi. Milletin içerisine sinmedi. Çünkü hala o dönem kumpaslarla mahkum edilmiş ve o günden bu güne kadar ömrünü hapislerde çürütmüş mağdurlar var. Geçtiğimiz günlerde bu mağdurlar içinde bir komisyon kurulup gerekli çalışmalar yapılacağı duyurulmuştu. Ancak şu ana kadar bir adım atılmadığı görüldü.

Basına yansımış olan çok acıklı hayat öyküleri, ömürlerinden çalınmış hayatlar var. Evet şu günlerde bazı fetöcülerin oluşturmaya çalıştıkları algı operasyonları ile AK Parti karşıtlığı duygularının etkisi ile kolayca yenik düşen bazı kişilerin dahi, o dönemle kıyaslama yapması çok enteresan değil mi?

Öncelikle 28 Şubat Darbesi Mağdurları, darbecilik suçundan içeriye alınmadılar. Sokakta gezerek, aileleri ile birlikte yaşayarak ceza çekiyorlar. Oysa ki o dönemde bu darbecilerin cezalandırdıkları mağdurlar. hala soğuk hapishane odalarının içerisindeler. Oysa FETÖ mağduru olduğu iddia edilenlerin büyük çoğunluğu, zaten darbe yapan terör örğütünün sadık elemanları değilmi idi?

Maalesef, 28 Şubat’ın en şedid destekçilerinden bir olan ve yine terör örğütü olarak karşımıza çıkan FETÖ’dür. Gülen, 16 Nisan 1997’de Kanal D’den Yalçın Doğan’a verdiği röportajda, askerlerin anayasanın kendilerine verdiği yetkiyi kullandıklarını belirtmişti. Çünkü aynı Fetö’ 1980 darbesinde de Kenan Evren’le anlaşma yapmıştı.

“Askerlerimiz bir yönüyle yaptıkları bazı şeylerden ötürü bazı çevrelerce, belki antidemokratik davranıyor görülebilirler. Ama onların konumlarının gereği anayasanın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Hatta dahası, benim düşünceme göre, onlar, bazı sivil kesimlerden daha demokrat”lık yapıyorlar.

“Herhalde onların temsil ettikleri kuvvet şu bugünün siyasi partilerinin ellerinde olsa idi bir gece ansızın çok seri bir şekilde baskın yapıp hasımlarını o anda bertaraf ederlerdi.”

“Kuvvet ellerinde olduğu halde çok mantıki bir şekilde hareket etmeyi yeğliyorlar. Çok muhakemeli ve itidalli davranmayı seçiyorlar. Epey bir zamandır bu böyle devam ediyor. Hisleri ile hareket etmeyi bir kenara bırakmış durumdalar. Hisleri ön palana çıkmadığı gibi, kuvvet, güç gösterisi de yapmayı yeğlemiyorlar. Bana demokrasi daha dengeli geliyor, o açıdan.”

Bu görüşler kime ait biliyormusunuz?

15 Temmuz kalkışmasını yaptıran mehdi-mesih CİA ajanı hoca bozuntusu FETÖ teröristine.

Rahmetli Prof Dr. Necmeddin Erbakan’ın neden arkadaşlarını bu hain hakkında uyardığını bu satırları okuyunca daha açık ve net bir şekilde anlamış oluyoruz. Bu günlerde ne yazık ki bazı siyasiler bugün 28 Şubatçıların yaptıkları hinliklerden hiç ders çıkarmamış gibi davranıyorlar.

Gerçi bu kon ile ilgili Şevket Kazan’ın; “28 Şubat bir darbe değildi” açıklaması da ayrı bir komedi oyununu ortaya koymuştur. Rahmetli Erbakan’ın ortağı Tansu Çiller hanımın tam tersini söylemişlerdi. Bu sözler Tansu Çiller’den gelmiş olsaydı ilginç karşılanmazdı amma 28 Şubat darbesini en acı bir şekilde hisseden biri tarafından söylenince çok ilginç gelebiliyor.

