1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 74- AHMED MİRZA HAN
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

74- AHMED MİRZA HAN

A+A-

Sultan Muhmud Mirza, bu ikazlara rağmen Semerkand’ı muhasaradan vazgeçmedi. Büyük bir orduyla Semerkand üzerine yürüdü. Ordusunun dört bini Türkmen muhafızıydı. Sultan Ahmed, üzerine gelen bu kuvvete karşı koyacak vaziyette değildi. Şehri terk etmek için Medrese’ye gidip, mürşid-i Ubeydullah-ı Ahrar’dan müsaade istedi. Ubeydullah-ı Ahrar, Sultan Ahmed Mirza’ya; Siz kaçarsanız, bütün Semerkand ahalisi başsız kalıp, yakalanır. Yerinde dur ve gönlünü hoş tut. Biz bu işe kefiliz” buyurdular.

      Sultan Ahmed Mirza’yı medrese’ye alıp, kendisi çıkış kapısının yanına oturdu. Kocaman birde hurç ( Büyük eşya ve erzak torbası) getirip, içine günlerce yetecek erzak doldurttu. Ondan sonra yüzleri Sultana gelecek surette eşiğe oturup, kendisini teselliye çalıştı. Ve buyurdu ki: “Semerkand düşecek olursa, siz bu hurcu yanınıza alıp, ailenizle beraber düşmanın gireceği kapının ters tarafındaki kapıdan çıkar, gidersiniz.

    Sonra yakınları, Mevlana Seyyid Hüseyin, Mevlana Kasım ve Mir Abdülevvel ile Mevlana Cafer’i çağırtıp;

    “ Tez gidin, surların burcuna çıkın ve Sultan Mahmud Mirzanın askeri bozguna uğramadan, benim yanıma gelmeyin! Faraza o asker mağlup olmazsa, sizde gelmeyin!” emrini verdi.

      Sonrasını Mevlana Kasım şöyle anlattı: “ Burcun üzerine çıktık ve murakabe’ye vardık. Bir an geldi ki, kendimizi göremez ve bulamaz olduk. Gördük ki; biz yokuz. Hace Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri var. Sanki alem, Hace hazretlerinin vücudu ile dolmuştu.”

    Muharabeye katılan bir asker de şöyle anlatır:

    “ Biz bir alay süvari, Sultan Mahmud Mirza askeriyle muharebe ediyorduk. Üstünlük karşı taraftaydı. Ben arada bir surların üstünde mürakabeye varmış olan sufilere göz atıyordum. Başlarını göğüslerine dayamış, sessiz ve hareketsiz oturuyorlardı. Muharebe uzun sürdü. Az kaldı ki, karşı taraf bizi dağıtıp, perişan edecekti. Şehir ahalisi ümidini kaybetmiş, ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Bu sırada birden bire, Kıpçak çölü tarafından korkunç bir kasırga esmeğe başladı. Sultan Mahmud ve ordusu ne yapacağını şaşırdı. Kimse gözünü açamaz oldu. İnsanlar ve hayvanlar devrilmeğe başladı. Çadır, karargah, sancak ve eşya havada uçuşuyor, adamlar bile kuru yapraklar gibi savruluyordu. Bu sırada Sultan Mahmud Mirza ve birkaç yakını bir hendeğe sığınıp güçlükle korunuyorlardı. Fakat dağın kenarında bulunan bu hendeğin üzerine dağdan büyük bir kaya parçası düştü ve hendekdekilerin çoğunu öldürdü. Kaya parçasının çıkardığı sesten Türkmen süvarilerinin atları ürküp, sahiplerini çiğneyerek kaçmaya başladı. Ortalık, herkesin birbirini çiğneyip ezdiği bir ana-baba günü oluverdi. Hendeğe düşen kayalardan kurtulan Sultan Mahmud, atına atlayıp kasırga istikametinde, süratle kaçmaktan başka çare bulamadı. (Devam edecek)  

 

Bu yazı toplam 113 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.