1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. 28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık
28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık

28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık

Başbakan Yıldırım, "28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık. Milletin oylarıyla seçilen milletvekili kardeşimize yapılan zorbalık hala toplumun hafızalarındadır." dedi.

A+A-

AK Parti Genel Başkanvekili ve Başbakan Binali Yıldırım, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Afrika ziyaretine değinerek, "Ülkemizin Afrika'yla ilgili son yıllarda başlattığı açılım ve Afrika'yla ilişkileri geliştirme stratejimize yönelik faaliyetlerini sürdürecek. Buradan Afrika kıtasındaki bütün kardeşlerimize, 81 milyon vatandaşımızın selamlarını gönderiyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin, Afrika'nın yol arkadaşı, dostu, kader ortağı olmaya devam edeceğini belirten Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin bütün mazlumların ve mağdurların yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.

"Türkiye demek, umut, insanlık, kardeşlik, adalet demek." diyen Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizim için Filistin de Somali de önemlidir. Suriye'deki mazlumlara nasıl yardım eli uzatıyorsak, aynı şekilde Arakan'daki kardeşlerimizi de unutmuyoruz. Bugün, dünyanın her yerinde varız. Bu şuurla, 16 yıldır gece, gündüz demeden aşkla, şevkle, milletimizden aldığımız güçle hizmet ediyoruz. Milletimizin desteğiyle, ülkemizde önemli hizmetler yaptık, önemli başarılar gerçekleştirdik ama işimiz bitmedi. Durmak yok yola devam. İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün."

"Vakur ve şahsiyetli duruşuyla siyasetin onuru olmuştu" 

Başbakan Yıldırım, yarın bir kez daha takvimlerin 28 Şubat'ı göstereceğini anımsatarak, "Bin yıl sürecek denilen o karanlık darbe girişiminin yıl dönümü. Aynı zamanda dönemin Başbakanı cennet mekan Necmettin Erbakan'ın vefatının yıl dönümü. 7 yıl önce bugün ebedi aleme göçen Erbakan Hocamızı rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyoruz. Mekanı cennet olsun. İnançların hayat tarzının ağır bir baskı altında olduğu o dönemde vakur ve şahsiyetli duruşuyla siyasetin onuru olmuştu, Necmettin Hocamız." diye konuştu.

Erbakan'ın siyasette nefret değil, muhabbet dilini kullandığına işaret eden Yıldırım, "Siyasete tatlı dili ve güler yüzü getirdi. Erbakan Hoca mitinglerinde yemin eder, yemin ettirirdi. Biz de yemin ediyoruz ki Allah'ın izniyle birbirimizin kardeşlik hukukuna zarar verenlere fırsat vermeyeceğiz. Vatandaşımızın hukukunu, terör örgütlerine karşı da karanlık güç odaklarına karşı da korayacağız." değerledirmesinde bulundu. 

"28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık"

Demokrasi, adalet adına Recep Tayyip Erdoğan ile beraber dik durduklarını, meydanı vesayetçilere bırakmadıklarını vurgulayan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

"28 Şubat'ta inandığını yaşamak isteyen gençlerimize, hayatı zehir eden, meslek liselerini adeta bitiren, bu ülkenin bazı evlatlarına vatandaşlık hakkını çok gören cuntacı zihniyeti unutmadık, unutmayacağız. 28 Şubat'ta sadece müdahalelerle, insamızın hukukunu çiğnemediler. Aynı zamanda ekonomik olarak da Türkiye'nin büyük bir krize girmesine sebep oldular. Bir yandan bankalar hortumlandı, enflasyon tavan yaptı ve Türkiye ekonomisi çöktü. Faturayı aziz ve cefakar millet ödedi. 28 Şubat'ın yaralarını sardık ama acılarını unutmadık. Milletin oylarıyla seçilen milletvekili kardeşimize yapılan zorbalık, hala toplumun hafızalarındadır." 

"Gün, NATO müttefikimiz Çekya'nın imtihan günüdür"

Başbakan Yıldırım, terör örgütü PYD/PKK'nın eski eş başkanı Salih Müslim ile ilgili olarak da şunları kaydetti:

"Bu teröristin iadesi için gerekli çalışmaları başlattık. Gün, NATO müttefikimiz Çekya'nın imtihan günüdür. Ümit ederiz ki müttefikimiz Çek Cumhuriyeti, terörle mücadelede yaşanan hassasiyeti görür, gerekli dayanışmayı sergileyerek bu teröristi bize iade eder. Ancak sonuç ne olursa olsun şu kesindir: Bundan böyle eli kanlı terör örgütlerinin elebaşları ellerini kollarını sallayarak gezemeyecekler, dünyayı onlara dar etmeye devam edeceğiz."

"Terör örgütlerine karşı topyekün mücadele var"

Yıldırım, hiçbir gücün bir daha milletin hakkına, hukukuna, değerlerine karışamayacağını, karışmak istese de buna asla fırsat bulamayacağını vurgulayan Başbakan Yıldırım, ana muhalefet partisi CHP'den, hükümetin PYD/YPG'yi terör örgütü kabul etmediğine dair lafların ortada dolaştırıldığını aktardı. 

Bu nedenle toplantıya belgelerle geldiğini anlatan Yıldırım, şunları söyledi:

"Şu dosyada, 28 Şubat 2015'ten beri yapılan MGK toplantılarının tamamında bu PYD/YPG, PKK, DEAŞ, bilumum terör örgütlerine karşı topyekün mücadele var. Bununla da kalmamışız, 19 Ekim 2016'da, MGK Siyaset Belgesini Bakanlar Kurulu kararına dönüştürmüşüz. Şimdi CHP'nin profesör olan vekili bunu yaparsa diğerleri ne yapar siz düşünün. Bunların dünyadan haberi yok, memleketin meselelerinden hiç haberleri yok. Allah bunlara yardım etsin. Demek ki bunlar yirmi MGK kararlarının hiçbirini okumamışlar. Bu toplantıların ve sonuç bildirgesinin değişmez gündemiden biri de PKK, PYD, DEAŞ, FETÖ örgütleriyle mücadele olmuştur. 28 Eylül 2016'da, daha sonra 19 Ekim 2016'da Bakanlar Kurulu kararıyla bunlar açıkça terör örgütü olarak kayıtlara geçmiştir ve mücadele de o gün bugün amansız bir şekilde devam ediyor. Bunların farklı isimler altında örgütler olduğunu da bütün dünyaya yine biz ilan ettik. Bunu bütün medya günlerce yazdı ama gel gör ki CHP'liler duymamış. Hadi bazı dost bildiğimiz ülkeler PYD'yi terör örgütü kabul etmiyor, onlarla iş tutuyor, bunu biliyoruz, sebeplerini de az çok anlıyoruz. Türkiye'nin ana muhalefet partisine ne oluyor da aynı ağızdan konuşuyor?"

"Teklif yakında Mecliste olacak"

Başbakan Yıldırım, çocuk istismarının ne milletin ne insanlığın değerleriyle örtüştüğünü belirterek, çocuk istismarına yönelik sebeplerin ortadan kaldırılması, adli süreç boyunca mağdurların korunması, tedavisi ve çocukların, ailelerin bilinçlendirilmesi, eğitilmesi, cezaların caydırıcılığının daha da artırılması konusunda kapsamlı bir çalışmayı başlattıklarını kaydetti.

Bu konuda yapılacak yasal düzenlemeler için teklifin yakında Mecliste olacağını bildiren Yıldırım, "Buna benzer olayların tekrarlanmaması ve toplumsal değerlerimizin korunması için sadece yasal düzenleme yapmak yetmez. Eğitim başta olmak üzere aile ve toplumun her kesimine bu konuda büyük görevler düşmektedir." dedi.

"Batı çifte standarttan vazgeçmiyor"

Başbakan Yıldırım, 26 Şubat'ın aynı zamanda Hocalı Katliamı'nın 26. yılı olduğunu anımsatarak, 1992'de Azerbaycan topraklarında Ermeniler tarafından yüzlerce Azerbaycanlı'nın katledildiğini bildirdi.

Yıldırım, "Ülke olarak insanlık adına kara bir leke olan bu alçak katliamı bir kez daha lanetliyoruz." diye konuştu.

Batı'nın çifte standarttan vazgeçmediğini belirten Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son olarak Hollanda parlamentosunda alınan 1915 kararı da bu gibi insafsız ve adaletsiz bir karardır. Bizim için yok hükmündedir. 1915 olaylarına 'soykırım' diyenlerin, tarihe bakıp kendi utançlarının hesabını önce bir vermesi gerekir. Tarih kayıtları ortadadır. Katliamlar, sömürgecilik, insanlık dışı eylemler konusunda en kötü sicil, bu iddiayı ortaya atan ülkelere aittir. Bizim ecdadımızın, tarihimizin hiçbir yerinde katliam yok, soykırım yok, sömürgecilik yok, kardeşlik var, birlik var, beraberlik var. Hiç kimse Türkiye'nin şanlı geçmişini kendi karanlık mazisiyle karıştırmasın. Bu yolla Türkiye'ye ayar vermek isteyenlerin, utanç dolu mazileri karşısında yüzleri kızarmaya mahkumdur. Eğer böyle bakarsak Avrupa'nın kendi içinde yaşadığı mezhep, din, etnik kimlik savaşlarının yüzyıl boyunca konuşabiliriz. Daha çok uzağa gitmeye lüzum yok. 90'lı yılların başında Bosna'da yaşananlar taptaze hafızalarımızda."

