1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 75- AHMED MİRZA HAN
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

75- AHMED MİRZA HAN

A+A-

Bu şekilde sulh yapılması karara bağlanınca, Ubeydullah-ı Ahrar (ks.), sultan Ahmed Mirza’nın yanına dönüp durumu bildirdi. Ertesi gün sabah vakti Sultan Ahmed Mirza’nın askerleri, zırh giyinmeden, fakat silahlarını kuşanmış olarak kararlaştırılan yere geldi. Saf halinde durdular. Ubeydullah-ı Ahrar (ks.) diğer iki sultanı getirmek üzere Şahruh’a gitti. Mirza Mahmud’un, bu işten memnuniyeti yüzünden okunuyordu. Fakat, Sultan Şeyh Ömer Mirza’nın halinde garib bir tutukluk ve ihtiyat vardı. Nutekim Ubeydullah-ı Ahrar (ks.) onları çağırdığında, Sultan Mahmud şevkle dışarı çıktığı halde, Şeyh Ömer Mirza’nın hesaplı ve tetbirli hali devam ediyordu. Bunun üzerine Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri, Sultan Mahmud’u ikaz edip, herhangi bir hileye karşı tedbirli olmasını söyledi. Peygamberimiz (sav.)”Deveni sağlam bağla, sonra tevekkül et” buyurduğunu bildirdi. Sonra karşı tarafın askerlerinde olduğu gibi bunların askerlerini de zırhsız, fakat silahlı olarak andlaşma yapılacak mahalle götürdüler.

    Böylece üç Padişahın askerleri birbiri karşısında saf tutup durdular. İçinde üç sultanın andlaşma yapacağı çadır da ortaya getirildi. Çadır bize uzak, size yakın gibi bir anlaşmazlık çıktı ve münakaşa uzadı. Ubeydullah-ı Ahrar (ks.), öğle namazı için abdestini karşılıklı saflar halinde duran iki ordu arasında aldı. Sonra Sultan Ahmed Mirza’ya haber gönderip; ” Ben tek kişiyim ve ihtiyarlık zaafı içindeyim. Sizin bu kadar meşakkatli yolunuza dayanmağa çalışmam, birbirinize girmemeniz içindir. Yardım ancak bu kadar olur. Artık takatım kalmadı. Eğer bana itimadınız varsa, çekişmeyi bırakınız! Çadırı nereye kurarlarsa kursunlar” dedi.

     Sultan Ahmed Mirza, hocasının bu buyruğu üzerine emir verip; “ Mani olmayın! Çadırı istedikleri yer kursunlar. Benim itimadım Hace Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinedir.” dedi.

    Nihayet çadır kuruldu. Sultan Ahmed Mirza, mâiyeti ile geldi. Ubeydullah-ı Ahrar da, Sultan Mahmud Mirza ve Sultan Şeyh Ömer Mirza’yı, getirdi. Sultan Ahmed Mirza, onları karşıladı ve Ubuydullah-ı Ahrar hazretlerinin işareti ile Sultan Mahmud Mirza ile kucaklaştı. Bundan sonra Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri, Sultan Şeyh Ömer Mirza’yı, ağabeyi Sultan Ahmed Mirza’nın yanına götürdü. Sultan Şeyh Ömer Mirza, ağabeyi Sultan Ahmed Mirza’nın elini öpüp, yüzüne gözüne sürerek ağladı. Bu manzarayı görenler de göz yaşlarını tutamadılar. Bundan sonra çadıra girdiler. Muhteşem bir toplantı oldu. Her üç sultan da, bütün meseleler de anlaştılar. Artık birbirine kılıç çekmeyeceklerine söz verdiler. Ahidname (Sözleşme) yazılınca üçü de imzaladılar... Bundan sonra fatiha-i şerife okundu. Sultanlar birbirlerine veda edip, ayrıldılar.

    Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerinin, zamanımızın en meşhur diplomatlarının dahi halledemeyeceği meseleyi muvaffakiyetle hallini, bir talebesi şöyle değerlendirir: “ Bir meydan da üç azğın deve birbirini ısırmak ve parçalamak üzere iken, Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri bunları yularlarından tutup yakalıyor ve birbirlerini ısırmalarına mani oluyordu.”

    Sultan Ahmed Mirza’nın, ülkesine taarruzu sulh ile halli ve hocasının hatırı için fedakarlık etmesi, halk arasında takdirle karşılandı. Ubeydullah-ı Ahrar hazretleri Kemankeran köyünde, Cuma gecesi 1490 senesinde vefat etti. Ve Cumartesi günü Semerkand’a getirilerek oraya defn edildi.( Türkiye gazetesi Türk Sultanları s.44)İslam âlimleri Ansiklöpedisi c.13,sh.124,133 ) Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud bölümü, no:2830)vr. (Devam edecek)  

 

Bu yazı toplam 345 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.