1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 29- SELİMİYE CAMİ
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

29- SELİMİYE CAMİ

A+A-

      Selim Han, SELİMİYE CAMİİ’Nİ neden Edirne’ye inşa ettirdi?  Müslümanların, biz Hıristiyanlar kadar mimari beceriklilikleri yoktur diyecek kadar ileri giden Avrupalılara karşı, Mimar Sinan, hem İslam’ın hem de Müslümanların meziyet ve maharetlerini göstermeden canı rahat edermi hiç? Çünkü onlar, ölümü pahasına da olsa vatan için koşarlarsa rahat uyku uyuyabilirlerdi.   

     Selimiye Camii, içerisine girmeden bile görür görmez ihtişamından gözlerimiz kamaştı. Gerçekten insanı büyüleyen bir haşmetli görünüşü var. İsteseniz de, istemeseniz de görünce gözlerinizi oradan ayıramazsınız.  Kapısındaki heybet, göklere yükselen dört adet minaresi ki bunların ikisinde, minarelerin üç şerefesine üç kişi ayrı ayrı merdivenlerden çıkar ama birbirlerini görmezler. Yükselen kubbesinin hem yüksekliği ve hem de genişliği, direklerinin azameti dünya da hiç bir ülkede görülmez ve görülemeyecektir de.

      Bu cümleden çıkarak,  Mimar Sinan merhumun, Ayasofya’yı inşa ettiklerinde (Hıristiyan mimarlar, Müslümanların bu misilli bir eser yapamayacaklarına dair küçültücü sözleri söylemesi üzerine) Mimar Sinan; “ Öyle bir eser yapayım ki dünya nasıl mimar olduğumuzu görsün” der ve bilindiği gibi Ayasofya’dan farklı üstün özellikleri kıyaslanamayacak kadar muazzam bu eseri meydana getirmiştir. Bu gün dahi birçok dünya ülkesinden gelen mimar adayları bu mabedden eserden tez hazırlamaktadırlar. Mimar Sınanımızın ruhu şad olsun.

     II. Selim Han, neden bu muhteşem eseri yapmayı düşündü? Bir vaadi varmıydı? Evet, vardı ve o vaadi yani Allaha verdiği sözü şöyleydi:

       II. Selim Han, Lala Paşa’yı Kıbrısın fethi için gönderirken “ Eğer Kıbrıs’ı fethedersem hazineleriyle bir cami yaptıracağım” diye vaatte bulunmuştu. Kıbrıs fethedildikten sonra Selim Han vadini yerine getirir. Ama nasıl?

        Selim Han, günün birinde Peygamber Efendimizi s.a.v.’i görür. Efendimiz buyurular ki,” Evladım Selim vadini yerine getir”. Selim Han, bir türlü vadini hatırlayamaz. Bol salevat getiririr o gün, yinede hatırlayamaz. Bu ikaz  üç gün üst üste devam eder. Selim han, üçüncü gün daha fazla ibadet, dua ve salevatı şerife getirir. Üçüncü gün Efendimiz s.a.v. kendisine vadini yerine getirmesini tekrar söyleyince! Hatırlayamaz amma “ vadini hatırlayamayan ümmetin huzurunda ya rasülellah”  der. Bunun üzerine Efendimiz s.a.v.: Bu günkü Selimiye camiinin yerini gösterir. Planın da tarif eder.

       II. Selim, hemen uyanır, vezirini çağırır. Mimar Sinan da yanlarındadır. Padişah veziri azama, nasıl bir cami yapacağını tarif ederken ara sıra söze karışan Mimara padişah “ Bire Mimar camii senmi yapacaksın ben mi” diyerek kızar. Mimar Sinan, o anda ciddileşerek;

   Sultanım! Bu camii ne siz ve nede şu veziriniz yapacaktır. İnşallah ben kulunuz yapacağım. Benim arada bir söze girmemin sebebine gelince;

     Size Rasülüllah Efendimiz tarifini verirken bende arkanızda duruyordum” deyince Selim Han; Tamam Mimar Efendi anlaşılmıştır bildiğin gibi yap der. Başlar ve Selimiye tamamlanır. Yani Selimiye’yi incelerken manevi yönünü hesaba katarak incelemeli.

       Dahası var: Lala paşa Kıbrıs’ın fethinden altı ay sonra Edirne’ye dönünce Padişah Selim Han’a;

     “Sultanım buyurun bu Kıbrısın hazineleriyle vaad ettiğiniz camiyi yaptırabilirsiniz” der, hazineyi teslim eder. Demek ki Rasülüllah Efendimiz sav. Padişaha projeyi tarif ederken Lala Paşa’nında hazır olduğu anlaşılmaktadır. Halbu ki, bu vadini selim han kimseye söylememiştir. Lala Paşa’nın böyle söylemesi de enteresandır. Lala paşamızda boş adam değilmiş demekki. Hizmeti ve emeği geçenlerden Allah razı olsun. Bu eseri anlatırken Hz. Hadimi’nin;

KAMİL ODUR Kİ KOYA HERYERE BİR ESER

ESERİ OLMAANIN YERNDE YELLER ESER

      Sözünü sizlerle paylaşmak istedim.

      Mihrabında ki incelik ve mihrabının kenarlarındaki, binanın sağa ve sola kayıp kaymadığını tespit eden sütunlar, minberindeki muhteşem görünüş, içerisindeki lâle resmi, mumların isinden boya meydana getirmesi, hele bu yüce mabede verilen akustik ayar İnsanın, dinleyenlerin aklını dimağını durdurur. (devam edecek)

 

Bu yazı toplam 291 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.