1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Abdullah İbni Mübarek
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Abdullah İbni Mübarek

A+A-
Devrinin en büyük âlimlerinden, Horasanda 736 (h.118)de doğdu, aynı yerde H. 181 yılında vefat etti. Babası Türk, annesi ise Harzemlidir. Büyük âlim, şaşıranların yol göstericisi, dinin senedi, Hanefi mezhebinin reisi olan İmamı Azamdan ilim tahsil etti. Ayrıca fıkıh ve hadis ilimlerinde de söz sahibidir. Bir yıl ticaretle uğraşır, kazancının hepsini fakirlere dağıtırdı. İkinci yıl İslamiyeti yaymak için harplere giderdi. Kendisini ilim ve hakikat yolunda çalışmaya sevk eden hususu şöyle naklederler:
Aşkın sadece şehvetten ibaret olduğunu düşündüğü, zannettiği zamanlarda, bir cariyeye âşık olmuştu. Yüzünü görebilmek için yanıp tutuşuyordu. Artık sabrı kalmamıştı. Sevdiğinin penceresi altında sabahlamaya karar verdi. Belki âşık olduğu çehreyi bir an olsun görebilirdi. Hava soğuk ve karlı idi. Hep onu düşünüyordu. Ezanlar okunmaya başlayınca kendine geldi. Havanın aydınlanmış olduğunu gördü. Ve hayret etti. Çünkü o, okunan ezanın yatsı ezanı olduğunu zannediyordu. Hâlbuki okunan ezan sabah ezanı idi. Kendi kendine düşündü.
Bir geceyi sevdiğini düşünmekle geçirmişti. Bu nasıl kulluktu? Bu, nasıl Allaha bağlılıktı. “ Ey Mübarek’in oğlu, sana yazıklar olsun! Böyle mübarek bir geceyi boş arzu ve isteklerine uyarak geçirdin. Hâlbuki camide imam sureyi biraz uzun okusa bizi fazla bekletiyor diye deli olurdun”dedi. Kalbine bir üzüntü gelip, niçin yaratıldığını düşündü. Ve tevbe etti. İslam âlimlerine sevgi ve bağlılığı, ilme karşı akıl almaz çalışma gayreti, onu büyük âlim yaptı. Onu, tarihi şahsiyetler seviyesine yükseltti.
Talebesi Sehl b. Abdullah, Abdullah b. Mübarek’in talebesidir. Sehl, bir gün “artık senin dersine gelmeyeceğim. Çünkü bu gün gelirken cariyelerin dama çıkmış, beni çağırıyorlardı.(Benim Sehlim benim Sehl’im) diyorlardı. Bunların terbiyesini vermiyor musun” dedi. Abdullah i. Mübarek, o gece talebelerini toplayarak “Sehl’in cenaze namazına gidelim dedi. Gidip vefat etmiş buldular. Vefatını nereden anladınız dediklerinde “ benim cariyem yok, o gördükleri cennet hurileri idi. Onu Cennete çağırıyorlardı”. Diye cevap verdi.
Kul haklarına çok dikkat ederdi. Buyurdu ki: Birinin bir lira hakkını ödemek, bin lira sadaka vermekten hayırlıdır.
-Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevaplarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur derdi.
-Allah için ilme çok ehemmiyet verirdi. Buyururdu ki: İlmin başı niyet, sonra anlamak, sonra yapmak, sonra muhafaza, sonra yaymaktır.
Edeplere çok dikkat ederdi. Buyururdu ki: Müstehapları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davrananda marifete, Allaha Tealanın rızasına kavuşamaz.
Yine buyurdu ki: Şu anda edep, dinin üçte ikisini teşkil etmek üzeredir.
Vefatı esnasında, gözlerini açtı, güldü ve saffat süresinin 61.” Amel edenler, bu ebedi nimete kavuşmak için çalışsınlar” ayeti kerimesini okudu. Mevla, şefaatlerine nail kılsın. (devam edecek) 
Bu yazı toplam 105 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.