1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Ahıret İkramına Gelince
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahıret İkramına Gelince

A+A-
Hiç mümkün müdür ki nihayetsiz bir cömertlik ve ikram, tükenmez servet ve bitmez hazineler; Baki bir saadet diyarını ve ebedî bir ziyafet yurdunu ve içinde daimî bulunacak muhtaç misafirleri istemesin ve bu fâni dünya ve içindeki fâni misafirlerle yetinsin? Hayır, asla! Zira bu dünya, o cömertliğe ve ikrama hakiki yurt olamamakta, belki o cömertliğin milyon parçasından ancak bir parçasına mazhar olabilmektedir.
İşte bu hâl ispat eder ki, bu dünyaya sığmayan o cömertliğin, hakkıyla gözükebileceği baki bir vatan ve o baki vatanın baki ikamet edenleri olmalıdır ve vardır.
Hadimi k.s. bu mevzuda doyurucu açıklamalarda bulunduktan sonra Tulu Emel’in kişiye ne kazandırıp ve ne kaybettirdiği hususunu şöyle izahda bulunmaktadır:
Ölümü hatırlayanlar için ikram ilahi, sadece dünya mahsus olmayıp ahirete tealluk eden kısımları da vardır ve pek çokdur. Şimdi onları Hadimi (Rahmeten vasiaten) den dinleyelim:
1. Sekeratü’l-mevti (ölüm döşeğinde ölüm serhoşluğu) kolay olur. Hatta onlardan, onun biri yanında ölüm, içecek mai zülâl misli olur, yani insana hayat veren su. O kimse susuzluk çekmez. Çünkü Cenabı Hakkın:
“Onlar tayyib (temiz) oldukları halde melekler ruhlarını alır” diye beyani ilahisi vardır. (Fussılet s. Ayet 30)
2.İman üzere sabit kılmakla. Öyle iman ki, her türlü korkudan emin olan. Mevlamızın: “Ol kimseler ki, kavli sabit (sabit söz) ile iman ettiler” buyurmuştur o kimseler haklarında. (Nahl s.a.)
3. Bu âlemden giderken, ruhu rahmetle gönderilir. Bu hususta da, Rabbimiz (c.c.: “Korkmayınız, mahzun (üzüntülü) de olmayınız ve sizler cennetle müjdelendiniz” buyurmuştur.
4. Cennet de ebedi kalmakla.
5. Ruhu için hayatı tayyibe ve sema meleklerinin tahıyyatı ile ikramla, alaniyetle (aşikâre) cenazesine tazım ve namazına zahmet eden, cenazesini yüklenen, techiz eden vs. hepsi için çok sevap ve gufran vardır.
6. Kabir fitnesinden emin olmakla.
7. Kabrinin geniş ve cennet bahçelerinden bir bahçe olmakla, bahçe kılınmakla.
8. Onun ruhu hoşnut olur. Ferahlı ve müjdelenen salihler ile beraber olur.
9. Haşrı (kabirden kalkarken ki hali) Cennet elbiseleri, Burak ve Taç ile İzzetli ve Keremli olur.
10. Vechi (yüzü) beyaz ve nurlu olur.
11. Kıyamet korkularından emin olmakla.
12. Kitabı sağ yanından verilmekle. Onları imam (önder kabul edenler) hesap edenler de onlardandır.
13. Hesabı kolaylaştırmakla. Onlarla asla hesaplaşmayanlar da onlardandır.
14. Sevgili Peygamberimizin Havzu’nun etrafında yürümekle.
15. Mizanı ağır gelmekle. Asla onlar için vezin olmayanlarda onlardandır.
16. Sırat köprüsünden geçmek ve narı cehennemden necat ile. Hatta cehennemin hafif sesini duymadan. Ateşinin kokusunu hissetmeden geçecek.
17. Enbiya ile beraber şefaat izni verilecek.
18. Cennet de ebedi mülkü olmakla.
19. Cennet de Rıdvanı Ekber ile.
20. Evvelinin ve ahırinin İlahı Rabbi’l-Âlemine mülakı olmakla (kavuşmakla) ikram olunup şerefleneceklerdir.
Hâsılı: Benim kasır olan ilmim bu kadar yazabildi. Yazılması icap edenler gaib ve şehadet âlemi olmaz gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç bir beşerin kalbi ve hatırından geçmeyen şeyler verir. (berika c.1.s.544)
TULU EMEL VE DÜNYA
İbni Ebu’d-Dünya-Beyhekı, Ümmü Münzir’den (Selma binti Ensari) r.a muttali olduğu hadisi şerif de, gündüzün sonuna doğru Zatı Aşiyye de insanlara: “Rasülullah s.a.v. buyurdu ki: Ey İnsanlar! Ağah olun Allah Teâladan hayâ ediniz.
Eshab: Ya Rasülellah bununla neyi işaret ediyorsunuz? Efendimiz s.a.v buyurdular ki: “Yiyemeyeceğiniz şeyi topluyorsunuz. Yetişemeyeceğiniz şeye emel ediyorsunuz. Oturamayacağınız binalar dikiyorsunuz” diye hitabettiler.
İzah: Dünyada çok şeyler yığarsınız. Ama ömrünüz onları yemeye yetmeyecek. Onları sevdiklerinizden başkaları yiyecek. Yakınları yiyecek ve düşmanları yiyecek. Uzaktakiler yiyecek. Yani bununla, kendini oyalamaktan Allah’tan hayâ etmeli. Ve yine sizler, çok işler umarsınız. Azim ve temenniler edersiniz. Lakin ne çok beklediklerinize ve nede azım umura vasıl olmanız mümkün olur!
Çünkü emelin nihayeti yoktur. İştahı olan bir şeye kavuştumu, onun nihayetinde bir emel daha olur. Ve nice binalar yaparsınız. Yani ihtiyacınızın dışında veya zaruri olmayan binalar yaparsınız. Lakin içlerinde iskân edenler, belki başkalarına oturmak için bina etmiş olurlar. Yani bunların altında ezilip, asıl yapmanız ihtiyacınız olan şeyleri bu yüzden yapamazsınız.
Onları hesaba katarak, Allah Teâlâ’dan hayâ ediniz diye, emir buyurmuş oluyor. Nitekim başka bir hadisi nebevi de: “Binalarınızda haram taştan kaçınınız. Çünkü o, harabın esasıdır” buyurulmaktadır.
Menavi: Bereketin azalması ile dünyanın haraplığı ve dini harap etmektir demiştir. Veyahut dünya harabı ile beden nefsini harap etmesi manası verilmiştir.
Zemahşeri, demiştir ki; İncil de yazılmıştır ki, bir duvar da haram bir taş hepsini haraptır”. O kişinin akıbeti harap olur. Hz. Ali Efendimiz k.v. de: Bunu müntekımat diye isimlendirdiğini, hadisi şerife istinaden beyan buyurmuştur. Yani, intikam alınacak şeylerdendir, yani Allahın intikamına girer demektir.
Senin sevincin ahiret emirlerinden bir şeye nail olduğunda olsun. Hüznün de, onlardan birini geçirdiğinde olsun. Ve esef etmelisin.
Dünya malına çok nail olduğunda, çok ferahlanmamalısın. Onunla boşa geçirdiğin vakte üzülmelisin. Zira her gün bir Melek: Her gün doğanın öleceğini, her binanın harap olacağını haber verirler. Mümine yakışan! Fani dünyasını bakı âleme hazırlık da değerlendirmesidir. (berika c.1.s.546) (Devam edecek)
Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.