1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Ahlâk Ceketimizin Astarında Mı?
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahlâk Ceketimizin Astarında Mı?

A+A-
Ahlâk; ilk insanla eşdeğer bir kavram. Ve insanlık tarihi kadar eski…
Akıl insana ahlâklı olmayı telkin eder. Kalp insanın ahlâklı olmasını ister. Dinden konuşulduğunda ahlâk’tan söz ediyoruz. Son Peygamber(sav) “güzel ahlâk”ı tamamlamak için geldiğini beyan ediyor. Feylesoflar ahlâkı “insanın kendini bilmesi” olarak tarif ederler. Adalet, merhamet, iyilik, sorumluluk, vazife, dayanışma...gibi kavramlar bütün toplumlarda, bütün dillerde ve gönüllerde ortak kavramlar. Ahlâk’ın olmazsa olmazları bu ve benzeri evrensel ilkelerden çıkarılıyor.
Türkiye Yazarlar Birliği, insanı insan yapan hasletlerin başında gelen ve hayatımızdaki yerinin gittikçe azaldığı düşünülen ahlâk’ın öncelikle ilim ve fikir dünyamızın çalışma alanına girmesi için üç yıl önce İstanbul’da 20.Yüzyıl Ahlâkçı Mütefekkiri Nurettin Topçu’nun doğumunun 100. Yılı dolayısıyla “1.Türkiye Ahlâk Şûrası”nı düzenlemişti. Bu şûrada farklı alanlarda ahlâk konusu irdelenmişti.
TYB, Ahlâk Şûrası’nın ikincisini şehrimizde gerçekleştirdi. Konya Büyükşehir Belediyesi de ev sahipliği yaptı. Büyük ahlâkçı Mevlâna Celâleddin-i Rûmî’nin hâtırasına atfedilen program 22 Kasım Cuma günü protokol konuşmalarıyla başlayıp 24 Kasım Pazar günü “Sonuç Bildirgesi”nin okunmasıyla son buldu.
Türkiye’de ve dünyada siyasetin yeniden şekillendiği bir dönemde ülke ve dünya politikalarının ahlâkîliği, farklı bakış açılarına sahip ilim ve fikir adamları tarafından olabildiğince açık yüreklilikle ve derinlemesine irdelenerek özgürce tartışıldı.
Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın başkanlığını yaptığı 1.Oturum’da “Mevlâna Ahlâkından Küresel Ahlâka” ve Ahlâktan Siyasete” konuları Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, Prof. Dr. Mehmet S. Aydın tarafından irdelendi.
Başkanlığını Prof. Dr. Hüsamettin Erdem’in yaptığı 2.Oturum’da; “Siyaset ve Ahlâk Felsefesi” üst başlığından “Ahlâk ve Siyasetin Doğası ve Evirilmesi” üzerine Doç. Dr. Hasan Yücel Başdemir’in sunduğu bildiriyi Prof. Dr. Celal Türer müzakere etti. Prof. Dr. Bekir Berat Özipek’in “Modern Batı Siyasetinin Ahlâkî Temelleri” bildirisi üzerine de hastalığı sebebiyle şûraya katılamayan Prof. Dr. İlhami Güler’in müzakeresi okundu.
3.Oturum’da “Uluslar arası Siyasetin Ahlâkî Sorgulanması” konusuna Prof. Dr. Şükrü Karatepe başkanlık etti. “Mısır Darbesi Karşısında ABD ve Avrupa Birliği” alt başlığını Prof. Dr. Muhittin Ataman sundu ve Prof. Dr. Birol Akgün de müzakeseni yaptı. Prof. Dr. Ramazan Gözen’in “Suriye İç Savaşı Karşısında Rusya ve Çin” bildirisini, Prof. Dr. Berdal Aral müzakere etti.
“Müslüman Ülkelerde Siyaset ve Ahlâk İlişkisi”nin konuşulduğu 4.Oturum’un başkanı Prof. Dr. Mehmet S. Aydın’dı. Doç. Dr. Süleyman Elik’in “İran Siyaseti ve Mezhepçilik” üzerine sunduğu bildiriyi Doç. Dr. Adem Çaylak müzakere etti. Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nun “Suudi Arabistan ve Bağımlılık Tartışması” bildirisi de Prof. Dr. Bilal Kuşpınar tarafında müzake edildi.
