Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

742. Yıl

A+A-
BÜYÜK Türk filozof,Allah dostu ve Hz.Muhammed aşığı, şair ve mutasavvıfı Mevlânâ Celâleddin-i Rumi'nin vefatının 742'inci yıldönümü dolayısıyla, Konya'daki dergâhında 7 Aralık'ta başlayan etkinlikler; bu akşam yapılacak Şeb-i Arus töreniyle sona erecek. Törene her yıl olduğu gibi; sanırım, Mevlânâ'nın öğretilerinden zırnık ders almayan;  insanlar törene katılıp, ders çıkarmadan Konya’dan ayrılacak veya Konya’da yaşamaya devam edecek.
İsterseniz Hz. Mevlana’nın kısa hayatından bahsedelim. Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde doğan Hz. Mevlana 17 Aralık 1273 yılında Konya 'da Hakk’a yürüdü. Büyük bir âlim” ve ermiş bir sûfi olan Hz. Mevlana ölümü anlatırken “Yüce Sevgiliye kavuşma” veya  gençlerin evlenip kavuşacakları kutlu düğün gecesine benzetmiş. Bu sebeple de O’nun vefat günü “Şeb-i Arus” olarak adlandırılmıştır. Babası Sultan-ül-Ülema diye bilinen Bahaeddin Veled annesi Mümine Hatun 'dur.
Bahaeddin Veled ailesi ile birlikte Belh 'den ayrıldıktan sonra Bağdat 'a buradan da Hac için Mekke 'ye gitmiş ve daha sonra Anadolu Selçuklularının en ihtişamlı dönemlerinde Anadolu 'ya gelmiştir.Zaman XIII. Yüz yılın ilk çeyreğinin son yıllarıdır.Malatya, Erzincan, Akşehir yoluyla bugünkü Karaman’a geldi. 1225 yılında oğlu Hz.Mevlana 'yı Gevher Hatun 'la evlendirdi. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad 'ın daveti üzerine 1228 yılında Hz.Mevlana ile birlikte Konya 'ya geldi.
Hz.Mevlana ertesi yıl babasının müritlerinden olan Muhakkık-i Tirmizi 'ye 9 yıl süreyle müritlik etti. (1232-1241) Bazı kaynaklarda Hz.Mevlana 'nın öğrenimini ilerletmek için Şam 'a gittiğini söylenir.
  1244 'de Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz.Mevlana 'nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında, O 'nu bir gönül adamı yapmıştır.Şems-i Tebrizi  1246 yılında Şam 'a gitti. Ancak Hz.Mevlana 'nın ısrarlı davetleri üzerine 9 ay sonra Konya 'ya döndü.Şems-i Tebrizi devam eden tepkiler neticesinde 1247 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Bu olaydan sonra Mevlana kendini tamamen şiire, semaya ve çevresindekileri manevi yönden olgunlaştırmaya verdi.

Mevlana buyurdu ki:
 Tanrı ezelde: “Kötülüğe karşı kötülük, iyiliğe karşı iyilik olmalıdır”,  diye verdiği hüküm asla değişmez. Çünkü Ulu Tanrı “Hakîm”dir. Sen kötülük yap, iyilik bulursun, nasıl der?Bir kimse buğday ekip, arpa biçemez ve arpa ekip buğday toplayamaz. Bu imkansızdır. Bütün Veliler ve Nebiler de, “iyiliğin karşılığı iyilik, kötülüğün karşılığı kötülüktür” demişlerdir.
 KUR'AN-I Kerim'in Bakara Sûresinde; "Dünyaya gelen her canlının bir gün ölümü tadacağı" belirtildiği üzere; Mevlânâ da ölümün aslında Hakk'a ulaşmak, vuslat olduğunu bildirir, kendi ifadesiyle "Sevgiliye kavuştuğu" gün olan ölüm gecesini "Düğün Gecesi" olarak kabul eder.
MEVLÂNÂ için ölüm, asla bir ayrılık değildir. Yaradan'a vasıl olmaktır.
"BİZ şu toprağa sevgiden ve aşktan başka tohum ekmeyiz" diyen Mevlânâ; herkesi, hangi dinden, ırktan ve inançtan olursa olsun sevgiye çağırır, "Tövbeni 1000 kere bozmuş olsan bile gel. Bizim Dergâhımız ümitsizlik yeri değildir" der.
 
 Yıllardır yapılan Mevlânâ ihtifalleri göstermelik kalıyor. Mevlânâ'nın adını dillerinden düşürmeyenlerin; bilhassa şu sıralarda kötü gidişatı; söylemleri 742 yıl önce Hakk'ına kavuşan Hazreti Pir'in, herkesin benimsemesini arzuladığı felsefesi ile bağdaşmıyor diye düşünmekteyim.
 MEVLÂNÂ için birçok yerde düzenlenen ve öz'ünden çıkan Şeb-i Arus törenleri artık (İnanç turizmi), semâ gösterisi, tasavvuf müziği eğlencesi olarak algılanıyor. "Gez dünyayı, gör Konya'yı" diyen Konya esnaf ve tüccarı için Mevlânâ; O'nunla iftihar edilmekten ziyade gelir kapısı olarak görülüyor.
MEVLÂNÂ ihtifallerini, Şeb-i Arus törenlerini izlerken; O'nun Dergâhı'nı gezip, mübarek türbesini ziyaret ederken; sadece bu gösteri günlerinde değil; her zaman O'nun öğretileriyle dolu dolu yaşamalı;  Mevlânâ'nın felsefesini anlamayı, yaşamayı, görev bilmeliyiz. Mevlânâ'nın felsefesi aşk ve muhabbettir, dostluk ve halden anlamaktır. Aşk, âlemlerin yaradılış sebebidir, Allah ile kul arasındaki sıkı bağdır.
Yazımı Hz. Mevlana’nın bir beyiti ile bitireyim.
Misafirsin bu hanede en gönül !
Umduğunla değil,
Bulduğunla gül !..
Hane sahibi ne derse; o olur, bunu bil.
Ne kimseye sitem eyle, ne de üzül !..
    
Bu yazı toplam 106 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.