1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. AHİRET HAZIRLIĞI
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

AHİRET HAZIRLIĞI

A+A-

EBA YEZİD BESTAMİ

Ebu Yezid Bestami hazretleri 40. haccını eda ediyordu. Bir bayram akşamı Arafat’ta beklerken nefsi “Ey Eba Yezid şu mahşeri kalabalığa bak. Kim senin gibi 40 kez hacca gelmiş?” Gönlünden bu geçince ayağa kalktı ve yüksek bir sesle:

“Ey ahali ben kırk kez hac farizasını yerine getirdim! Bu kırk haccımın sevabını iki ekmeğe satıyorum, alan var mı?” diye seslendi.

Biri ayağa kalkıp:

“Ben alıyorum” dedi

-“Ver iki ekmek” dedi.

Adam iki ekmek verince ekmekleri bir köpeğin önüne yemesi için attı. Sonra nefsine dönerek “Artık övüneceğin bir şey kaldı mı?” diye onu kınadı.

21 02 2017, PM 10:29 - Mehmet bina: Melik Şerif köyünde (Refahiye) Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin ününü duyan üç zat Sâmî Efendi (k.s.) Hazretleri'ni ziyaret için Erzincan'a gelirler. Erzincan'a gelirken yolda kendi aralarında üç arkadaş konuşuyor; "Gerçekten İslâm âlimi midir, değil midir anlarız. Şeyh olduğunu bileyim ki bana fincanda kahve ikram ede, diğer arkadaş da diyor ki "Şeyh olduğunu bileyim ki odada sobanın üstünde yaprak dolması kaynıyor"

 

öteki de "Mart ayında bir salkım üzüm bana verirse şeyh olduğuna inanırım." Konuşa konuşa Şeyh Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin huzuruna çıkarlar.

 

Mahmud Sâmî (k.s.) Hazretleri'nin misafirleri içeriye girdiği anda ihvanları kahve ikram ederler. Piri Sâmî (k.s.) Hazretleri kahveyi alır ve "Kahve ikram ederse ben kanaat getiririm ' diyen zata ikram eder. M.Sâmî (k.s.) Hazretleri yoldan geldiniz acıkmışsınızdır diyerek, yemek hazırlanmasını ister, yemekte sadece yaprak dolması gelir. Yemekten sonra Efendi Hazretleri odada bulunan dolabı açarak, "Belki canınız üzüm yemek ister" der ve özellikle gönlünden üzüm geçen misafirine ikram eder

21 02 2017, PM 10:33 - Mehmet bina: Mimar Sinan’ı kıskanan bazı mimarlar, onu zaman zaman Kanuni Sultan Süleyman’a çekiştirmeye ve onun yaptıklarını biz de yapardık, demeye başlarlar.

Vaziyeti anlayan Hükümdar, bir gün Mimar Sinan da dâhil, hepsini huzurunda toplar ve Sinanı çekiştiren mimarların önüne birkaç tane küçük bilye koyarak onlardan, bu bilyeleri üst üste koymalarını ister.

Fakat bilyeler hiç üst üste durur mu? Çaresiz kalır, hiç biri yapamazlar. Bunun üzerine padişah, Mimar Sinana döner ve Şimdi sen yap bakalım Sinan, der. Koca mimar, hemen parmağındaki yüzüğü çıkarıp yere koyar, üstüne de bir bilye koyar. Bir yüzük, bir bilye daha bir yüzük, bir bilye daha. Bilyeler üst üste konmuştur. Kıskanç mimarlar hemen itiraz ederler: Aaaa! Bunu bizde yapardık sultanım. O zaman sultan, onlara hak ettikleri cevabı verirler: daha önce yapsa idiniz ya. O, Orijinalini yapar, siz taklidini yaparsınız.

23 02 2017, PM 10:07 - Mehmet bina: *Ömrü boyunca rızık darlığı çekmeyen bir insan*

GÖNENLİ MEHMET EFENDİ’DEN BİR HATIRA..!

(Kuşluk (Duha) Namazı)

Gönenli Mehmet Efendi, Sultan Ahmet Camii’ne tayin edilince çevreyi incelemiş. Fakir ve düşkün kimseleri bulup alâkadar olmak istemiş. O civarda oturan âmâ (kör) bir kimse olduğunu öğrenince ziyaretine gitmiş.

 

Bu yazı toplam 206 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar