1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. 30 Ağustos Zaferi
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

30 Ağustos Zaferi

A+A-

Türk Milletinin iki türlü bayramı vardır. Ramazan ve Kurban bayramı. Bunlar dini bayramlarımız.

Birde Milli Bayramlarımız var.

Bu bayramlardan biri veren ve en büyüklerinden birisi de 30 Ağustos Zafer bayramıdır.

Şanlı Türk tarihinde bu 30 Ağustos Zafer bayramı altın harflerle yazılmıştır. Bu zaferi bize hediye eden başkomutan Atatürk ve silah arkadaşlarına sonsuz minnet duyuyorum. Şehit olanları rahmetle,kalan varsa ve gazilere de şükranla yaklaşıyorum, ellerinden öpüyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene,

Ne mutlu bize bu günleri gösterenlere.

Bosna Cumhurbaşkanı, bilge kral merhum A.İzzet Begoviç :

Türklük büyük onur ve  şereftir.Bu şerefi kabul etmeyenlere zorla kabul ettirecek değiliz ya demiştir.

30 Ağustos Zaferinden sonra,Başkomutan Atatürk  o bilinen emri veriyor:

Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri. Yunan palyaçoları  9 Eylül’de Akdeniz’e dökülürken, Yunan Başkomutanı Venizelos esir alınıyor. Bu günlerde Yunan palyaçoları yine azmaya başladı.Sanırım yeni bir 9 Eylül istiyorlar.

30 Ağustos Zaferine giden yol 26 Ağustos’da başlatılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos'ta başlayıp 30 Ağustos'ta zaferiyle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti.

Ünlü yazar  ve  AA’nın kurucusu Halide Edip Adıvar'ın ''Türk'ün Ateşle İmtihanı'' kitabında anlattığı işgal günlerinde, itilaf donanması İstanbul'a, Fransızlar Adana'ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon'a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu'nun güneybatısına yerleşti.15 Mayıs 1919'da İtilaf Devletlerinin izniyle Yunan Ordusu İzmir'e çıkarma yaptı.

Bu durum karşısında Türk milleti, tarih boyunca gösterdiği ''millet olma bilinci'' içerisinde işgallere karşı Kuvayımilliye hareketini başlattı. İki seçenek vardı; ya işgal güçlerine teslim olunacak ya da yıkılan yakılan bir ülke, yılmaz evlatlarının azmiyle yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden doğacaktı.

1920'de TBMM'nin açılması üzerine işgal güçleri tüm baskıcı politikalarını Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yoğunlaştırdı, özellikle Batı Cephesi'nde hareketlilik başladı. 1921'de Polatlı'ya kadar gelen Yunan ordusunu püskürtmek, daha birkaç yıl önce tarih literatürüne ''Çanakkale geçilmez'' sözünü altın harflerle yazdıran vatan evlatlarına düştü.Sakarya'da 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'u başlattı.

Türk ordusu, 27 Ağustos sabahı yine bütün cephelerde yeniden taarruza geçti ve aynı gün Afyonkarahisar, 8'inci Tümen tarafından düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos'ta başarıyla sürdürülen taarruz, düşmanın 5'inci tümeninin etkisiz kılınmasıyla neticelendi diye anlatır.

Tarih kitaplarına bakarsak Dumlupınar'daki meydan muharebesinde kahraman Mehmetçik, Yunan birliklerini Allıören, Keçiler, Kızıltaş deresi yolunun iki yanında tamamen sarıp imha etti. Kızıltaş deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri, General Trikopis, General Diyenis ve birçok Yunan komutanı kaçtı.

Büyük Taarruz'dan akıllarda kalan en önemli olaylardan biri, 57'nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey'in, 27 Ağustos'ta Çiğiltepe'nin alınmasının yarım saat gecikmesi üzerine, görevini yerine getirememenin üzüntüsü ile kendisini vurarak intihar etmesiydi.

Türk milleti dün olduğu gibi,bugünde söz konusu vatan ve bayrak olursa  26 Ağustos’da başlayan taarruz ruhunu ve 30Ağustos’da zaferle sonuçlanan günleri tekrar yaşar ve yaşatır.

Yine söylüyorum ne mutlu Türk’üm diyene…

Son örnek 15 Temmuz FETO olayıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.