1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. AĞZIMIZA ÇALINAN BİR PARMAK BAL!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

AĞZIMIZA ÇALINAN BİR PARMAK BAL!

A+A-

Amerika’nın PYD konusunda ki yaklaşımından açıkçası rahatsız oldum. Geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti esnasında kapıda karşılaması ve ağırlaması, yüzünün gülümsemesi gibi işin magazin boyutlarıyla durumu geçiştiren bir medya ordumuz vardı. Amerikan Başkanı’nın karşılaması ve yemek ısmarlaması gibi göz boyamaya dayalı yaklaşımlar bizi yanıltmamalıdır. Çünkü karşınızda emperyalizmin beşiği olan ve her konuda uyguladığı taktiklerle dünyayı şaşırtan Amerika’nın kişiye özel davranışları karşısında hemen yelkenleri indiriverdik. İyi güzel de işin magazin boyutlarını ortadan kaldırdığımız zaman geriye ne kalıyor?

Olaya bence bu çerçeveden bakmak lazım. Konu Recep Tayyip Erdoğan ya da bir başkası şu ya da bu şahıs mevzusu değildir.

Şu sorulara net yanıt alabildik mi? Olaya bu çerçeveden bakmamız gerekiyor.

Suriye’de ki PYD güçlerine Amerika’nın yaptığı dev silah yardımları kesildi mi?

Bırakın yardımın kesilmesini, bu konuda en küçük bir taahhüt ya da garanti verildi mi?

Amerika, silahların kullanımı noktasında denetimde olacaklarını ifade ederek, Türkiye’ye zarar gelebilecek durumlara müdahale edecekleri garantisi verdiği lafıyla bu konuda da gazımızı aldı. Nitekim aynı Amerika önceki yıllarda da birçok garantiyi ve demokrasi garantisini her fırsatta verdiği Afganistan olsun, Irak olsun, Kuveyt olsun uyguladı mı?

Laf oyunlarıyla oyalaya oyalaya İslam dünyasını bu hale getirdiler. Daha da işgal sürüyor. Suriye’de ki rejim sorununun, Irak’ta ki rejim sorununun, Afganistan’da ki rejim sorunun Amerika ya da Rusya ile ne alakası var?

Dünya büyük bir köydü öyle değil mi?

Burada taktik uygulayan biz miyiz? Onlar mı?

Diğer bir konu olarak, Fetullah Gülen’in iadesi konusunda bugüne kadar somut bir şey ortaya koyabildiler mi?

Bunca olan bitene rağmen FETÖ liderini gözaltına alıp sorguladılar mı?

Açıkçası bölgemize yönelik çok kirli oyunlar dönüyor. Bu oyunu çeviren aktörler rollerinin hakkını veriyorlar. Senaristler de boş durmuyor her fırsatta yeni sahneler yazarak dünyaya film oynatmaya devam ediyorlar.

Konuyu duygusal açıdan ele alıp farklı yönlere çekmeye gerek yok. Ama ortada büyük oyun var ve bizde bu oyunda bir figürüz.

Geçen haftanın sıcak gündem maddelerinden biri de Almanya Başbakanı Merkel’in

Türkiye'nin İncirlik Askeri Hava Üssü'nü ziyaret etmek isteyen Alman vekillere izin vermemesine tepkisi oldu.

Merkel, 'alternatif lokasyonlara' bakacaklarını söylerken, Almanya Savunma Bakanlığı sözcüsü de "Ürdün'ün en iyi şartları sunduğunu" söylemiş.

Gelişmelere bir bakar mısınız?

Memlekete her türlü hainliği yaparak darbe girişimi sonrasında kendine sığınan FETÖ mensuplarına kucak açarken ve cumhurbaşkanlarının gazeteci Can Dündar’ı krallar gibi karşılayıp Türkiye’ye nispet yaparcasına takındığı tavırlar karşısında istifini bile bozmayan Merkel, konu kendi menfaati olduğu zaman oturduğu yerden hop oturup hop kalkıyor.

Aklıma aksi öğretmen geliyor. Öğrencilerinin sözünü dinlememesi karşısında sert tavır ortaya koyan öğretmenin verdiği tepki gibi bize tepki koyuyor.

Yani ben dilediğim gibi hareket edeceğim. Ama bana gıkını çıkarmayacaksın demeye getiriyor.  

Peki, ne yapmalıyız?

İşte can alıcı soru budur. Türkiye kime güvenerek yoluna devam edecek? Bölgeyi kan gölüne çeviren Amerika ve Rusya’nın ikircikli tavırları karşısında nasıl bir strateji izleyecek? Onlarla savunma, sınır güvenliği gibi konularda nasıl bir ortak paydada buluşacak?

Ya da bu mümkün mü?

Diğer açıdan bakalım. Türkiye yoluna İslam dünyası ile mi hareket edecek?

Söyler misiniz bana hangi birine güvenip te sırtını dayayacak?

Otuz iki milyon nüfuslu Suudi Arabistan’a mı?

Dört milyon nüfuslu Kuveyt’e mi?

İki buçuk milyon nüfuslu Katar’a mı?

Bir buçuk milyon nüfuslu Bahreyn’e mi?

Başka ülkeler yok mu? Elbette var. Ama herkes kendi derdine düşmüş. Kendi stratejisini ortaya koymuş Her fırsatta ortaya koyduğu politikalarla şok yaşatan seksen milyon nüfuslu İran’a güvenebilir miyiz?

Doksan milyon nüfuslu Mısır’a güvenebilir misiniz?

Ortalıkta bir yanlışlıklar dönüyor. Önce bu denklemi iyi çözmemiz lazım. Amerika’nın ve Rusya’nın yaptığı laf oyunlarına tevessül etmeden gerçekleri yakalamak suretiyle ve gerektiğinde de en net ve sert tepkiyi ortaya koyarak ciddiyetimizi sorgulamalarına fırsat vermeden yürütebileceğimiz bir politika belirlemek zorundayız.

Bu politikada Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkelerle ortak plan yürütülebilir mi?

Onu da zaman gösterecek.

Bu yazı toplam 507 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.