1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ADALET HEP LAZIM, ZULMÜN İNADINA!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ADALET HEP LAZIM, ZULMÜN İNADINA!

A+A-

Biraz muhabbet edelim. Dünyanın seyri değişiyor. İnsanların algı yapılarında, hareket tarzlarında göze çarpan belirgin bazı farklılıklar dikkat çekiyor. 
Robinson Crusoe hikayelerine esin kaynağı olan gerçekten uzun yıllar ıssız adalarda yaşamış denizciler olmuştur. Şartlar gereği bir sure yalnız yaşama sebebiyle toplumdan soyutlanmış insanlardan sadece bir örnek olarak Robinson Crusoe’yi örnek gösterebiliriz. Aradan geçen uzun yıllar sonrasında dahi insanlarla karşılaştığında alışamayıp onlardan kaçarcasına bir hayat benimseyen yalnız insanların tekrar adaptasyon süreçleri oldukça zor hatta neredeyse imkansız hale gelmektedir. Bu sebeple toplumsal yaşamın önemi ve gerekliliği, insanın insane olan ihtiyacı her daim karşımıza çıkmakta ve buna mecbur olduğumuzu iliklerimize kadar hissetmekteyiz. Bunu niçin mi anlatıyorum. Son yıllarda insane ırkının birbirine karşı yaklaşım tarzında gelişen şartlar gereğince farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Ne yaparsak yapalım bir arada yaşamayı ve birbirimizle iyi ilşkiler içerisinde olmamız gerektiğini bilelim. Bu olmadığı takdirde çatışmalar ortaya çıkar ve sonucunda insanın insana karşı güven duygusu kopmuş olur.  
Tarih malumunuz tekerrürlerle günümüze ulaşmıştır. İnsanlar defalarca aynı hataları ya da doğruları yapmak suretiyle çizdiği yolda ilerlerken insanlarla iyi ilişkiler içerisinde bulunma ve kaynaşma fikrine ulaşmış ve devam ettirme noktasında yol almaktadır. Burada ifade etmek istediğim aslında tarih tekerrür etmiyor, sadece hatalar tekerrür ediyor. 
Bize düşen sınırlı yaşamımızda doğru olanlarla hareket ederek doğru bir yaşam çizgisinde yol alabilmektir. Bunu başardığımız takdirde insan ırkı olarak mutluluğun kapısını aralamış oluruz. Aksi takdirde kontrolsüz ve eğitimsiz hata yanlış eğitim ve madde odaklı bakış açısının ortaya koyduğu şekle göre hayat süren bir yapı ortaya çıkıyor. 
İşte günümüzde ortaya çıkan en önemli gerçekte budur. İnsanlık olarak hep anı yaşayıp anı kurtarmanın paniğini yaşamaktayız. Bu panikse günden güne insanlığın gidişatında menfaat odaklı empatiden yoksun sadece kendi beklentileri ve hedefleri doğrultusunda yol alabilen bir garabet olma çizgisine çekiyor. 
Ben şahsen Serdar Usman olarak her fırsatta kendi kendime sorgulamada bulunurum. Gidiş yönümü ve niçin yaşadığımı her fırsatta sorgular, yaptığım doğruların iç dünyamda büyük bir huzura vesile olduğunu yanlışların ise içinden çıkılamaz bir yola doğru çekip götürdüğünü düşünerek kendi kendime sorgulamada bulunmayı bir görev addederim. Dünyevi ihtiyaçları karşılamak için gerekli çabayı gösterirken öte yandan ahiret alemi için de yapmam gereken yükümlülüklerim noktasında kendimi her daim control altında tutarım. 
İşte olaya bu noktadan bakarak güzel bir yaşam sürmemiz gerekiyor. Yazdılarımız, eleştirdiklerimiz ve diğer tüm yapılanlar aslında yaşam seyrinde görülen yanlışları gücümüz nisbetince ortaya koyup düzeltme azmimizden kaynaklanıyor. 
Yoksa dünyayı biz kurtaracak değiliz. Zaten dünya hiç kurtarılamamış ki…
Her önüne gelen kendi mantığına uyan değerler nisbetince yol almış ama sadece bir noktaya kadar ulaşabilmiş tıkanmıştır. Yerine gelenlerce farklı yollar takip edilmek suretiyle herkes kendince doğru bildiklerine gore hareket etmiştir.
Bugüne kadar olanların kısaca özeti budur. Sözün özü dünyada hiçbir zaman beklenen, umulan adaletli bir sistem anlayışı hakim olmamış. 
Dünyada işler değişmez. Yapılan işler hep aynıdır. Sadece resimler değişir. Birileri doğar, birileri ölür. Ahmet doğar, Mehmet ölür. Ayşe doğar, Emine ölür. Ne doğanlar biter ne ölenler biter. Çizgi budur. Böyle devam edecek, böylede bitecektir.   
Kimisi tokluktan ölecek kimisi açlıktan ölecek, ama dünyada bu yolda seyredecek. Asıl üzücü olan İslam ümmetinin adalet üzere kurulu terazisi, dinini yaşamakta yetersiz biz müslümanların hataları sebebiyle bozuldu. Halbuki bizim dinimiz, iyilikle emreder, kötülükten nehyeder.    
İşte bu sapma yüzünden dünyada islami sistemin gereği adalet sistemi olmamasından kaynaklanan sebeplerle, meydan islamdışı gayrimüslim unsurların kendine işleyen yamuk adalet terazisine gore evrilmiş ve içinde yaşadığımız dünyanın farklı coğrafyalarında bir yanda öküz gibi tıkınmaktan karnı burnuna yapışmış insanlar türerken, diğer yanda da açlıktan yaşam mücadelesi veren, kuru ekmeğe muhtaç insanların yaşamak için çaba gösterdiği bir alana dönüşmüştür.  
Hayatımız yırtıcı hayvanların insafına bırakılmış gibi adeta… Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu biliyoruz. Ama bu tekerrürden ibret alamıyorsak bir yanlışımız var demektir. Rahmetli Akif ne güzel ifade etmiş : 
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? 'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;  Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

Bu yazı toplam 1073 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.