1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. 3 SUAL 3 CEVAP 
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

3 SUAL 3 CEVAP 

A+A-

Bir gün Behlü l Dânâ Hz. Abbasi Halifelerinden Harun Reşid’e sordu:
"Ey Halife! Sana üç sualim var:
1. Yer üstünde en fazla olan, 
2. Yeraltında en fazla olan,
3. Gökyüzünde en fazla olan nedir?"
Harun Reşit şu cevabı verdi:
"Yeryüzünde en çok olan canlılardır! 
Yeraltında en çok olan mevtalardır! 
Gökyüzünde en çok olan da kanatlılardır! Kelebeklerdir, kuşlardır, vesaire. ."
Behlül Dânâ ise manidar bir şekilde bakarak şu mukabelede bulundu: "Hayır, ey Halife! Sen işin zahiri tarafını söyledin. 
Hakikatini söylemedin, gerçek şu ki:
Yeryüzünde en çok mevcut olan şey; 
Tamahlardır, Hırslardır, ihtiraslardır, kıskançlıklardır ve bitmek-tükenmek bilmeyen nefsanî arzulardır! 
Yeraltında en çok mevcut olan şey de;
'eyvah', 'vah vah' ile 'keşke'lerdir! Gökyüzünde en çok mevcut olan ise; Cenab-ı Hakk’a çıkan Salih amellerdir!"
BİR DELİYE BİR VELİ ROLÜ

Ebu Müslim Havlani bir toplulukta konuşulanları dinler. Hemen hepsi de hanımından şikâyette bulunmaktadırlar. Ancak Ebu Müslim’de şikâyet filan yoktur. Derler ki: – Veli gibi bir hanıma düştün de sesin sedan çıkmıyor değil mi?  Omuzlarını silkerek cevap verir:  – Bizimki veli filan değil kelimenin tam manasıyla delidir deli! – Öyle ise derler nasıl geçiniyorsun böyle deli biriyle? Cevap verir:  – Ben usulünü biliyorum da öyle geçiniyorum, kavga gürültümüz o yüzden olmuyor!  Büsbütün meraka düşerler. – Deli gibi biriyle kavgasız gürültüsüz geçinmenin usulü nedir ki? Diye sormaktan kendilerini alamazlar. Şöyle izah eder Ebu Müslim, geçinmenin sırrını. Der ki:  – Allahü Azimüşşan, Âdem Aleyhisselam’ı topraktan yarattığında bedenine önce aklı koydu. Akıllı bir adam oldu.  Sonra öfkeyi yarattı. Ona da Âdem’in bedenine girmesini emretti.  Öfke:  – Ben dedi. Âdem’in bedenine giremem. Çünkü orada akıl vardır! Akılla ikimiz bir yerde asla duramayız! Rabbimiz buyurdu:  – Ey öfke! Sen Âdem’in bedenine girmeye çalış, oraya yönel. Akıl senin geldiğini görünce hemen çıkıp gider, kendi yerini sana bırakır. Böylece sen de Âdem’in bedeninde hükmünü icra eder, onu deli yaparsın. Ebu Müslim burada der ki :  – İşte biz hanımla bu konuda anlaştık. Dedik ki; mademki insana öfke gelince akıl gidiyor, insan delinin teki haline geliyor. Öyle ise evde kim öfkelenirse o an sanki o delidir. Deliye karşı ise bir veli lazımdır. Ben öfkelenirsem hemen farkına varacaksın, sabır gösterip ters cevap vermeyeceksin. Çünkü ben o an deli sayıldığımdan deli adamdan her şey beklenir diyerek veli rolüne gireceksin, aklım gelinceye kadar bir deliye bir veli rolü oynayacaksın. Ebu Müslim burada şunu da ilave eder:  – Tabii der, bu sabır benim için de geçerli bir görevdir. Bazen hanım öfkelenir, bu defa o deli durumuna girer bana veli rolü düşer, ben bir veli gibi sabır gösterir, karşılık vermemeye çalışırım. Aklı gelip de akıllı insana muhatap olduğumu anlayıncaya kadar, bu sabır devam eder.   Ebu Müslim bundan sonrasını şöyle tamamlar:   – İşte der, ey dostlar, benim hanımdan şikayetçi olmayışımın sebebi budur. Gül gibi geçinip gitmemizin sırrı da buradadır. Tavsiye ederim, siz de bir deliye bir veli rolü oynayın, öfkelenince karşı taraf veli rolüne girsin, sabır ve tahammülü esas alsın, göreceksiniz ki tartışma kısa zamanda son bulacak, taraflar birbirlerine karşı sevgiyle dolacak. Çünkü öfkeli taraf kendisine karşılık verilmeyişinin takdirini, minnettarlığını duyacak. Bu da mutluluk vesilesi olacak.  Sakın “bir deliye bir veli rolü basit bir şey” deyip de geçmeyin. Sadece bir deneyin yeter. İşte size güzel geçinmenin sırrı.(alıntı)

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar