1. YAZARLAR

  2. Ahmet ÖZER

  3. Âhilik nere esnaflık nere?
Ahmet ÖZER

Ahmet ÖZER

Yazarın Tüm Yazıları >

Âhilik nere esnaflık nere?

A+A-
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yaşana tecrübelerden hareketle yaşanan sorunları asgariye indirmek için uzun süren bir çalışma yürütmüş. TBMM’de kanunlaştırmıştı.
 
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunundan söz ediyorum.
 
Aslına bakarsanız Müslüman bir ülkede tüketicinin korunması için bu kadar kapsamlı bir kanuna ihtiyaç olmaması gerekir. Zira İslam ahlakı ile ahlaklanmış bir Müslüman ayıplı mal satamaz, satmaması beklenir. Bilmeden böyle bir hataya düşmüş ise müşterisinden özür diler hiçbir hukuki sürece gerek duyulmaksızın hatasını telafi eder.
 
Tabi İslam ahlakını taşıyorsa o toplum.
 
Geçmişte Lonca ve Ahilik Teşkilatı kurmuştu. Bu günse onların ahlakı ile ahlaklanmak yerine olurda sadece yılda bir kez Ahilik Haftası adıyla kutlamak, yani nutuklar atmakla yetiniyoruz.
 
Âhi Evran merhum ve onun yolundan giden biri kaldı mı? Kim bilir belki birkaç adet çıkar, o kadar.
 
Kutlama toplantılarından kendilerini Ahiliğin temsilcisi sayanların yapabildiği tek şey esnaf/tüccardan aidat toplamak ve birkaç dönem daha fazla esnaf oda ve birliklerinin başında kalmak.
 
Elbette bütün suçu onlara yıkmakta haksızlık olur. Bir kimse esnaflık yapacak, yaptığı için onun cennete veya cehenneme götüreceğini bilmek ve ona göre önlem almakla mükellef. Madem yeni Ahi Evranlarımız yok, madem esnaf olmak için tek iş bir dükkân açmaktan ibaret ve artık kimsenin pabucunu dama atacak ne müessese, ne de insan kaldı, o zaman devreye kanun girer.
 
Her şeyin kanuna kaldığı toplumlarda aslında hiçbir şey yolunda gitmiyor, kul hakkı denilen İslam’ın en vazgeçilmez ilkesi rafa kalkmış, her şey ahirete ertelenmiş demektir.
 
Geçen Cuma günü bir tanıdığım aradı ve alıveriş yaptığı esnafın çevredeki esnaflarında yardımı ile kendisinin dövüldüğünü söyledi. Bedesten içinde yaşanan hadisede satıcı ayıplı malını değiştirmek ve/veya geri almak istememekle kalmayıp müşteriyi darp ederek hastanelik etmiş.
 
Hastanede ziyaret ettiğimde bunu bir esnafın yaptığına inanamadım. Bu kadarla kalsa iyi, müşteri, eşi ve ablasının yanında dövülmüş.
 
Bilirsiniz bizim esnafın dükkânında ‘satılan mal geri alınmaz’ ve/veya ‘değiştirilmez’ yazar. Elbette her satılan geri alınmaz veya değiştirilmez. Ürün ayıplı veya gizlenmiş bir ayıp içeriyorsa ve kanunun istisna tuttuğu halde de satıcının böyle yapma hakkı yok. Müşterisini dövmekte neyin nesi? Bu vandallık değil de nedir?
 
Velev ki müşteri haksız olsun. Bir esnaf insan döver mi, bırakınız herhangi birini müşterisini döver mi? Gerçekten hep birden çıldırmış gibiyiz. Üç kuruşluk mal için insan dövüp, icabında kâtil olabiliyorlar. İnsan sormandan edemiyor sahi bu gidiş nereye?
 
Burası ‘hukuk devleti’, müşteri aldatıldığını düşünüyorsa hakem heyetlerine ve mahkemelere gider. Aynı şekilde satıcı da…
 
Eskiden insanlar polise müracaat etmek ve mahkemelere gitmeden çekinirdi. Şimdi bu korku ortadan kalktı ise de pek çok kimse kendi işini kendisi çözmek istiyor. Çünkü adaletin tecellisi çoğu kez hem yorucu hem de çok gecikiyor. Bu nedenle suçlu güçlü ise hesabı kendisi görüyor. Gariban ise hesabını kıyamete erteliyor buna rağmen polis ve adliyeler dolup taşımakta.
 
Nereye gidiyoruz? Bu işler nasıl çözülecek? Galiba yanlış giden bir şeyler yok, her şeyimiz yanlış. İşe ahlakı düzeltmekten başlamalı da nasıl? Bunu kim yapacak?
    
Bu yazı toplam 185 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.