1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Adamların Çocukluğu
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Adamların Çocukluğu

A+A-
Çocukluğumuzda yaşadığımız her güzel yaşantıyı, güzel anı, iyiliği ve iyi insanları hep iyilik, güzellik ve hayırla ve hatırlarız. Çünkü hepsi bizde bir iz bırakmıştır, bize doğru yolu gösteren büyüklerimiz, öğretmenlerimizi de hayırla yâd ederiz. Sadece iyilikler de değil, yanlış anlamalar, haset ve çekememezlikler, kötülükler veya çocukça yaşadığımız sorunlar hemen hemen hepsinden öğrendiğimiz bir şeyler mutlaka vardır.
Bu nedenle, insanın anavatanı çocukluğudur (Epictetus), sözünü çok değerli bulurum, çünkü çocukluk çağında şekillenir bir baba, bir anne veya bir öğretmen, hemen hemen her yetişkinin bir çocukluk dönemi, iyi-kötü ilgi ve sevgi gördüğü bir aile ya da sosyal bir çevresi olmuştur. Başbakanlar da çocuktu, iş adamları, politikacılar, o yaşını başını almış dedeler ve nineler onlar da çocuktu, belki yaramaz belki uysal, ama hepsinin bir çocukluğu vardı.
Kendi çocukluğumuzu hatırlarız, önemseriz, bir de anne-babalarımızın çocukluğu nasıldı acaba merak ettiniz mi hiç? Babamın çocukluğu, acaba nasıldı, neleri severdi, üzüldüğü ya da ağladığında neler yapardı? Ya annelerimiz onlar nasıldı, nasıl bir imkânları vardı, zorluk ve çileli yaşamları olduğunu tahmin etmek güç olmasa gerek, büyük çoğunluğumuzun ebeveynlerinin çocukluk dönemlerinin ülkemizin zor yıllarında yaşandığını biliyor olmamız gerekiyor.
Kocaman Kocaman adamlar da olsalar, insanları eleştirip değerlendirirken onların nasıl sıkıntılı veya rahat bir çocukluk yaşamları olduğunu bilmiyoruz, yetim, öksüz ya da yokluk içinde kıt kanaat büyümek, okul çantasının, defterin bulunamadığı, ekmeğin karne ile alındığı dönemler, söylemesi kolay, yaşaması güç hayatlar… Ebeveynlerimizin çocukluklarını merak ettik mi hiç? Onları hep büyük, olgun ve doğru kararlar almakla yükümlü olduklarını mı düşünüyoruz? Onların da üzüldükleri, sevindikleri çocukluk dönemi umutları olmuştur. Onların çok istemelerine rağmen gerçekleşmeyen istekleri ve umutları onlarda da izler bırakmış mıdır?
Bunlar elbette olumsuzluklara, yanlış tutum ve davranışlara mazeret veya sebep olmamalı, fakat insanları, dostlarımızı veya büyüklerimizi anlamaya ve tanımaya çalışırken onların yaşadığı dönemin ve çocukluklarının da etkisinde kaldıklarını ve onları şekillendirdiğini göz ardı etmeyelim. İnanın, bize bayağı gelen her tutum ve davranışın o kişideki bir yaşanmış bir olaya, anı’ya veya üzüntü veya mutluluktan kaynaklandığını da görebiliriz.
Bütün bu bilgiler ışığında, çocukluk çağını huzur ve güven içerisinde yaşamış, çevresinden yeterli ilgi alaka ve sevgi görmüş, desteklenmiş, güven ve paylaşmayı iyi bir çocukluk dönemi yaşamış yetişkinlerden oluşan bir toplum hayal etmek, çok mu şey bekliyoruz ya da gerçekleşir mi bilmiyorum. Bu yaşantı ve deneyimler ebeveynlerin çocukları için zaman ayırmaları ile mümkün olacaktır.
Çocuklara ayıracağımız zaman onların hakkı, bu zamanı onlara ayıralım, onlarla birlikte geçirelim. Ebeveynler, bu zamanı onlardan çalmak yerine, onlarla birlikte değerlendirmelidir. Onlara ayır(a)madığımız zamanlar, yetişkin olduklarında bir anlam ifade etmemektedir, dolayısıyla ebeveynleri ile yaşantı ve deneyimleri zengin değilse, onlara fazla ihtiyaçları da kalmayacaktır.
Uzun lafın kısası, adamların çocukluğu ile çocukların adamlığı arasındaki ilişkinin güçlü ve sağlıklı olması en temel ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç, her çocuğun en doğal hakkıdır ve ebeveynler çocukları ihmal etmemelidir. Hoşça kalın.
 
Bu yazı toplam 78 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.