1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Acısıyla tatlısıyla geride kalan koca 25 yıl!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Acısıyla tatlısıyla geride kalan koca 25 yıl!

A+A-

Dış ticaret mesleğimde 25. yılımı yüzakıyla doldurmanın onurunu yaşıyorum. Bu alanda kendini geliştirmek isteyen nice genç fidanlara elimden gelen katkıyı sağlamaya çalıştım. Büyük bir heyecanla başladığım işime aynı heyecanla devam ediyorum. Koskoca 25 yılın içine neler sığdırmadım ki?

İşim vesilesiyle 60’ın üstünde ülkeye defalarca giderek birçoğuyla iş anlaşmaları yapıp yeni ticari yolları araladım.

Rabbim dünyaya tekrar gönderseydi, samimiyetle söylüyorum yine dış ticaret mesleğimi sürdürmek isterdim. Bana sağladığı katkıyı asla inkar edemem. Büyük bir çevre edinmeme vesile oldu. Başta Konyamız olmak üzere birçok ilde ve yurtdışında ithalat ve ihracat açılımlı faaliyet gösteren devasa bir portföyüm oluştu.

Yeri geldi tatlı, zamanı geldi acı tecrübeler edindim.

Ama asla yılmadım, bıkmadım, doğruluktan taviz vermedim.

Bazen imalatçı olmaya yeltendim ama yeterli ekonomik ve teknik birikimim olmamasından mütevellit her seferinde ekonomik limit duvarına tosladım. Birilerinin imkanlarını kullanarak hem onlara hem kendime helalinden katkı sağlama çabalarım birçoğunun açgözlülüğüyle ayrıca mücadele ederek hedefe ulaşmaya çalıştım. Bir adım ileri yürüme çabalarım bile onca zenginliğe rağmen doyumsuzların gözüne hep battı. Çoğu için hep aynı noktada kalmalıydım, gözüm açılmamalıydı. Mevcut olan birikimim onlara göre yeterliydi. Vesile olmalarıyla kendi çapımda yükselişe geçerek geleceğe dönük adımlar atmam en büyük handikaplarıydı.

Devlet teşvikleri demeyin bana! Ben garip, onun açılımını Devlet işkenceleri olarak tevil ettim. Birçok iş için adım atabilmede yine çok para lazımdı. Önce işi bitirmeni sonra ödeme yapacaklarını beyan ettiler her defasında… Belki de onca yaşadıkları acı tecrübeler, bizim gibi samimi niyette insanlara yansıyan olumsuz akisleriydi tüm yaşadıklarımız… Neler anlattık. Ödeme desteği vermekle kalmayın, başımıza güvenilir bir eksper atayın, her adımımızı takip etsin dedik. Yüzümüze bile bakmadan “cık olmaz” dediler.

Tüm yaşadıklarımızla yeni tecrübeler edindik, dua mı etmeliyim?

Devletiyle, özel sektörüyle ileri adım atmama mani oldular, nefret mi etmeliyim?

Bu ikilem arasında yıllar geçti gitti. Ömür durmadı, o da geçti elbette!

Çok zengin olamadım ama şükür rabbime ki kimseye de muhtaç olmadım. İşte asıl zenginlik buydu. Demek bunu anlamam için yıllar geçmeliymiş.

Çoğu önerdi “Sen bir şirket kur ya da imalata geç.” Dış ticaret şirketi kurduk. İmalatçı firmaların % 90’ı senin vasıtanla sattığı ürünün satıldığıyla değil, kime satıldığıyla ilgilendi. Yani kendi işi dışında senin işine de göz koydu. Komisyon ödemek oldukça zorlarına gidiyordu. Para bir onlara lazımdı. Hak hukuk akıllarının ucuna dahi gelmiyordu.

Evet, düşündüklerinizi hissediyorum. Düşündüğünüz gibi kendimi garantiye almak için her yolu da denedim. Her seferinde bir çatlak açmayı becerebildiler. Yeter ki başkalarına zırnık koklatmasınlar. Hep kendileri yutsunlar!

Haaa! Anladım ki, bazı insanların gözünü ancak toprak doyuracaktı.

Kendi kendime dedim. Sen helal yoldan katiyyen şaşma. Dürüstlükten sakın ola ki taviz verme. Rabbim sana ummadığın yerden ne kapılar açacak. En sonunda da gördüm ki dualar makbul oluyor. Şu an çalıştığım firmam öncekilere nispeten ekonomik anlamda çok zayıf olsa da şükretmeyi biliyorlar. İnsana zulümden, kul hakkından azami düzeyde kaçınıyorlar. Hakkımı sonuna kadar gözetiyorlar.

O zaman dedim ki! Buraya kadar çalıştığım firmalar genelde ekonomide alanlarının en güçlüsüydüler. Ama gözleri aç idi… Aslolan gönlün tok olmasıymış. Şu anda gönlü tok kardeşlerimle birlikte çok rahat ve uyum içinde çalışıyoruz. Kul hakkında olabildiğince hassas olmaları yüreğime serinlik serpiyor.         

Ya işte dostlar! Biraz içimi döktüm. Koca yıllar geçmiş. Şükürler olsun kimsenin hakkını yemedim. Hakkımı yiyenleri de Allah’a havale ettim.

Bu yazımı size şikayet yahut ta acizlenme gibi algılamayın. Bazılarının çalışma amacıyla adı büyük ama beyinleri küçük olan firmalarda çalışmak için olabildiğince istekli davrandıklarına şahit oluyorum da şunu bilmelerini istiyorum. Değerlendirmeyi yanlış güzergahtan yapıyorsunuz.

Bulmanız gereken, Allah korkusu olan, kul hakkı yemeyen kişilerin iş başında olduğu hakkaniyetli müesseselerdir.

Helal yoldan sapmayın. Maişetinizi helalinden kazanmaya bakın. İnanın bu en büyük servetiniz olacak.

Bırakın, hakkınızdan çalıyorlarsa Allah (cc)’den bulsunlar. Onların hesabını en iyi görecek olan O’dur. Çalıştığınız işte en iyisi olmak için çaba gösterin. Bunun için acele değil, tecrübe gerekir. Bakın 2020 yılına girmişiz. Halen yurtdışı fobisi olan patronlar, çalışanlar görüyorum. Bu fobiden kurtulun. İşinizin üzerine gidin. Başaramadıkça daha da yoğun gidin. Sabır, en hassas noktadır. Unutmayın. İşinizi kısmen değil külliyen öğrenin. Kısmi çalışma yapmakla yetinmeyin. Alanınıza dair her konuda birikiminiz olsun. Örneğin ihracat işinizse, pazarlama ve satıştan itibaren; banka prosedürleri, akreditif çözümlemeleri, evrak düzenlemeleri, yükleme aşamalarına kadar her noktada olabildiğince yer almaya çalışın. Hepsini harmanlayın. Faydalı çevrenizi geliştirin. Zarar veren insanlardan uzak durun. Sosyal yaşantınızı önemseyin. Ailenize zaman ayırın. Sizi kasan insanlarla vaktinizi heder etmeyin.

Özeti budur!

Bu yazı toplam 1550 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum