1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. 89-ONA ZAFER İHSAN EYLE!
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

89-ONA ZAFER İHSAN EYLE!

A+A-

Ve böylece Müminlerin halifesi ve cümle Müslümanlar da kendilerine düşen manevi vazifeleriyle İslam ordusuna destek de bulunuyorlardı.....

        Biz yine dönelim savaş meydanında olup bitenlere!...

        İki yüz bin kişilikordusuna güvenen, yürüyen askerin ayakları altında dağların titrediğini zanneden, yapılacak muharebeden muhakkak galip geleceğini uman gururlu, kibirli imparator, elçilik heyetiyle alay ederek; “ Hemedan’mı, yoksa İsfehan mı güzeldir? Ben ve askerlerim İsfehan da kışlayacak, akıncılarınızın ülkeme yaptıklarını, İslam ülkelerine yapmadıkça geri dönmeyeceğim! “ dedi.

         Kendisine göre, selçuklu topraklarını zabdedip, Malazgirt kelesinde  yaptığı gibi çocuk- ihtiyar demeden  her kesi kılınçtan geçirecek, ayrıca başta Mekke-i Mükerreme ve Medine-i münevvere gibi mukaddes beldeleri ve diğer İslam ülkelerini edecekti!.. Buna karşı İslam elçi heyetinin, gururlu Kırala verdiği cevap çok manidardı; “ Atlarınızın Hemedan da kışlayacağı doğrudur. Fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyoruz!...

Tekliflerinin reddedildiğini gören İslam elçileri, ordugâhlarına dönüp, durumu Sultana bildirdiler.

          Sultan Alparslan, âlimler ve kumandanlarını toplayıp, düşmanla ne zaman çarpışacağı hakkında istişare etti. Her kumandan fikrini söyledi. Ordu İmâmı Buhara’lı muhammed; “Sultanım! Siz Allahü Tealanın batîl dinlere karşı zafer vadettiği İslam dini için, cihat ediyorsunuz. Bütün müslümanların bize duâ ettiği Cumâ günü savaşa girelim. Cenab-ı Hakkın seni muzaffer kılacağına inanıyorum” dedi.

          Bunun üzerine çarpışmanın Cuma günü öğle namazından sonra yapılması kararına vardılar. Muharebenin nasıl yapılacağı ve kumandanların hareket tarzı belirlendi. Sabaha kadar ok atıp tekbir ve kös sesleri ile kalplerine korku salınarak, Mücahitlere,”Cenab-ı hakkın ism-i şerifini yüceltmek, din-i islamı yaymak” şeklinde niyetlerini tekrarlamalarını, emir vermeden hücuma kalkmamalarını, eman dileyene kılnç vurmamalarını, “ Allah Allah” diyerek çarpışmalarını söyleyip, askerlerini heyecana getiren hitaplarda bulundular.

        Yine o gece, Sultan Alparslan, sabaha kadar uyumadı. Allahü Tealaya gözyaşları arasında ibadet eyledi. Otağ-ı hûmayunun da secdeye kapandı. Gözlerinden akan yaşlar toprağı ıslatırken;

      ” Ya Rabbi! Senin dinini yaymak, ism-i şerifini yüceltmek için yaşıyorum. Habib-i Ekrem ve Nebiyyi muhterem sallallahü aleyhi vesellem Efendimizin hatırı için, Hz. Ebu Bekr, Ömer, Osman ve Ali radıyallahü anhüm efendilerimizin hatırı için, Kur’anı Kerim de medh ederek bahsettiğin Eshab-ı kiramın hatırı için, bu İslam düşmanlarını kahrederek ordumu muzaffer eyle. Evliyanın ruhlarını bizimle beraber et!..”  diye niyazda bulundu.

          Yaptığı uzun duâlardan sonra atına binerek, istirahat eden mücahitlerin arasında dolaştı. Kumandanlar kararlaştırıldığı gibi vaziyet aldı. Askerin kimisi uyur kimisi nöbette. Yani her kes vazifesinin başında. Bu durum Sultanı son derece memnun etti. Fecirle beraber müezzinler, yanık sesleriyle ezan-ı Muhammedeye’yi okumaya başladılar. Alparslan, büyük bir haz ile huşu içinde müezzinleri dinledi. Ölümü, kabir hayatını, Eshab- kiramın İslamiyeti yaymak için çektiği sıkıntıları düşündü. Belki de bu son savaşıydı. Çok sevdiği cihad yolunda şehadet şerbetine kavuşacaktı. Gözlerinden iki damla yaş toprağa akarken, bütün ordunun abdest alışını seyretti. (Devam edecek)

 

Bu yazı toplam 112 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.