FETÖ’nün bu darbeyi niye desteklediğine gelince; 1970’te başlayan devletin hücrelerine sızma hareketinin, Rahmetli Erbakan tarafından engellendiği ve eğer Erbakan tek başına iktidar olursa tamamen bitireceğini biliyordu. Çünkü Erbakan Milli, Fetullah Haini gayri milli biri idi.

28 Şubat günü, 8 saatten fazla süren MGK toplantısı sonrasında, Rahmetliye dayatılan bir bildiriyi imzalamadığını ve ciddi bir baskıya maruz kaldığını ulus olarak basın aracılığı ile herkes öğreniyor ve CİA aracılığı ile Rahmetli itibarsızlaştırma yoluna gidiliyordu.

Bu belgenin adı neydi o zaman? Evet bu belgenin adı; ‘İrtica Eylem Planı’idi ve bu gündemin en önemli maddesi olarak ilk sırada yer alıyordu. O günlerde bu PKK’dan daha tehlikeli olarak gösteriyordu. O belge öyle bir belgeydi ki; Müslüman kimlikli insanlara, bırakın devlette neredeyse sokakta bile yaşama hakkı tanınmıyordu.

Baş örtüsü ile okula gitmek yasaklandı. Çok sayıda genç kız, örtülerinden dolayı okuldan atıldı. Baş örtülüler insan olarak kabul edilmedi. Üniversitelerde ikna odaları kuruldu. Baş örtülüler fişlendi. Sırf eşi baş örtülü diye ordu içerisinde pek çok subay disiplin cezası alarak uzaklaştırıldı. Şehit cenazelerine baş örtülü anneleri alınmadı. Yine şehit cenazelerinde Kur’an ve Salavat yerine Schopen marşları çalındı.

O günlerde adı sanı şöhrete çıkmış bazı medya mensupları köşelerinden baş örtülü kadınlara, sakallı erkeklere adeta savaş açtılar. Gördükleri yerde şikâyet edeceklerini bile açık açık yazıp çizdiler. Oysa, şimdi durmadan “yaşam tarzı” edebiyatı yapanlar, tam da o günlerde o insanların yaşam tarzlarına saygı duymayıp, insan muamelesi görmelerinden çok rahatsız oluyorlardı.

28 Şubat, İslami kesimde onarılması derin izler bırakan post modern bir darbe olarak tarihteki kayıtlı sayfalarda yerini aldı.

28 Şubat Post Modern Darbesinin bir de ekonomik ayağı vardı tabi.

Sadece içini boşaltarak bankalardan hortumladıkları para yekünü kayıtlara geçenlere göre 46 milyardı. 14’ten fazla banka TMSF’ye devredilmişti. Hortumlanan bu paraları devlet kasasından karşılanıyordu. Yani tüm zararları halkın sırtına, zamlara ve vergilere yüklemişlerdi. Çok sayıda iş adamı ve medya patronu bu dönemde kendi kurdukları bankalardan, şirketlerine aktardıkları paralarla haksız kazançlarını kat be kat artırdılar. Enflasyonu yüzde 70’lere tırmandırdılar.

2001 krizinin temelini atan 28 Şubat darbesi, ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi açılardan zaman kaybettirerek tüm darbeler gibi görevini eksiksiz yapmıştı.

Her konuya mutlaka “nane limon” olan ABD ve AB o zamanlarda yine darbeye “darbe” dememiş, dolaylı yollardan göstermelik eleştirilerde bulunmuş, hatta medyaya ısmarladıkları haberlerle rahmetli Erbakan’ın çok tehlikeli bir olduğunu yazdırmıştı.

Ne diyelim şimdilerde herkes aklını başına devşirir belki diye bu yazıyı kaleme aldım.Hadi hayırlısı.

Selametle!...

 

Bu yazı toplam 1467 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.