"Afrin bir hilal gibi çepeçevre emniyette alındı"

Zeytin Dalı Harekatı'nın 39'uncu gününün geride kaldığını, Mehmetçik'in havadan ve karadan büyük bir başarı ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Yıldırım, Afrin'in bir hilal gibi çepeçevre emniyette alındığını, sınırlara yakın bölgenin tamamen terörden temizlendiğinin ve özel harekat timlerinin adım adım bölgeyi temizleyerek harekata devam ettiğini bildirdi.

Yıldırım, gönüllü güvenlik korucuları ile polis ve jandarmanın da bölgeye intikal etiğini, önde ÖSO ve Mehmetçik giderken, arkada asayişi polis, güvenlik korucusu ve özel harekatın temin edeceğini anlattı. Yıldırım, "Görülen tablo şudur, PKK, PYD, DEAŞ sivillere işkenceye, vatandaşı yerinden yurdundan etmeye devam ediyor. Şu anda bölge halkının yüzde 60'ı evlerini terk etmiş durumda. Bu hainler, insanların yaşadığı yerlere patlayıcı tuzaklar kurmuş, evleri boşaltıp, cephaneliğe çevirmişler ama şu anda o kazdıkları kuyulara kendileri düşüyor." ifadesini kullandı.

Milletin, dualarıyla kahraman güvenlik güçlerinin yanında olduğuna değinen Yıldırım, yüzlerce vatandaşın güvenlik güçlerine gönüllü destek vermek için akın akın sınıra gittiğini belirtti.

Başta gençler üzere vatandaşların "Bizi de Afrin'e götürün" dediğini anımsatan Yıldırım, "Bu millette vatan ve istiklal aşkı ile bu sevgi olduğu müddetçe hiçbir güç bizim sırtımızı yere getiremez." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, Avrupa'da yaşayan milyonlarca vatandaşın her gün Mehmetçik'e destek mitingi düzenlediğini, medya ve sanatçıların onur verici bir bütünlükle harekatın arkasında durduğunu aktardı.

BM'nin 30 gün süreyle Doğu Guta'da ateşkes ilan edilmesi kararı aldığını anımsatan Yıldırım, şu anda Doğu Guta'da bir insanlık dramı ve ayıbı yaşandığını, buradaki çocuk, kadın ve yaralılara acil insani yardım bile yapılamadığına dikkati çekti.

Bu kararın, bombalardan ve katliamdan etkilenen bölgeye acil yardım götürülmesi ve yaralılara, çocuklara müdahale edilebilmesi amacı taşıdığına işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bunu olumlu karşılıyoruz. Hatta bu konudaki endişelerimizi hep dile getirdik. Bu ihlallere son verilmesi çağrısında bulunduk. Ancak karar alınmış olmasına rağmen daha kararın mürekkebi kurumadan rejim, Doğu Guta'ya saldırıya tekrar başladı. Yine kimyasal silah kullanıldığı yönünde çok ciddi iddialar var. Doğu Guta'da yaşanan vahşetin, daha da derinleşmesinden endişe duyuyoruz. 

Afrin'de yürüttüğümüz Zeytin Dalı Harekatı'nı Doğu Guta ile karıştıranlar var. BM Konsey kararının Doğu Guta ile ilgili olduğu aşikardır. Çünkü Türkiye sivillere değil, eli kanlı terör örgütlerine karşı ve orada yaşayan sivilleri kurtarmak için bir temizlik harekatı yapıyor. Bu iki şeyi birbirinden ayırmak, karıştırmamak lazım. Kararın odak noktası, terör örgütlerine karşı yürütülen harekatlar değil, Doğu Guta'daki sivil katliamın önlenmesidir. Şimdiye dek olduğu gibi bundan sonra da Suriye halkının çektiği acıları dindirmek için katkı vermeye devam edeceğiz. İdlip'te bugüne kadar 6 gözlem noktası tesis ettik. Bu noktaların amacı gerginliği azaltmak, orada ateşkesi kalıcı hale getirmek. Bu bağlamda BM başta olmak üzere uluslararası toplumun çabalarına önem veriyoruz. "

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.