1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ADALETİN LAFLA DEĞİL, UYGULAMAYLA GERÇEKLEŞİR
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ADALETİN LAFLA DEĞİL, UYGULAMAYLA GERÇEKLEŞİR

A+A-

Türkiye’de kariyer sahibi olmak için ne gerekir?
Haydi! bu soruyu düşünün ve öyle yanıtlayın. Kimsenin tesiri altında kalmadan tamamen bağımsız bir gözlemci olarak bu sorumu yanıtladığınız da muhtemelen çoğunluk doğru cevabı verecektir.
Öncelikle standart cevapları bir kenara koyun. O maddeler Türkiye için geçerli değil maalesef…
Bu konuda azıcık kafa yoralım. 
Öncelikli madde olarak ülkemizde siyasi alanda en üst mevkilerde bir yakınınız, amcanız, dayınız, enişteniz, kayınpederiniz olduğunda her işiniz tıkırında demektir. Fazla debelenmenize gerek kalmadan makamı kapıverirsiniz.
Öyle bir ülkeyiz ki bırakın üst mevkii bazı işletmelerde çalışan yakınınız hademe dahi olsa istediği gibi etkin olmakta dilediği personeli işletmeye yerleştirebilmektedir. 
O zaman nasıl bir sonuca varırız?
Ülkemizde öğrenim gördüğünüz en baba, en kral üniversitenin diplomasına dahi sahip olsanız değeri yoktur. Bir paçavradan ibarettir. 
Yapmanız gereken ülkemizde üst düzey alanlarda görev almış, siyasetçi, bürokrat gibi makam sahiplerinden biriyle akraba olmanız sizin için en kurtarıcı metot olacaktır. 
Başarılı olmak, yeni fikir veya projeler üretmek gibi alanlarda yırtındığınız takdirde kimsenin umurunda olmazsınız. İlim ve bilimin değerini bilen sayısı sınırlı birkaç üniversitede akademik alanda bir yerlere gelmiş kişilerin dikkatini çekersiniz ama o da orada kalır. Yine de kimse sizi tınlamaz. 
Şüphesiz, hayatınızda geleceğe dair binlerce planınız vardır; yapılması gereken şeyler, ulaşılacak hedefler ve hayatınızı paylaşacak insanlar. Ama bazen her şeyi yapmak için zamanınızın olmadığı olur ya da belki yalnızca öyle görünür. Hiç zamanınızı ve hayatınızı boşa harcamış olabileceğinizi düşündünüz mü?
Muhtemelen, zamanınızı ayırdığınız çoğu şey aslında gerekli değildir ve siz daha farkına bile varamadan zamanınızın çoğunu alır götürür. Gerçekten yeterli zamanınız mı yok, yoksa size hiçbir şey katmayacak konulara çok mu fazla zaman harcıyorsunuz? 
İlk satırlarıma bakıp kendinizi bırakıvermeyin. Ne olursa olsun, okumaya devam edin, öğrenin ve öğretin. Elbette günün birinde o su akıp yolunu bulacaktır. 
Yukarıda arz etmiş olduğum Türkiye gerçeğini bilin diye karaladım. Dayatmacı bir anlayış olarak karşımıza çıkarılan birçok hususta hep sınıfta kalıyoruz. 
Ülkenin bu duruma gelmesinde ve bir türlü beklenen kalkınma sağlayamayıp hep yerinde saymasında ki nedenleri düşünmek ve buna çözüm üretmek kimin işi? 
İktidara gelen ya da siyasette bir noktaya ulaşan kimselerin onca yetişmiş alanında uzmanlaşmış, master ve doktorasını yapmış insanımızın verimden düşük seyretmesinin altında yatan ana etken, siyaseten yüksek mevkie gelmiş kişilerin tamamen kifayetsiz yakınlarını yeterince pişmeden ala çiğ olarak yönetim kademelerinde görevlendirmesi ülkenin tabanına dinamit koymaktan başka bir şey değildir. 
Bu insanımıza, insanlığa zulümdür. Bu kendi çaldığınızı kendiniz dinlemenizdir. Bu kişiye, bilgiye, fikre önem vermemenizdir.
Özetle bu kumar oynamaktır. 
Siyasetçilerimiz iktidara ulaşınca en yakınlarından başlayıp onların hayatını garanti altına almanın hesaplarını yapıyor. Biri çıkıyor daha beşikte ki torununun sigorta primini yatırmak suretiyle yaşı 25’lere ulaşınca emekli olmasının hesabını yapıyor. Çıkıp ta o da her insan gibi çalışıp çabalasın, vatana millete hayırlı hizmetlerde bulunarak emekliliğini hak etsin noktasından yaklaşamıyor. Bu nasıl vatan sevgisi, bu nasıl adalet anlayışı? 
Buna götüren sebep bu fikrin ülkemizde yerleşik mantığa oturmuş olmasından kaynaklanıyor. Zincirleme reaksiyon göstererek siyasetçiden siyasetçiye sirayet eden bu hastalık halkımızın gözünün içine baka baka yapılmaktadır.
Yazıklar olsun topunuza! Bunca insanın hakkını nasıl ödeyeceksiniz?
Bu kadar insanla nasıl helalleşeceksiniz? Bu şekilde davranışınızın hakka ve hukuka ne kadar aykırı olduğunu anlayamıyor musunuz? İşinize mi gelmiyor?
Ülkemizde; torna makinelerinde, dev pres makineleri altında ölümüne çalışan onca gariban insanın yıl dolsa yetmez, prim ödeme gün sayısı dolsa yetmez bir de yaş dolduracaksınız diyerek ölümüne çalıştıran sizler mecliste oturduğunuz rahat koltuklardan, birçoğunuz parmak kaldırma dışında yan gelerek birkaç yıl içinde emekli oluvereceksiniz, ardından da bana adaletten bahsedeceksiniz öyle mi?
Rahmetli Erbakan aklıma geldi: “Hadi oradan!...”   
 

Bu yazı toplam 572 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.