1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. AHLAT VE KÜLLİYE
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

AHLAT VE KÜLLİYE

A+A-

Geçtiğimiz hafta  Türklerin Anadolu’ya girişi ve  Alpaslan ile  Bizans’ın savaşını anmak ve Malazgirt  Zaferini kutlamak için bir dizi etkinlikler yapıldı.
1071 de  Alpaslan’ın  Türklerin Anadolu’ya kapısını açan  ecdadımız  Alpaslan ve onun askerlerini bir kez daha şükran ve rahmetle anıyorum.
Aslında bu yazıyı daha önce yazmalıydım ama,  Türkiye’de gündem yoğunluğu nedeniyle hafta başına taşıdık.
Bu Malazgirt Zaferi kutlamalarına hatırlarsanız Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’da katıldı. Görkemli bir tören yapıldı. Erdoğan bu törenlerde Ahlat’a Külliye yapılmasını emretti. Sanırım bu iş başlamıştır.
Ahlat’a bugün külliye gerekli mi, değil mi bunun değerlendirmesini ve yorumunu  sizlere bırakıyorum,
Ahlat ve Malazgirt deyince aklıma bir kahraman geldi. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından  Ali Şamil.
İsterseniz  Ali Şamil’i e size anlatayım.,
Ali Şamil.
1 metre 10 santimdi.
Enver paşa'ya hediye edilmiş.
Eşya gibi, köle gibi hediye edildi.
Tuhaf tuhaf kıyafetler giydirdiler.
Sırmalı yelekler, cartlak renkli şalvarlar, kafasından büyük sarıklar taktılar.
Kadınları eğlendirdi.
Çocukları güldürdü.
Osmanlı'da ona gülüyorlardı.
Cumhuriyet'te onun yüzü güldü.
“Güler” soyadını aldı.
Bu arada  1. Dünya Savaşı patlat verdi.
Tarihe bakarsanız ve araştırırsanız bu durumu daha açık görürsünüz.Enver apar topar İstanbul'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Enver Paşa,  İstanbul’dan ayrılırken biraz da onlara palyaçoluk yapsın, kahkaha attırsın diye Padişah Vahdettin'in kızı Ulviye sultan'a  Ali Şahil’i hediye etti. Yine  köle gibi…
Tarihi bilgilere göre Ulviye sultan'ın eşi İsmail Hakkı mert adammış.
Bu küçük boylu, yüreği büyük insanı tavla arkadaşı yapar. Onunla ilgilenir, ilgi gösterir.
Gel zaman git zaman…
Milli mücadele başladı.
Yurtseverler Anadolu'ya akıyordu.
Ulviye Sultan’ın eşi, Vahdettin’in damadı İsmail Hakkı da onlardan biriydi.
Mustafa Kemal'e katılmak üzere gizli gizli hazırlık yapıyordu.
Padişahın damadı milli mücadeleye katılacak,  O günün şartlarına pek uygun görülmüyor.
Bu nedenle İsmail Hakkı  mecburen, Anadolu'ya geçme niyetini eşi Ulviye sultan'dan bile saklıyordu.Sadece tavla arkadaşına, Ali Şamil'e çıtlattı.
Saraydan sadece onunla vedalaşmak istemişti. Ama pişman oldu.
Ali Şamil  İsmail Hakkı’yı alenen tehdit etti, ya beni de götürürsün, ya da niyetini sultan'a anlatıp senin gitmeni de engellerim demiş!
Karşısına dikilen o küçücük bedende, dağ gibi bir adam duruyordu.
Öz kardeş gibi bir birlerine sarıldılar.
Buldukları sahte kimliklerle ,köylü kıyafetleriyle Anadolu yollarına çıktılar. Ülke için, millet için..,Ağaç kovuklarında , dağ mağaralarında uyudular, kuytularda sabahladılar. İşgalcilerin kontrol noktalarını atlatıp, Adapazarı üzerinden Ankara'ya ulaştılar.
Sonrda Mustafa Kemal ile buluştular. Bu buluşmayı Ali Şamil “Hayatımın en önemli günü diye anlatırdı.
Sonra?
Üç sene boyunca İsmail Hakkı nereye, Ali Şamil oraya, kah su taşıdı, kah telgraf taşıdı, kah boyu kadar tüfek… Elinden ne gelebiliyorsa, çırpındı, fazlasını yaptı. Her cephede kelle koltuktaydı.
Kılıktan kılığa düşmanla vuruştu.
Türk askerinin  Yunan  Komutanı Trikupis esir alındığında, oradaymış,.
9 Eylül’de Yunan’ı Ege denizine döken Ordumuzun  ve İzmir'e girenlerin hemen arkasındaydı.Enver paşa'nın doğu teftişi sırasında özgürlüğü elinden alınmış, adeta mal gibi hediye edilmişti. Osmanlı'nın zoraki kulu-kölesiydi.Cumhuriyet'te eşit yurttaş olmanın onurunu yaşadı.9 Eylül'de süvarilerle girdiği İzmir'den ayrılmak istemedi.
Basmane Garı'nda memur oldu.Cumhuriyet ona sadece özgürlüğünü değil, ailesini de geri verdi.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, henüz çocuk yaşlarındayken ayrıldığı akrabalarını buldu.
İki defa evlendi.
Neticede ömür bitti, Hakk vaki oldu ve 1978'de rahmetli oldu.
Alsancak Hocazade Camisi'nden kaldırıldı.
Kokluca'ya defnedildi.
Ahlatlı'ydı!
26 Ağustos'ta Ahlat'a saray yaptıracağını duyunca Ali Şamil’i hatırladım.Yılmaz Özdil’in yazılarından da faydalanıp size Ali Şamil’i anlatmak istedim.
Hepsi bu…
 

Bu yazı toplam 186 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.