1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. AHİRET HAZIRLIĞI
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

AHİRET HAZIRLIĞI

A+A-

CEBRAİL'İN BÜRÜNMESİ
Hazreti Ebu Bekir (r.a) Efendimiz Müslüman olunca, Allahü Tealanın rızası, Habibullahın aşkı için seksen bin dirhem fakirlere sadaka olarak verdi. Kırk binini gizli, kırk bini de aşikare vermişti.Bundan sonra giyecek elbisesi bile kalmamıştı.Sonra eski bir mutaf (keçi kılından dokunmuş elbise) eline geçti.Arkasına giydi.Namaz vakitleri haricinde göğsüne kadar tandıra girer, mutafı arkasına alırdı.Namazları evinde kılardı.Böylece üç gün geçti.Resulullah (s.a.v) dördüncü gün sabah namazından sonra Eshab-ı Kirama dönerek:
-Ebu Bekir üç gündür mescide gelmiyor.Acaba hasta mıdır?, gidip hatırını soralım buyurdular.O sırada Cebrail aleyhisselam siyah mutaf giymiş vaziyette geldi.Resul-i Ekrem Cebrail aleyhisselamı böyle görünce hayret etti.
-Ey kardeşim Cebrail bu ne hal? Diye sordular.
-Ya Resulullah, gökteki bütün melekler böyle giydiler, dedi.
-Neden bu şekilde giydiler? diye sorunca:
-Ya Resulullah!Ebu Bekir Hak Tealanın ve senin dinin uğruna, kırk bini gizli,kırk bini de aşikare olarak seksen bin dirhem sadaka verdi.Hiç giyeceği kalmadığı için de üç gündür mescide gelemedi.Hak Teala sana selam edip, Ebu Bekir`e bir elbise gönderilmesini emir buyuruyor, dedi.Resul-i Ekrem (s.a.v) ashabına:
-Kim de fazla elbise varsa versin! Hak Teala ona çok sevap verip,Firdevs cennetinde bana komşu yapacaktır buyurdu.
Esha-ı Kiram`ın hiç birinin fazla elbisesi yoktu.Sonunda bir sahabe başka birsinden bir elbise bulup, H.z Ebu Bekir (r.a) efendimize gönderdi.H.z Ebu Bekir (r.a) efendimiz o elbiseyi giyip Resul-i Ekrem`in huzuru ile şereflenmek için yola çıktı.Henüz huzura varmadan Cebrail aleyhisselam gelip:
-Ya Resulullah! Hak Teala sana selam edip, Ebu Beki`i karşılamanızı emir buyurdu dedi. Resulullah (s.a.v) H.z Ebu Bekir (r.a) Efendimiz`i karşılayıp müsafaha etti. Bütün Eshab-ı kiram da musafaha edip, hepsi candan H.z Ebu Bekir (r.a) Efendimiz tebrik ettiler.    

                              HANIMINI ÜZMÜŞ
Sa’d bin Muaz hazretleri, Peygamber efendimizin çok yakını, çok sevdiği bir zattı. 
Müslüman olduğu için ona inanılmaz işkence yapmışlardı. Neticede bu zat vefat etti. 
Onun ölüm haberi Peygamberimizi çok üzdü, evine gitti, teçhiz ve tekfinde bulundu. 
Sonra kabristana giderken, önce hırkasını, sonra ayakkabılarını çıkardı. Tabutun bir bu tarafına, bir de öbür tarafına koşuyordu. Eshab-ı kiram da şaşkın bir vaziyette bakıyorlardı.
Resulullah kabre indi, kabri düzeltti ve onu yerleştirdi. Her şey bitti, telkin verildi. Bu arada Peygamberimiz çok üzgündü ve rengi, benzi atmıştı. Eshab-ı kiram bu durumu merak edip sordular:
― Ya Resulallah, tabutu taşırken neden hırkanızı ve ayakkabılarınızı çıkardınız?
― Bütün meleklerin giyinişi böyle olduğu için.
― Peki, tabutun bir bu tarafına, bir öbür tarafına koşmanızın sebebi nedir?
― Kardeşim Cebrail elimi tutup bırakmadığı için.
― Kabirden üzüntülü çıkmanızın sebebi neydi?
― Kabir onu sıkmaya başladığı için dayanamadım.
― Neden?
― Hanımını, evdekileri üzmüş, kul hakkı doğmuştu.
Allah’tan korkmalı. Rastgele birinden değil, Cennetlik olan Eshab-ı kiramın büyüklerinden ve kabilesinin reisi olan Sa’d bin Muaz hazretleri gibi büyük bir zattan bahsediyoruz. 
Bizzat Resulullah efendimiz onun cenazesini taşıdı, cenaze namazını kıldı, kabre indirdi, buna rağmen böyle mübarek bir zatı kabir sıktı. O halde nasıl olur da, bir Müslüman eşini üzebilir?
İnsanın nefsi, azmış, kabarmış durumdadır, dediğini yaptırır, fakat bu bir gün muhakkak bitecektir. Herkes sonunda hareketsiz kalıp musalla taşında eşitlenecektir.
Bütün ameller cisim hâlinde, mesela akrep şeklinde, yılan şeklinde, Cennet nimetleri şeklinde, önüne gelecektir. İnsanı ıslah edecek önemli bir şey var, o da ölümü hatırlamaktır. 
Hazret-i Ömer, (Yâ Ömer, sana nasihatçi olarak ölüm yeter)buyuruyor. 
Veysel Karani hazretleri de, (Akşam yattığımda Azrail aleyhisselamı karşımdaymış gibi, sabah kalkınca da yanımdaymış gibi görüp, her an ölümü düşünürüm) buyurmuştur.
Böyle düşünen öfkelenmez, elbette melek gibi olur. Ölümü unutan ise azar, kudurur. Sanki hiç ölüm gelmeyecekmiş, hiç hesap sorulmayacakmış gibi, hükümranlık daima bendedir diye düşünür. Acı azaplara maruz kalınca eyvah dese de, artık pişmanlığı fayda vermez.
 

Bu yazı toplam 294 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar