1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. ÂDEMİN TORUNLARI OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

ÂDEMİN TORUNLARI OLDUĞUMUZU UNUTMAYALIM

A+A-

Geçen gün Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile hayalimde bir röportaj yaptım: Birçok konuda sorular sordum kendisine. Bu röportajın bir bölümünü sunuyorum  dikkatlerinize. yerel seçimleri sordum önce. 
-Biz kazandık aslında, dedi. Oy oranlarına bakarsanız zaten bu görülür.
-Ama İstanbul Ankara Antalya Adana… Diyecek oldum. Biraz durdu konuşmadı. Biraz öfkeli ve biraz üzgün olduğu her halinden belli idi.
-Anlayamıyorum dedi. Biz bu şehirleri en başta kirli havadan kurtardık. Bizden önce illerimizin çoğu,  ama bilhassa büyük iller,  kışın hava kirliğinden yaşanmaz hale gelmemişler miydi? Hava diyorum bak hava!!! Bunun kıymeti bilinmez mi? Temiz havadan daha büyük hangi nimet var bu dünyada?  Hava, su, ekmek… Hayatın temelini oluşturan üç ana direk… Su? Biz İstanbul'u, Ankara’yı ve birçok ili susuzluktan kurtardık. Bunun bir değeri yok mu…?  
Hızını alamadı cumhurbaşkanı başladı yerel ve merkezde yaptıkları hizmetleri saymaya:  Paradan 6 sıfırı biz attık. Keyleri,  nemaları biz ödedik. İMF ye olan 25 milyar dolar borcu biz ödedik. Milleti hastane ve eczane kuyruklarından biz kurtardık. Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmış duble yoldan fazlasını biz yaptık.  55 Hava Limanı, 100 üniversite, sayısını bilemeyeceğim kadar derslik açtık. Avrupa’nın en büyük hastanesini,  Avrasya Tünelini ve Anadoluda birçok tüneli ve geçidi ,  Tüm Türkiye’yi doğalgaz ile biz buluşturduk. Enflasyonu yüzde 40 lardan yüzde 10 lara biz düşürdük. Hızlı Tren, Mavi Tünel, Kıbrıs’a su,  savunma sanayindeki gelişmeler…  Hızını alamayıp daha birçok hizmeti saydı döktü Sayın Cumhurbaşkanı. Yorulup kendine gelince: Ben daha ne yapmalıydım? Diye sordu bana. Bende müsaade derseniz cevap vereyim sayın başkanım dedim:
-  Sayın Başkanım! Ne halkın dertleri biter ne de insanların istekleri tükenir. Karnı tok sırtı pek olmakta tatmin etmez insanları. Evi olsa köşk, köşkü olsa saray ister. Arabası olsa en lüksünü onu versen helikopter ister. Üç çeşit yemek olsa 5 çeşit, 5 çeşit olsa 15 çeşit ister. Kısaca ne insanları tatmin etmek mümkün ne de toplumların tüm arzu ve isteklerini yerine getirmek kabil. Niye öyle?  Çünkü fıtrat böyle  
 - Devam et bakalım dedi. Bende Bu durumla ilgili önce tarihten sonra günümüzden birkaç örnek verdim:
- Hz Musa (as) efendimizin İsrail oğullarını Firavun zulmünden kurtarmasına rağmen onların Musa peygambere nasıl davrandıklarını,  M. Kemal’inde kurtuluş savaşından sonra 1934 yılında SCF’nin CHP’ye karşı seçimlere girdiğini ve Halkın o seçimlerde  ters bir tepki verdiğini hatırlattım.  O zaman M kemal de şunları söylemişti dedim: (mealen)
- Bu nasıl olur? Vatanı ben kurtardım, Cumhuriyeti ben ilan ettim, Düşmanı ben kovdum…
NASRETTİN HOCAYI HATIRIMIZDAN ÇIKARMAYALIM
 -   Sayın Başkanım demokrasilerdeki iktidar muhalefet(halk)  ilişkisini yıllar önce atamız Nasrettin Hoca ne güzel anlatmış:  Nasrettin Hoca oğlu ile birlikte yola çıkarlar. Önce Hoca biner eşeğe. Onları görenler,
- Ayıp, ayıp kocaman adam binmiş küçücük çocuğu yürütüyor.  Hoca oğlunu eşeğe bindirip kendisi yürüyünce
- şu manzaraya bak, yaşlı hoca yürüyor gepgenç oğlu eşeğe binmiş. Ayıp ayıp!  İkisi binice,
- Yazık değil mi eşeğe?  İkisi de yürüyünce;
-Ne salaksınız.  Eşek de yürüyor sizde…”   Sonuç.  Hoca derki: 
-Oğlum insanların isteklerini tümüyle yerine getirmek mümkün değildir. Sen kendi doğrularını yap, onlar ne derse desin kulak asma…  
-Sayın Cumhurbaşkanım Atamız  Nasrettin’i dinlerseniz iyi olur dedim.  Hoşuna gitti,  tebessüm etti.
-Biz Allah için yapıyoruz işlerimizi Bilmezse balık, bilir halık(yaratan)  dedi 
 

Bu yazı toplam 696 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.