1. YAZARLAR

  2. Kadir İYİANLAR

  3. AHİR ZAMAN SİYASETÇİLERİ...
Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR

Kadir İYİANLAR
Yazarın Tüm Yazıları >

AHİR ZAMAN SİYASETÇİLERİ...

A+A-

Kibir, gurur, büyüklük, bencillik, ben bilirim, ben dediysem doğrudur, sözlerimi tasvip etmeyenin istikameti bozuktur. 
Ne dostluk kalır, ne yol arkadaşlığı.
Bir gün iyisin. Dostsun cancağızım. Bir sonraki gün haddini bilmezlerden oluverir, sen misin benim düşüncelerimi onaylamayan.
Bölücüde olursun, Vatan hainleriyle aynı istikamette de.
Türk siyasetinin en büyük hastalığıdır. Sonunun nereye varacağını düşünmeden kelam etmek.
Demek ki ahir zaman siyasetçileri de böyle olsa gerek.
Çok sevdiğim Yunus Emre dizisini izlerken Tapduk Emre’nin sohbeti sıra sözleri çok hoşuma gitti.
Hepimizin derse ihtiyacı var. Alabilene aşk olsun. Duymayanın yolu açık olsun.
‘Oruç dediğin, Abdest dediğin, Namaz dediğin İman var ise var azizim. Hele sen şu imanı bozan şeylerden bahset bize de abdestimiz tuta.
Anlat bize müftü efendi.
Abdesti neyin bozduğu çokta lazım değil bize. Sen asıl İmanı bozan haller ne onu hallet ele.
Kul hakkı yemek. Emeği hiçe saymak, İşi ehline vermemek, adam kayırmak, işine ve tartısına hile karıştırmak. 
Hırsa kapılmak. ZAYIF BULUNCA ZULMETMEK, Büyük görünce kavukluk etmek.
Topluluk içine fitne sokmak. Bölüştürmek değil bölücülük yapmak. Dostunu dahi kıskanmak. Yalan söylemek. Buğz beslemek.
Hep söyleriz bir daha söyleriz. Ne der ulu atamız pirimiz Ahmet Yesevi...
 Ağlaması göz boyar, her gün ayağı kayar. Kendini adam sayar ahir zaman şeyhleri. 
Başına sarık sarar kendine mürit arar. İlmi yok neye yarar ahir zaman şeyhleri. 
Dünyaya kucak açar, zoru görende kaçar. Her yana küfür saçar ahir zaman şeyhleri.
İşte böyle şimdi bu işler. Bin bir türlü günahı salıveririz. Aman ha abdesti bozan haller. Bunun nice alınacağı belli. Çaresi ilacı belli. Namazı orucu kaçıranında ilacı belli. De hele o vakit. 
İmanı bozan nice nice günahın ilacı ne ola ki?
Buna reçete ne ola ki. Nerede bulabiliriz bu günahın reçetesini?
Hangi hekimdedir? 
Size Beyazıt-ı Bestami’den bir hikaye anlatıvereyim.
Hazreti bir gün Müritleriyle gezinti sırasında yolları bir veli yurduna gelir. Şimdilerde akıl hastanesi derler. Hekimlerle sohbet ederken bir hekim, Ruhi hastalıklar çareleri ve hangi hastalığa hangi ilacın iyi geleceği hakkında bilgi verir. Gönüller Sultanı bu bilgilerden sonra Hekime şöyle bir soru sorar.
Hekim Efendi siz bütün hastalıkların ilacını saydınız. Peki Günah hastalığının ilacı ne ola ki?

Kısa bir sessizlikten sonra orada bulunan deli velilerden biri, edep ile müsaade isteyerek söze girer.
Erenler müsaade eder ise bu ilacı ben söyleyeyim mi?
Beyazıt-ı Bestami bu samimi teklif karşısında müsaade eder, Hekimlerde can kulağıyla hastalarını dinlemektedir.
Günah hastalığının ilacı şudur ki, Tövbe kökünü, istiğfar yaprağıyla karıştırıp gönül havanına koyduktan sonra tevhit tokmağıyla döveceksin.
İnsaf eleğinden eledikten sonra, gözyaşı ile hamur edip aşk ateşinde pişireceksin. Muhabbet balından da birazcık karıştırıp sabah akşam kanaat kaşığıyla azar azar yiyeceksin.

Bu güzel ilacı öğrenen Beyazıt Hazretleri. Hey gidi dünya hey.  
Demek Seni de deli deyip buraya getirmişler deyip oradan ayrılır.
Bu ilaç halen Günah hastalığı olanlara tavsiye edilmeye değer bir ilaçtır..

 

Bu yazı toplam 1161 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.