1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Adı Müslüman Ayrı, Gerçek Müslüman Ayrı
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Adı Müslüman Ayrı, Gerçek Müslüman Ayrı

A+A-
Yazımın mahiyeti biraz farklı olacak. Bugüne kadar alışılagelmişin dışında bir üslupla olduğu gibi ifade edeceğim. Uluslararası arenada çok çeşitli olaylar yaşanıyor. Biz farklı bir diğeri daha farklı ama sonuç itibariyle bazı gerçekleri yaşıyor ve kanıksıyoruz. Örneğin ülkemizin bulunduğu coğrafi konum itibariyle ve son on yıldır üslendiği misyonda ki etkin rolü bakımından dünyada birçok devletin gözüne battığı ve birilerini fena rahatsız ettiğini biliyoruz. Onların rahatsız olması bizi değil rahatsız etmek bilakis oldukça mutlu ediyor ve doğruya giden yolu bulmanın verdiği hazzı sindire sindire yaşıyoruz. Bu arada üzücü gelişmelerde artarda geliyor. Dostun azlığı düşmanın bolluğu gerçeği yaşanan her olay sonrasında bir şamar tonunda yüzümüze patlıyor.
Samimi olmak istiyoruz.

Diğer dünya ülkelerinin hepsiyle üst düzey ilişkiler geliştirerek insanların birbirine zarar vermek yerine sadece faide sağlayabileceği bir sistem inşası için üzerimize düşen bir ufacık payda olsa ona koşmak istiyoruz.

Yaşanan her olay sonrasında adına gayrimüslim dediğimiz, kimi Hristiyan kimi Yahudi, kimi putperest, kimi Budist kimi bilmem ne bela türlü dinlere mensup insan siluetinde ki adına idareci denilen kişiliklerle karşılaşıyoruz. Attığımız tüm samimi ve müspet adımların aslında birer hayalden öteye gitmediği gerçeğiyle her seferinde ama her seferinde yüzleşmek durumunda kalıyoruz.
Milletçe sahip olduğumuz dünyada yaşayan tüm insanların birer kardeşçesine birbirine en küçük zarar vermeden sadece kendiyle ve yakın çevresiyle meşgul olabileceği bir nizam arayışının aslında bir ham hayalden öte anlam içermediğini hep görüyor hep yaşıyoruz. Tüm ülkelerin kardeşçe yaşamak şöyle dursun kalleşçe bir anlayışla diğerinin kuyusunu kazdığını ve bulduğu ilk fırsatta onu alabora edebilmenin ince hesaplarını yaptığını görüyoruz.

Aslında adına insan denen mahlûkatın insanlıktan anladığı gerçeğin sadece kendine benzeyenler için birer hakmışçasına bir düşünce tarzı içerisinde hareket ettiklerini ve yeri geldiğinde birer hayvandan aşağılık Esfele Safilin zümresine münhasır bir yapıda olduklarını acı ile yudumluyoruz.
Benim gibi orta yaş sınırının üstüne çıkmış kardeşlerimiz hatırlar. !990’lı yıllarda yaşanan Bosna Hersek felaketi içinde dünya sanki birer panik ve katliamı durdurma çabası çevikliği gösterilerini bizlere yutturarak gözümüz önünde on binlerce mazlum Boşnak’ı acımasızca ve akla hayale gelmeyecek türlü işkencelerle katledilmelerini yıllarca seyrettirdiler. BM denen masal örgütünün yaptığı işte bu perdelemede başrol oynamaktı. Avrupa topraklarında azıcıkta olsa Müslümanların nefes alıp verdiği bir İslam devletinin varlığı bile onları huzursuz ve etmeye yetmişti.
Daha örnekleri artırabilirim. Mesela Filistin zulmü her an yaşanmakta bir tülü bitmemekte. Müslümanların üzerinde ki kara bulut bu küçücük vatanda bir türlü dağılmakta… Her geçen gün şiddetini artıran bir Yahudi zulmü bu toprakları uzun yıllardır kasıp kavurmaktadır.
Arakan’da yaşanan acımasız Hindu katliamlarının haddi hesabı yok. Diğer İslam ülkelerinde dış güdümlü Müslüman görünümlü şeytanın avukatlığını üslenmiş sözde liderler halkına kan kusturmaktalar.
İyi de o halde bu kadar mülayim olmanın gereği nedir ki?
Müslümanlar şeref ve izzeti için yaşarlar.

Nitekim geçenlerde yaşadığımız darbe girişiminde de üzerimizde oynana bir oyunun kurbanları olmamıza ramak kalmıştı. Türk milletinin mayasına yerleşmiş olan vatan aşkı ve iman gücü bu alçak saldırıyı bertaraf etmeye yetti. Bundan sonra hangi oyunlarla gelirlerse gelsinler, karşılarında çivi gibi duran milletimizin genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle çoluğuyla çocuğuyla samimi neferlerini görecekler.

Ama şunu da ifade etmeliyim. Ülkemize mülteci olarak kaçan yaşları genç çok sayıda Suriyelinin ülkelerinde yaşanan gelişmeleri geriden izleyerek vurdumduymaz yaşamlarını devam ettirmeleri ve her türlü konfora dönük yaşamda ki ısrarlarını açıkçası esefle izlemekteyim. İman sınavında başarılı olan kardeşlerimi tenzih ederek geride kalanlarının ilgisiz duruşlarını üzüntü ve nefretle izliyorum. İyide kendilerine bahşedilen güzel bir vatanı terk ederek asalak gibi baka ülkelerde yaşam kurma gibi saçma bir düşünceyi nasıl benimseyebiliyorlar?
Kendilerini vatanları uğruna sarf edemeyecek kadar korkak ve hayatlarını birer asalak gibi yaşamaya addetmiş bir kısım Suriyelilerin vatanları elden gittikten sonra nasıl bir dünya hayali kuruyorlar acaba?

Git kardeşim yurduna! Git, git ve şehadete koş!
Türkiye’de ki yiğitlerin şehadete koşuşu karşısında hiç mi etkilenmediniz?
Hiç mi yüzünüz kızarmadı?
İşte değerli okurlarım konunun özü şudur: İslam toplumlarında vatani sevgi duygusu taşımayan korkakların varlığı dışımızda ki gayrimüslimlerin ekmeğine yağ sürüyor. Bu zavallılarda ömürleri boyunca boyunduruğu altında yaşayacakları devletlerin şefkatini bekliyorlar.
Kusura bakmayın! Sizler korkaklarsınız.
Eli silah tutacak olgunlukta ama akşama kadar cep telefonuyla lak lak yapacak kadar gailesiz bu yaşamınızın bedelini pahalıya ödeyeceksiniz.
 
Bu yazı toplam 197 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum