1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Afrika’nın Garibi: Sudan
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Afrika’nın Garibi: Sudan

A+A-
Sudan seyahatindeydim. Siz bu satırları okurken yeni dönmüş olacağım Allah’ın izniyle… Hiç unutmuyorum ilk gittiğimde 2001 yılı idi. Sonra aralıklarla defalarca seyahatim oldu. Her defasında ufak tefek farklılıklar oluştu. Yatırımlar artsa da statükocu anlayışın hâkimiyetinden olsa gerek fazla bir değişiklik göze çarpmıyor. Lokal bölgelere yapılan bazı ek yatırımlar genele yansımıyor.
Ama bu ülkeyi diğerlerinden farklı kılan etkenler var. İnsanlarında bugüne kadar birçok ülkede şahit olmadığım bir samimiyet görürüm. Dostluğa önem verenleriyle arkadaşlık ettiğiniz takdirde sırtınız yere gelmez. Ama illa ki iyilerin olduğu yerde kötülerde olacaktır. Sizin yapmanız gereken samimi ve dürüst olanlarını iyice tahlil ederek sınıflandırmanızdır. Senelerdir bu şirin ülkeyle ticaret yaparım. Bundan 15 yıl önce ticaret yaptığım Sudanlı dostlarımla halen ticaretim devam etmektedir. Sudan’la ticaretimde eğer bir pürüz hasıl oldu ise kendi firmalarımızdan ileri gelmiştir. O bakımdan ricam olur ki bu ülkenin insanlarına dostça yaklaşın. Bize karşı besledikleri samimi alakayı ve yıkılmaz dostluğu zedelemeyin. Ticaret devamlılık isteyen bir süreçtir. Kendinizi uzun yıllara odaklayın. Gelip geçici bir kereye mahsus çalışmalardan hiçbir yarar elde edemezsiniz.
Sudan, Arapçadan aldığı isimle siyahlar ülkesi olarak anıldı hep. Osmanlı’ya sadakatinden ötürü zulme uğrayan Sudanlılara, bu uğurda Sultan Ali Dinar’ı da şehit vermeleriyle Osmanlı’nın yetimleri desek bilmem mübalağa etmiş olur muyuz?

Olmayız. Evet, bu güzel insanların geçmiş ataları Osmanlının yetimleridirler. Dünya üzerinde Osmanlı İmparatorluğunu bu kadar benimsemiş ve baş üstünde tutan bir başka beldeye neredeyse rastlamazsınız. Sudan’ı aralarından çekin ayırın.
Sudan’ın meşhur bölgelerinden Darfur vardır. Darfur, Sudan'ın batısında bir bölge. Bölge Libya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti ile çevrilidir. Kendi içinde 3 ayrı eyalete bölünmüştür; Batı Darfur, Güney Darfur ve Kuzey Darfur. Sudan'ın bugünkü Darfur Eyaleti'nin topraklarında 1640 yılından 1916'ya dek Osmanlı Devleti'ne bağlı olarak varlık gösteren Darfur Sultanlığı, 22 Mayıs 1916'da başkenti Faşir'deki muharebede İngilizlere karşı aldığı yenilgi ile tarihe karıştı. İşte o günden sonra bölge insanı hep zorluklarla mücadele etti. Fakirlik ve açlık bölgenin kaderi haline dönüştü. Bu bölgede etnik çatışmalar hiç kesilmedi. Yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Fitne ateşi İngilizlerle gelmiş ve kan ve gözyaşından nasip alınmıştı. Darfur’daki yetimler son derece zor şartlar altında yaşıyorlar. Yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyorlar. Yetimhanelerde yüzbinlerce yaşam mücadelesi verir bu garip ülkenin mazlum insanları…
Sudan’la ilgili oraya has ilginç bazı bilgileri de sizinle paylaşmaktan mutluluk duyacağım.
Bilir misiniz?
Bu ülkede adettendir çamaşırları erkekler yıkar, kahvehaneleri kadınlar işletir. Hanım kardeşlerimizin gözlerinin parladığını hissediyorum. Ama kusura bakmayın da Türkiye’de erkekleri çamaşır teknesinin yanına bile yaklaştıramazsınız.
Oturma odasında koltuk yerine yatak vardır. Misafirlikte karşılıklı yatılarak sohbet edilir. Aslında bu benimde sevdiğim bir tarzdır. Edeben 2.80 uzanmasak ta en azından bacakları ileri atarak kafayı da 110 derece eğimle yastığa koyarak muhabbetin köşesinden bucağından tırtıklamaya başlarım. Bu işin en zor tarafı, rahata alışan vücudunuzun uyku isteği karşısında güçsüz kalmanız olabilir. Zaten sokakta 50 derece sıcakta yanıp odada ki klimanın serinliğinde uykunun tadı bir başka olmaz mı?
Fakirin ve zenginin sevdiği yemek ortaktır. Özellikle fakirler her öğün iri kuru bakla yer. Ülkemizde biline ismiyle, eşek baklası… Arap ülkelerinde ful olarak bilinen bu yemeğe bende bayılırım. Sabah iki porsiyon yediğiniz zaman akşama kadar acıkmama garantisine veririm. Ben 1990’lı yıllarda Mısır’da öğrencilik yıllarında yemeye alıştığım ful ile olan aşkımı halen sürdürmekteyim. Yurtdışı dönüşlerinde ful konserveleri alarak evime getiririm ve ailecek büyük bir keyifle tüketiriz. Genelde menemen tarzı domatesle ve biberle karıştırdığınız zaman yemede yanında yat derler ya öyle bir zevk alırsınız. Kerkedi (narçiçeğinin kaynatılarak ama sıcak ama soğuk servis edildiği içecekten) bol bol tüketilir.
Sudan’da bir bayanın evli olduğu elleri ve ayaklarındaki ölene kadar silindikçe yakılan kınasından anlaşılır. İyi ruhlar gelsin, kötüleri kovulsun diye tütsü yakılır ki bunu anlamsız buluyorum.
Meyve ve sebze kilo hesabıyla değil tane hesabıyla alınır, yemeklik yağ kepçeyle tartılır, 50 gram gibi az miktarlarda naylon poşetler içerisinde satılır. Sarımsak çok pahalıdır ve diş diş satılır.
Zenginler evlerinin önüne büyükçe su küpleri koyarlar. Ama bunu kullanmak bizde imkânsızdır. Çünkü küpün yanına bıraktıkları herkesin ortak kullandığı maşrapa ile su içmek mi zor, yoksa küpe maşrapayı su almak için daldırılıp ta ellerin suyla temas etmesinin verdiği tiksinti mi?
Aynı Mısır gibi çay çok demli ve bardağın yarısını şekerle dolduracak şekilde bol şekerli içilir.
Bazı camilerde okunan hutbelerde hâlâ II. Abdülhamit Han’ın ismi anılır. Cuma ve Cumartesi resmi tatildir, haftanın ilk günü Pazar’dır.
En iyisi de bu ülkede gelecek kaygısı ve teknolojiyi takip hastalığı diye bir şeyden bahsetmek pek mümkün değildir. Bu da insana stresten uzak bir huzur veriyor.

 
Bu yazı toplam 58 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.