1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Abd’yle Güvene Dayalı İlişki Kurulmamalıdır
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Abd’yle Güvene Dayalı İlişki Kurulmamalıdır

A+A-
Kurban bayramı telaşesini de atlattıktan sonra halkımız günlük meşgalesine geri dönüyor. Bugün ve hafta sonu tatili de olacağı için birçoğu için tatil henüz bitmemiş olabilir. Ama genel anlamıyla uzunca bir bayram tatili sonrasında günlük keşmekeşlerle koşturmacalarla yola devam edeceğiz. Ülkemizin bu yıl yaşadığı iğrenç darbe girişimi sonrasında özellikle hükümet kanadının çabalarıyla kadrolarda ki temizlik devam ediyor. Bu pisliğin temizlenmesi ve vücudun asıl sıhhatine kavuşması açıkça biraz zaman alacak gibi görünüyor. Olsun, bunca zamandır birikmiş bir urdan temizlenmenin vereceği huzur ortamının tesisi halkımızın ve ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Bu güzel ülke son birkaç yıldır hak etmediği gelişmeler yaşıyor. İçte ki ve dıştaki hainlerin durmadan ürettikleri iğrenç çabaları sonrasında ülkemizin kaosa sürüklenmesi gibi hedeflerinin olduğu alenen ortaya çıkmıştır. Hani meşhur atasözünde der ya; “ Bir musibet bin nasihatten evladır.” İşte tam da o durumu yaşıyoruz. Yaşadığımız bir musibet uzun zamandır uykuda olan dimağlarımızı yeniden açtı. Gördük ki etrafımızda herkes tiyatro oynuyor. Kimsenin sahte gülücüğü bir anlam ifade etmiyor. Etrafımızda ülke adı altında bir alay kalleş komşularımız var. Avrupa Birliği denen yapının asıl hedefi ekonomik anlamdan öte siyasi anlam taşıyor. Onların varlığının amacı kendileri dışında başını kaldıracak olan Türkiye gibi güçlenmekte olan ülkelerin kalkınmasını engellemekten başka anlam ifade etmiyor. Herkes üzerine düşen rolü oynuyor. Dünyayı parsellemişler. Parselledikleri alana göre özellikle batılı güçlerin dünya üzerinde kurmaya çabaladıkları hegemonya çabalarını kalıcı hale getirecek ve diğer tüm dünya ülkelerini örtülü esaret altında köleleştirmek amacı yatıyor.
Ta ki güzel ülkemizde artan yatırımlar birilerini fena acıtmaya başladı. İşte o noktada gerçekler ortaya çıktı. Türkiye’nin atılımları çok ciddi rahatsızlık vericiydi. Hemen her zaman yaptıkları gibi adına laik denilen iç hainlerin tepkileri ortaya çıktı. Kimisi köprüye karşı çıktı. Kimisi 3. Dev havalimanına karşı çıktı. Çünkü bunların laiklik damarları samimi Müslümanların kalkınmaya ve güç sahibi olmaya başlamalarıyla ayyuka çıkıyor. Kendilerini güden çobanlar tarafından sevk ve idare edilen vatansever görünümlü bu ikiyüzlüler bu vatana yapılacak yatırımlara alenen karşı geliyorlardı. Kendi fikirleri doğrultusunda hükümete gelmiş olanlar zamanında taş üstüne taş koymayanlar onların nezdinde daha değerliydi. Bugün Marmara denizinin altından treni geçiriyorsunuz hop oturup hop kalkıyorlar: istisnasız itiraz ediyorlar.
Marmara denizinin üzerinden 3. Köprüyü inşa ediyorsunuz. Hop oturup hop kalkıyorlar ve buna karşı çıkıyorlar.
Dev havalimanı projesine soyunuyorsunuz, hemen itiraza başlıyorlar. Çünkü dayandıkları güç tamamen batı odaklı olduğu için Türkiye olarak ilelebet bir noktada kalmalıydık. İleri hedefler koymamalıydık. Dev yatırımlara imza atmamalıydık. Batı yapmalı biz imrenerek bakmalıydık. Öyle ya biz İslam toplumuyduk. İlerleme ne haddimizeydi?
İşte bu noktada ülkemizde ki pozitif gelişmeler karşısında çılgına dönen batı dünyası her zaman olduğu gibi benimsediği kahpe metotlarla ülkemizin istikrarını baltalayacak ve bizi birbirimize düşürecek birçoğumuzun canını ciğerini eşini dostunu kaybedeceği acımasız bir iç savaş ortamına düşürmek için yoğun çabalara kalkıştılar.
Fakat her ne hikmetse denedikleri her yol ellerinde patlıyordu. Yaptıkları pislikler o kadar net ortaya çıkıyordu ki attıkları her adımda yedikleri naneler tüm dünyanın gözü önünde ortaya dökülüyordu.
İşte bu noktada İslam ülkeleri kısmen de olsa uyanışa geçti. Öyle ya Türkiye’miz İslam dünyası için son kaleydi. Bu kale Allah muhafaza zapt edildiği anda İslam dünyasının tutar damarı kalmayacak ve batılı sömürgeci güçlerin elinde oyuncak olmaya devam edeceklerdi.
Bu ittihat çabaları da batıyı çılgına çeviriyordu. Özellikle batı dünyası ile aynı perspektifte rol alan ve dünyanın jandarmalığı görevi hak gören Amerika’da olanlar karşısında hem batıyı kullanmak istiyor, hem de kendi çıkarlarına hizmet eden bir Ortadoğu çabası için geri planda besleyip büyüttüğü bir hain kanalıyla ülkemizi alabora etmenin planlarını yapıyordu. Ama hesapların üstünde ki hesabı hesaba katamadılar. Tıkanma noktasına ulaştılar. Bugün gelinen noktada başarısızlığa uğradıklarını dilleriyle ifade etmeseler de tavırlarıyla net ortaya koyuyorlar. İşte biz dünyada ayrı bir gücüz kardeşlerim. Bu gücün kıymetini bilelim. Yine kirli oyunlarıyla karşımıza çıkmaya devam edecekler. Devletimiz kendine karşı işlenen suçlarda merhametli olamaz. Gereğini yapar. Bugünden tezi yok. Özellikle iç hainler başta olmak üzere milli temizlikte suçu sabit olanlara idam cezası tatbik edilmelidir. Vatana ihanetin bedeli sadece ve sadece idamdır. İşledikleri cürümleri hafife alan bu tayfanın yeniden doğmasını ve zehrini yaymasını engellemek için hemen kanuni infazlara başlanmalıdır. Bu arada Suriye’de DAEŞ’e karşı ortak operasyon talebinde bulunan ABD’ye güvenmiyorum. Bence amaçları bizi tamamen DAEŞ’e odaklayıp YPG belasını unutturmak isteyebilirler. Amerika öncelikle YPG ile durumunu netleştirmeli ve öylelikle ortak harekât düşünülmelidir.
 
Bu yazı toplam 196 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.