5.Oturum’un konusu “Ekonomi Politikaları ve Ahlâk” oldu. Oturum Başkanlığını ise Prof. Dr. Mehmet Bulut yaptı. “Liberal Ekonomilerin Ahlâkî ve Siyasî İlkeleri” bildirisini Prof. Dr. Mustafa Acar; müzakeresini hava muhalefeti nedeniyle uçaktan inemeyen Prof. Dr. Atilla Yayla’nın yerine Prof. Dr. Abdulkadir Buluş’tan dinledik. Doç. Dr. Cem Somel’in “Ekonomi Politikalarında Adalet” bildirisinin müzakeresini de Doç. Dr. Hüsnü Kapu yaptı.
TYB Onursal Başkanı Yazar Mehmet Doğan’ın başkanlığında yapılan Kapanış oturumunda Prof. Dr. Mehmet Bulut, Prof. Dr. Şükrü Karatepe, Prof. Dr. Hüsamettin Erdem, Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Prof. Dr. Mehmet Bulut değerlendirmelerini yaptılar.
Prof. Dr. Mehmet Bulut’un, Necip Fazıl’ın Gençliğe Hitabesi’ndeki "siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslümanlar olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!" sözlerini hatırlatması İkinci Ahlâk Şûrasına damgasını vurdu. Aradığımız “Ahlâk” gerçekten de ceketimizin astarında duruyor bana göre de…
Üç gün boyunca Bera Otel’de “Siyaset ve Ahlâk” temasının işlendiği bildiri ve müzakerelerden çıkartılan sonuç bildirgesi TYB Onursal Başkanı Mehmet Doğan ağabeyimiz ve temsil heyeti tarafından, İl Müftümüzün de katıldığı güzel bir “Öğretmenler Günü”nde şöyle açıklandı:
İnsanî sorunların temelinde ahlâkiliğin önemsenmemesi yatmaktadır. Ahlâk, insan fiillerinin tüm boyutlarını kapsar. Şahsiyet ancak ahlâk temelinde sağlıklı olarak gelişir. Ahlâk, toplumsal ve siyasal hayatımızda yeniden etkin bir şekilde yer almalıdır.
Ahlâk mutlu olma, siyaset ise mutlu kılma çabasıdır. Ahlâk, siyaseti etkilemeli ve yönlendirmelidir. Ahlâkın insan hayatında yeniden merkez olacağı bir dünya ve siyaset düzeni inşa edilmelidir. Hz. Peygamber(sav)’den sonra İslâm toplumlarında siyaset ve ahlâkın her zaman arzu edilen ölçüde bir araya getirilemediği görülmektedir. Siyaset alanının gerçeklerini dikkate aldığımız kadar, ideal olanı da gözetmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.
Siyasetin ahlâkını sadece siyasetçi tayin etmemeli; ahlâkın hayatın tüm alanlarıyla ilişkisi ilim ve fikir zemininde tartışmaya açılmalıdır.
Ahlâkın siyasette izdüşümü üç şekilde ortaya çıkar: Şahsî idealler, toplumsal çıkarlar ve ilahî emirler. Şahsî kararların yanı sıra milletin geleceğini ve menfaatini düşünmek siyasette ahlâkî bir vazifedir. Din ile ahlâk doğuşları ve çevrildikleri gaye itibarıyla birbirinden ayrılamaz, ahlâklı olmanın esas yolunu ilahi emirlerde bulmak mümkündür.
Şüphesiz ki tek tip bir batı siyasetinden ve ahlâkından söz edemeyiz. Ancak bugün batının dış politikada çifte standarda sahip olduğu ve ahlâk ilkelerini ekseriya dikkate almadığı ortadadır. Amaçlar için her türlü aracı meşru kılan ahlâk anlayışı siyaseti yöneten bir çerçevenin merkezinden çıkarılmalıdır. Tüm toplumlar için ortak bir ahlâk dili oluşturulmalıdır.
Batı hukuku ve araçsal aklı çerçevesinde oluşturulan BM, IMF, Dünya Bankası gibi üst kurumlar gayri ahlâkî karar ve davranışlar sergilemektedir. Adı geçen müesseseleri denetleyen üst mekanizmalar bulunmamaktadır. Bu noktada görev yine ahlâka, insanlığın vicdanına düşmektedir.
