1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Ahmağın Fesadı Zeki’ye Çabuk Ulaşır
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Ahmağın Fesadı Zeki’ye Çabuk Ulaşır

A+A-
Ahmak: aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala kişi... Ancak bu sadece sözlük manasıdır ahmağın. Gördüğünüz zaman hemen tanıyabilmeniz için biraz daha ayrıntılı bir eşgal vermek gerekir. Ahmaklık çoğu zaman aptallıkla karıştırılır. Ama ikisi aynı şey değildir.

Hepimiz zaman zaman aptallıklar yapabiliriz. “Aptallık ettim”, “aptalca davrandım”, “ne kadar aptalmışım”, “bu aptallığı nasıl yaptım” gibi cümleleri çoğumuz sık sık kullanmak zorunda kalırız. Ahmaklık ise başlı başına bir illettir. Aptallık geçici, eğreti ve arızîdir; ahmaklık ise kalıcı, kronik ve müzmin... Akıllı kişi aptallık yapabilir, oysa ahmak aptalca davranmaz, çünkü o zaten her zaman aptaldır.
Ahmak, bir kütük kadar bilgisiz ve cahildir ama ne bunun farkındadır ne de birisi hatırlattığı zaman öyle olduğunu kabul eder. “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” diyen bilge Sokrates’in aksine her şeyi bildiğini sanır. Cahilin de ahmağı vardır, ancak asıl iyi ahmak okuyandan çıkar; Yani ahmağın hası diplomalı olanıdır.
Ahmak, ahmak olmayanlarla aynı okullarda aynı dersleri görür, aynı diplomayı alır; doktora vs. yapan bile olur. Ancak bu eğitim süreci onun ahmaklığını azaltmaz, aksine daha da arttırır. Ezber yoluyla edindiği bilgileri de daha geniş çaplı bir ahmak olmak için kullanır. Geri zekâlı değildir, zekâsını nasıl kullanacağını bilmez. Ahmağı tanıyıp teşhis etmek zor değildir, maalesef zor olan ahmaklığın tedavisidir.
Hz. Hadimi, ne yapılması gerektiğini delilleriyle şöyle açıklamaktadır:

Bir hadisi şerif de: “Tenbellere hallerinde arkadaşlık etme. Çok salihler vardır ki, başkasının fesadıyle bozulur. Ahmağın fesadı zekiye çabuk ulaşır. Küle konulan köz gibi ki o söner”.
Mişkat da rivayet olunup denildi ki: Cenabı Hak, muhlis mü’minin boşluğunda bir ev yarattı. Ona KALB ismini verdi. Sonra kapusunu kapattı. Bir kilit vurdu. Cebrail ve Mikail (a.s.) ve başkaları açmakta aciz kaldılar. Allah Teâlâ buyurdu ki:

Şu benim hazinemdir. Nazar mevziimdir. Marifet meskenimdir. O ne güzel mesken, sakini de ne güzel sakin (içinde oturan). Her ne zaman kul, onun zahirini isyanla ifsad ederse, Mevlası onun batının gufranla islah eder. Her ne zaman şeytan, onun bedenini isyanla pislediyse, Rahman onu marifetiyle zinetledi. Onun islahı evsafı zemime’den (kötü sıfatlardan) tahliye etmektir. Buna Tehzibü’l-ahlak (kalbi pak etmek) denir. Onun süsü, ziyneti ahlakı hamidedir ‘güzel anlaktır).
Şu takdirde, halkın tefsirini elbette bilmek lazımdır. Çünkü inayetin ziyadeleşmesi için yaradılış hikmetlerini bilmek de hatırlamak da marifetlerini icmalen menşei’nin marifetini (kakkıyle bilinmesini) tafsıle ( tam ayrıntılı bir şekilde bilmeye) ihtiyaç vardır. Hılkatın menşei ve aslı ve onun taksimi zem olunmuş ve medh olunmuştur.
Mezmüm’un ( zem olnmuş şeyin) izale tarıkı yani hangi yollarla (sebepler ve ilaçlar) dan izale edilir, ilacı nedir ?. Yani onu tedavi şekli ve mücadelesi, yani ilaçları kullandırma ayarı (dozu) vardır. O, izalesi zor bir marazdır. Ağır ilaçlara, ilaç vericiye ve çok zor ilaçlara muhtaçtır. Müfredat ve mürekkebat’dan (ilaç terkipleri) tedaviye muhtaçtır.
İlaç ve tedavisine başvurulmazsa başkalarına da geçer gider de, o takdirde onun, ilaçla tedaviyle tedavisi zor hale gelir. O hale gelir ki, onun tedavi tedavisi olmaz. Bu hale gelmeden mütesavvife’ye (tasavvuf yolunun sahiplerine) nisbet etmeli. İmamı Gazali’nin r.a. Sarih’inde vakî olduğu gibi. Ve arife işarit kâfidir!
İcmalen, ikincisini tahsili memduh yani Ahlakı hamidesi ki, yokluktan sonra mahmud olmuş (övülmüş), Ve bulduktan sonra da o şeyin ibkası (baki kalması), zevalinin olmaması, onun sıhhatini korunması, onun takviyesi icmalen lazım gelir. Bu cümlelerde Hz. Hadimi, müridin tasavvufda mürşidini bulduktan sonra bırakmamasını, ahlakı hamidesini ancak öyle devam ettirebileceğini işaret etmektedir.
Biz, bunun tafsılatın da deriz ki: Hılkat de, şu beden de, nefis kararlı sabit keyfiyet melekesi varken, bütün nefsanî fiiller ondan sudur eder, suhuletle (kolaylık) zorluk olmadan. Bu fiiller, inançla alakalı sözler ve amellerdendir. O fiillerin izalesi ve tebdili mümkündür. Şer’î şerifden bir hükmü işlemekle, teklifle zorlukla da olsa birinin izalesi olur. Fakat diğerinin tahsili de teklifle yani zorlukla olur.
Fahri Kâinatımız (s.a.v.): “Ahlakınızı güzelleştiriniz” buyurmuştur. Mesela: Şeriat pahalılığı nehy ediyor, yerine cömertliği teklif ediyor. Kibri nehy ediyor, yerine tevazuu teklif ediyor getiriyor. Yüce akıl sahipleri, bunların tebdiline ‘değiştirilmesine) imkânın üzerinde ittifak etmişler ve kat’ı bürhanlarla (dellillerle) vukuun da tecrübe de şehadette ittifak etmişlerdir. (Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 237 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.