1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Adam Gibi Adam’ı Kaybettik
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Adam Gibi Adam’ı Kaybettik

A+A-
İyiler birer birer kopup gidiyor aramızdan.
1980 öncesinden tanıdığım ve o gün bugündür yazılarını hararetle okuduğum Hasan Karakaya ağabeyimiz de kendisine yaraşan bir gidişle kopup gitti aramızdan.
O yıllarda Milli Gazete ve Yeni Devir Gazetelerinin Konya Bölge Temsilcisiydim ve her ay mutat olarak İstanbul’a gider ve Temsilciler toplantısına katılırdım. Genellikle Mustafa Karahasanoğlu’nun başkanlık ettiği toplantılara çoğu zaman Hasan Ağabeyimiz de katılır ve bize ufuk açıcı bilgiler verirdi.
Yazılarında son derece acımasız eleştiriler yapan bu “adam gibi adam”ın; ufak tefek, zayıf yapılı, gözlüklü, son derece mütevazı, müşfik, sıcak, samimi, inançlı Hasan ağabey olduğu konusunda tereddüt ederdim.

O gün nasılsa, son gününe kadar da hep aynı kaldı. Geçen zaman içerisinde hep hakikâti haykırdı, hakikâti yazdı. Yılmadı, yorulmadı, bıkmadı, korkmadı, ürkmedi, şaşmadı, yalpalamadı, savrulmadı, satılmadı…
Kalemini inançları, renkleri, mezhepleri ne olursa olsun mazlumların, mağdurların, haksızlığa uğrayanların haklarını savunmada kullandı. Ümmetin sesi soluğu oldu.
Herkesin sustuğu, sindiği, makas değiştirdiği en zor zamanlarda, darbe yıllarında bile susmadı, susturamadılar.
Aramızdan ayrılırken bile “işte bak böyle gidilir, böyle ölünür” diyerek vefatıyla bile son sözünü söyledi, mesajını verdi.
Kâbe’ye yüz sürdü, Rabb’inden af diledi, Sevgilisi(sav)’e nazlandı.
Kal, gitme!” dedi Sevgili(sav)’si….
Onca uzman doktor bile koparamadı onu Sevgili(sav)’sinden. 
Ve Sevgilisi(sav)’nin dizinin dibinde kaldı…
Allah(cc) içiniz ve yine O(cc)’na döneceğiz.”
Rabb(cc)’imiz Hasan ağabeyimize ve tüm ümmet-i Muhammed(sav)’e  Rahmetiyle muamele eder inşallah. Geride kalanlarımıza da ibret almayı, Allah(cc)’a hakkıyla kul ve Resûlü(sav)’ne gereği gibi ümmet olmayı nasip etsin.
…..
 Bir küçük yazarımızla tanıştıracağım bugün sizi.     
Ahmet Acar İlkokulu  4-G sınıfından  Nisa Simge Erkan.
Henüz çok küçük; ama kalemi ve yüreği çok büyük…
Gönderdiği “Mutluluk” başlıklı yazısını aynen aktarıyorum.
 
                                      MUTLULUK     
Mutluluk,  benim için şu anlamlara gelir:
Mutluluk,  en kötü anında bile  gülümseyebilmektir. 
Mutluluk,  annen  yemeğe çağırdığı halde  “Anne, beş dakika kitabım bitmek  üzere…”  deyip kitabı hızlı  hızlı  okumaktır.
Mutluluk,  benim için  onca binanın  arasında  kalıp  küçücük  balkona  çıkıp  ışığı  görüp  gülümsemektir. 
Mutluluk,  sevdiği  dizinin  bittiği  zamanda, “Olsun, yeniden başlar”  demektir.          Mutluluk,  küçücük  bir  kedinin ağaca çıkıp miyavlamasıdır.         
Mutluluk,  her zaman  geç  kalkan  gencin  sınav sonucu için erken  kalkıp  100  aldığını  görüp  mutlulukla  “Anne, baba, sınavı  kazandım!”  demesidir.       
Mutluluk, kitapçıya gidip sevdiği  derginin geldiğini görüp son kuruşunu verip “sonunda  aldım” demektir. 
Mutluluk, okulun  ilk  günü  öğretmenin  gözüne  girip “Aferin  yavrum!”  sözünü  duymaktır.    
Mutluluk,  eve  geldiğinde  annesinin  yaptığı  kekin  kokusunu  almaktır.       
Mutluluk,  gözünü  açtığı  zaman  gülümseyip  “Ne  güzel bir  gün!”  demektir.        
Mutluluk,  en  sevdiği  arkadaşını  zor  gününde  teselli  edip  güldürmektir.        
Mutluluk, onca  emek ve  sevgi  ile  baktığın  tohumun  fidan  olmasıdır.        
Mutluluk,  arkadaşlarıyla  paralarını  biriktirip  öğretmenine  “Öğretmenler gününüz  kutlu  olsun!”  deyip kendi paralarıyla  aldıkları  hediyeyi  mutlulukla vermektir. 
Mutluluk,  en  sevdiği  kişi olabilmektir.   
Mutluluk,  çok  sevdiği  ablasıyla  sinemaya  gidip  o  sinemadan  ders  çıkartmaktır.       
Mutluluk,  istediği  oyuncağı  annesine  aldırmak  için  küçük  çocuğun amacına  ulaşmasıdır.    
Mutluluk,  yeni  doğan  torunun  ismini  kendi  ismi olduğunu  duymaktır.       
Mutluluk,  yediği  simidi  onlarca kuşa  paylaştırıp  “onlar  da acıkmıştır”  demektir.        
Mutluluk,   bir  saattir  beklediği  sıranın  kendine  gelmesine  iki  kişi  kalıp  “sonunda  geldi”  demektir.  
Mutluluk,  başka  şehirde  olan  babasının  sesini  duyup “Babacığım  nasılsın?”  sorusuna  “Çok  iyiyim  kızım’’  cevabını  almaktır.           
Mutluluk,  son  gayretle  uğraşıp  yapamadığı  soruyu  çözmektir.          
Mutluluk   yeni  doğan  çocuğuna  “anne”  sözcüğünü  öğretmektir.          
Mutluluk,  küçük  kuzenleriyle  oynayıp  onlara  doğruyu  öğretmektir.          
Mutluluk,  yeni  olan  öğretmenin  ilk  öğrencileriyle  tanışmasıdır.         
Mutluluk,  futbolcunun  takımı  için  zafer golünü  atmasıdır.          
Mutluluk  küçük  şeylerden  mutlu  olmayı  bilmektir.
 
Yazarlık yolunda büyük ümit va’deden küçük Nisa Simge Erkan’a başarılar diliyorum ve yazılarının devamını bekliyorum.
Bu yazı toplam 155 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.