Müslüman toplumların içinde bulunduğu karmaşadan kurtulmak için ahlâk-siyaset ilişkisi yeniden ele alınmalıdır. Müslüman toplumların siyasî meselelerine çözüm önerileri öncelikle İslamî kaynaklar temelinde aranmalıdır. Ancak bu yolla bize ait olanın bize dair olanla çözümü sağlanabilir.
Mezhep taassubundan kaçınılmalı, İslâm dünyasının ortak çıkarlarını merkeze alan bir üst anlayış geliştirilmelidir. Bazı Müslüman ülkelerin kendi milli çıkarlarını ahlâkî ilkeleri önüne koyduğu aşikâr bir gerçekliktir. Batıyı eleştirirken bu olgunun gözden kaçırılması bir paradokstur. Siyasî, ekonomik ve kültürel açıdan emperyal güçlere bağımlı Müslüman toplumların ahlâkî bir siyaset takip edemeyeceklerinin farkına varılması gerekir. Müslüman toplumların içerisinde ahlâkî kaygıları canlı tutacak bir taban hareketinin oluşumuna, demokratikleşmeye ve sivilleşmeye önem verilmelidir.
İnsanlığın sorunlarından tüm insanlar sorumludur. Batının sıklıkla vurguladığı evrensel insan hakları, demokrasi, özgürlük ve adalet söylemleri çoğu zaman içerdiği ve ima ettiği niteliklere haiz olamamıştır. Batı, bu hususlarda çifte standart uygulamıştır. Bu değerlerin herkes için geçerli olduğu bilinci vurgulanmalıdır.
Adalet gözetilmeksizin ekonomide ahlâktan söz edilemez. Günümüzde ekonomik ilişkilerde yeniden ahlâkın hâkim kılınması gerekmektedir. Ahlâkiliği gözetmeyen kapitalizmin değerler alanını ele geçirmesinin önüne geçilmelidir. Maddî kalkınmanın yanı sıra manevî doygunluğa önem verilmelidir.
Türkiye’de siyasetin özüne ve yapılış biçimine her zaman teyakkuz halindeki bir ruhla yaklaşılmalıdır. Başkalarını eleştirdiğimiz nispette çuvaldızı kendimize batırmalıyız. Bu çerçevede ahlâkı ve ahlâkî olanı savunmanın kimi zaman otoriteye karşı muhalefet etmeyi gerektireceği akıldan çıkarılmamalıdır.
Ahlâk ve siyaset tartışmaları birbirimizi doğru anlayabileceğimiz ortak bir dil ve zemin üretmeli ve tartışmalar bu zemin üzerinde yürümelidir.
Her türlü zulüm ve sömürüye karşı küresel bir ahlâk bilinci oluşturulmalıdır. Mevlâna’nın pergel metaforundan hareketle ahlâki ilkeleri, farkındalığı ve duruşumuzu hem kendi coğrafyamızda hem de uzanabildiğimiz ufuklarda temsil edebilmeliyiz.
Ahlâklı bir toplum oluşturmak için Machiavelli’nin levhalarının yerine Hz Mevlana’nın eserlerinin okunması gerektiği artık fark edilmelidir. Yüzyılımız, Mevlâna düşüncesinin ahlâkî önderliğine şiddetle ihtiyaç duymaktadır.
Türkiye Yazarlar Birliği ve Konya Şubesi başkan ve yönetim kurulu üyeleri ile Konya Büyükşehir Belediyesi başkan ve ilgililerine, Şûra Temsil Heyeti ve konuşmacılara, Bera Otel yönetici ve çalışanlarına teşekkür ediyorum.
Öğretmenler günü vesilesiyle de ayrıca öğretmenlik mesleğini, mesleklerin en onurlusu olan peygamberlik mesleği olarak seçen ve bu şuurla çalışan, insanlığın geleceğinde söz sahibi olacak nesilleri yetiştirme sorumluluğunu taşıyan tüm öğretmen arkadaşlarıma sağlık ve başarı diliyor, ellerinden öpüyorum…
 
Bu yazı toplam 107 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.