1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. AĞUSTOS AYININ ANLAMI: ZAFERLER
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

AĞUSTOS AYININ ANLAMI: ZAFERLER

A+A-

Ağustos ayına bugün girdik. Bu ayın bitimiyle kurban bayramını idrak edeceğiz. İnşallah içinde bulunduğumuz yılın hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.

Ağustos, milletimiz için çok değerli ve başarılı zaferlerle dolu bir aydır. İnşallah yine yeni başarılara imza atılarak ümmet-i İslam’ı, kurtuluşa vesile olacak kutsi mekâna taşıyacaktır. Bu ayda uykuda olan İslam âleminin büyük çaplı uyanışa geçerek ümmet birlikteliğine giden yolda inşallah yeni adımlar atılacaktır.

Yazılarımda her zaman değinmiş olduğum ümmet bilincinin uyanışına giden adımın bir türlü atılamaması ve bazı ülkelerin emperyalistler karşısında ki zavallı duruşu sebebiyle hareket kabiliyetimiz her defasında hata veriyor. Düne kadar temas üstüne temaslar yaptığımız Suudi Arabistan hanedanı bile dünya Müslümanlarının yardımına gidecek yolda adım atmak şöyle dursun varlıklarını borçlu olduğunu iyi bildiğimiz Amerika Başkanının bir ziyaretiyle geçmişe sünger çekerek bir anda bugüne kadar ki tüm girişimleri yaralayacak adımlar atıyor. Türkiye’nin Katar’da ki askeri gücünü geri çekmesi için Katar’a şart koyuyor. Katar’ın dik duruşu ve milli siyasetiyle bunu reddetmesi karşısında geri adım atarak bu şartını geri çekmek zorunda kalıyor. Amerika’dan gelen direktifle bir anda yön değiştiren Suudilerin siyasetine karşı mertçe duruşunu ortaya koyan Katar, tükürdüklerini yalatıyor.

Söyleyin bakalım. Kaça satıldınız Amerika’ya?

İtiraf edin. Neyle korkutuldunuz?

Makamla mı, mevkiiyle mi? Sonunuzun Saddam ya da Kaddafi gibi olmasıyla mı?

Bu ümmetin kutsal mekânlarını kontrol eden bir yönetim olarak hakkını, hukukunu, maslahatını koruyacak bir sorumluluğunuzun olduğuna dair hiç kafa yordunuz mu?

O Iraklarda, o Yemenlerde, o Libyalarda, o Suriyelerde tek derdi insanca yaşamak olan Müslüman halkların çektiği acıları yüreğinizde hissedebildiniz mi?

Kudüs’te yaptıkları karşısında İsrail’e gıkını çıkaramayan Suudiler olarak, Katar’da ki barış amaçlı Türk askerinin çekilmesi gibi bir direktifi bir çırpıda vermeyi biliyorsunuz. Sizin için Beni İsrail’in zulmü altında inim inim inletilen bu ümmetin evlatlarının feryatları yüreğinizi parçalamıyor mu?

Bir önceki kralınız Abdullah bin Abdülaziz el Suud 2015 yılında 90 yaşında öldü. Bir dile gelse de konuşsa ötelerden haber verse de bugünkü zavallı halinizi bir anlayabilseniz isterdim.  

Türkiye’nin ümmet hakkını gözetmesi duruşunda yanında yer almanızı beklerdik. Ama ne gam! Size güvenip te sırtını dönen bir daha iflah olmuyor. Hemen yanı başınızda ki Yemen’de yıllardır kirli bir savaş dönüyor. Ne yaptınız? Ülkede her an kaos yaşanıyor. Kimin otorite kimin güç olduğu belirsiz.

Yaralarına melhem olmayı denediniz mi?

Diyorum ne varsa bizim şanlı geçmişimizde var.

Milletimiz, oynanan tüm oyun ve felaketlerden yılmadı. Milletçe 7’den 70’e kadar her yaşta insanı ile aşk ve heyecan içinde topyekûn bir Kurtuluş Savaşı’na hazırlanmıştı. Ya istiklal içinde yaşayacak ya da ölecekti. Bu bir bakıma milletimizin ateş, kan ve barutla imtihanı demekti.

Büyük Taarruz da Malazgirt Meydan Savaşı gibi 26 Ağustos 1922 tarihinde başlamıştı. Bir tarafta vatanı için çarpışan, bayrak, din ve vatanın azizliği gibi yüce gayeler için canını her an feda etmeye hazır olan Türk askeri, diğer tarafta ise emperyalist emellerin zebunu, vahşi kurt sürüleri gibi Anadolu’nun harim-i ismetine dalan ırz ve namus nasipsizi Yunan palikaryası…

Kükremiş arslanlar gibi düşman mevzilerine çullanan Mehmetçik süratle zafere doğru koştu. 30 Ağustos günü Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapıldı. Düşman, çevik Türk birlikleri tarafından kuşatılarak ona en ağır vurulmuş oldu. Artık Yunan ordusunun derlenip toparlanmasına imkân kalmamıştı. Yunan ordusundan kaçıp kurtulmak isteyen kılıç artıkları da İzmir körfezinde denize döküldü.

Bugün aynı Yunan karşımıza geçmiş şu bitik haliyle bile arkasında duran batı dünyasından aldığı gazla bize meydan okumaya cüret ediyor. Sanırım Egenin serin sularını özlemişler. Biz milletçe buradayız. Ne zaman isterlerse kendilerini Ege denizinin sularıyla bir daha buluşturabiliriz. Ama bu sefer ucuz kurtulamazlar. Bin bir türlü oyun ve desiselerle elde ettikleri Ege denizinde ki adaları da himayemize alırız. Bugün ardına saklandığı batı dünyasına karşı muhtemelen ekonomik krizle boğuştuğu birkaç yıl öncesi elde ettikleri cukkaların sahiplerine karşı bir vefa borcu ödüyor olabilirler. Ama şunu unutmasınlar ki biz parayla değil imanla yola çıkarız. İmanın verdiği azim ve gayretle düşmanı ezer geçeriz. Bu bugün Yunan olur, yarın Almanya olur, öbür gün Amerika olur, bir sonraki zaman FETÖ olur.

Şu gerçeği anlayın; bu vatan üzerinde tüten en son ocak sönene kadar savunacak iman erlerimiz ve enerjimiz var.

 

Bu yazı toplam 337 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum