1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Abdulvahhab Şarani K.S.
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Abdulvahhab Şarani K.S.

A+A-
1491 yılında Mısırın Kalkaşend kasabasında doğdu. Mısırda yetişmiş ve burada hizmet etmiştir. Şaranî ünvanıyla tanınıp meşhur olmuştur. Sünnet-i seniyyenin yaşanması ve yaşatılması üzerinde titizlikle durmuştur. Çalışkanlığı ile hocalarının dikkat ve ilgisine mazhar oldu. Hadis ve Fıkıh dalında edindiği birikim ile zamanının önemli alimleri arasında yer aldı. Bu hareketiyle bir bakıma hocalarına karşı vefakârlığını gösterdi. Abdülvehhab Şarani, geçimini sağlamak amacıyla dokumacılık işinde çalıştı. Kendini tam manasıyla yetiştirmek için hoca ve üstadlarına tam bir inançla ve sadakatla bağlandı.
Haramlardan kaçındı ve takva üzere yaşamaya dikkat etti. Yiyecek bir şey bulamadığı zamanlarda bile durumunu hiç kimseye sezdirmedi ve kimseden bir şey istemedi. İdarecilere karşı mesafeli duran Abdülvehhab Şarani, bu konudaki görüş ve tavrını, "vali konaklarının, sultan ve adamlarının evlerinin gölgesinden dahi geçmem, yolumu değiştiririm" demek suretiyle net bir şekilde ortaya koydu. Sevimliliği, huyunun güzelliği, doğruluğu, heyecanlı bir karaktere sahip olması, üstün insani özellikleri ve müsamahakârlığından dolayı çok derin etkiler bıraktı.

Peygamber Efendimizin (a.s.v.) sözleri ve sünnetine uymanın ehemmiyeti üzerinde duran Şaranî; sünnet ve hadis-i şeriflerin Kurân-ı Kerimi açıkladığını, mezhep imamlarının sünneti, din alimlerinin de mezhep imamlarının sözlerini açıkladıklarını belirtti. Sünnetin ehemmiyeti üzerinde dururken; bütün ibadetlerin en güzel şekilde Peygamber Efendimiz tarafından icra edildiğini, aksi takdirde tüm bunları hiçbir alimin sadece Kurân-ı Kerime bakarak çıkaramayacağını belirtti. Farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kurân-ı Kerimde bulamadıklarını söyleyenlere, Hazreti Ömerin (r.a.) şu cevabını hatırlattı: "Cenâb-ı Hakk, bize Muhammed Aleyhisselamı gönderdi. Biz, Kurân-ı Kerimde bulamadıklarımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekat farzları iki rekat kılardı. Biz de öyle yaparız."
Şaranî, günümüzde yanlış bir şekilde anlaşılan ve icra edilen bazı uygulamalara da cevap teşkil edecek önemli açılamalara yer verdi. Vefat olayından sonra, her türlü manevi yardıma muhtaç olan insanlar için yapılacak hayır işi ve verilecek sadaka için yedinci, kırkıncı veya elli ikinci günü-gecesini beklemenin gereksizliğini ima etti; "Denize düşen insana atılacak kurtarıcı can simidi ne kadar erken atılırsa o kadar makbule geçeceği gibi, ölen insan adına yapılacak iyilikler, hayır hasenatlar da aynen öyledir. Ne kadar erkene alınır da acele ile gönderilirse o kadar makbul olur.
Şafii mezhebi imamlarından olan Şaranî, İmam-ı Şafiinin İmam-ı Azam hakkındaki tutumunu aktarmasıyla da önemli bir vazife gördü. Şaranî, Mısırdan Bağdata gelen İmam-ı Şafii’nin ilk önce İmam-ı Azamın kabrini ziyaret ettiğini belirtti. İmam-ı Şafii sabah namazlarında mutlaka Kunut duasının okunması içtihadında bulunmuştu. Bağdatta ise sabah namazını daha önce yaptığının aksine Kunut duasız kıldırdı. Akabinde cemaat içinde fısıldaşma ve kendi görüşünden vazgeçti şeklindeki söylentiler üzerine;
"Hayır, görüşümden vazgeçmedim. İçtihadımı da terk etmedim. Ancak şu ilerideki mezarda benim görüşüme zıt görüş ve içtihat sahibi Ebu Hanife yatıyor. Onun görüşüne hürmet ve saygımdan dolayı onun içtihadıyla amel ederek kıldırdım sabah namazını. Benim gibi düşünmese de o büyük insanın görüşüne olan hürmet ve saygım, beni böyle davranmaya sevk etti" mealinde karşılık verdi. (Ahmed Şahin, 08.10.2003).
Abdülvehhab Şaranî 1566 yılında Kahirede vefat etmiştir. Yakınına defnedildiği mescid kendi adını taşımaktadır. Bir çok talebe yetiştirdiği gibi çok sayıda eser yazdı. Mizanül-Kübra adlı eserinde dört mezhebin fıkıh ilmini bir araya topladı.

Şeyh Sa’deddin Sanadidi, Ahmet Bedevi'nin kabri yanında okunan mevlitte Şa'rani'nin bulunmasını hiç hoş karşılamamıştı. Kalbinden bu hali Ahmed Bedevi'ye şikayet etmişti. Gece rüyasında Resulullah'ın, Şeyh Şa'rani'yi kucaklayıp bağrına bastığını gördü. Şa'rani'nin iki memesinden süt akıyor ve mevlidde bulunanlar kana kana bu sütü içiyorlardı. Resulullah'ın karşısında duran Ahmed Bedevi de: "Yardım isteyen Abdülvehhab'ı ziyaret etsin" diyordu. Bu zat rüyadan uyanınca tövbe etti. Abdülvehhab Şa'rani'nin en yakın talebelerinden oldu.

Darda, sıkıntıda ve hasta olanların sığınağı ve manevi doktoru idi. Cenab-ı Hak, onun duaları bereketiyle belaları, sıkıntıları kaldırırdı.
Cinlere de fetva verirdi. Cinler müşkillerini 75 sualde toplayıp kendilerine getirdiler ve dediler ki: "Ey şeyhülislam, bizim alimlerimiz bunlara cevab veremedi ve bunların hakikatini ancak insanların alimleri bilir dediler." Onlara cevap olarak Keşf-ül Hicab ver-Ran an Vechi Es'ilet-il Can kitabını yazdı. Yavuz Sultan Selim Hanın Mısır'ı fethi sırasında hazır bulundu.
Resulullah efendimizin zahir ve batın ilimlerinde varisi olan Abdülvehhab-ı Şa'rani çok sayıda pek kıymetli kitablar yazdı. Bu kitabların en kıymetlisi dört mezhebin fıkıh bilgilerini bir araya topladığı El-Mizan-ül-Kübra adlı kitabıdır. Bu kitabında mezheblerin birleştirilemeyeceğini delilleriyle izah etmiştir. (devam edecek)
 
Bu yazı toplam 193 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.