1. YAZARLAR

  2. Mükremin Kızılca

  3. Ahmet Aygın Hoca Efendi
Mükremin Kızılca

Mükremin Kızılca

Yazarın Tüm Yazıları >

Ahmet Aygın Hoca Efendi

A+A-

Hocası Ebu’l-Faruk Silistrevi hazretleri ile 62 sene sonra aynı ay, gün ve aynı kabristana dün (16 Eylül 2021) defnedildi.

İnsan ve diğer canlıların ömürleri ile mevsimlerin büyük oranda bir benzerliği vardır.

İnsan ömrünü de dört mevsime ayırıp ilkbaharı doğduğu mevsim kabul ettiğimizde normal ölümler sonbaharda, biraz daha fazla ömürler de kış ayında biter. Tekrar ilkbaharı gören ömürler yok denecek kadar azdır.

Muhterem hoca efendi, eski Konya merkez vaizlerinden ve süt endüstrisinin önde gelen ailesinin reisi Ahmet Aygın merhum 15 Eylül günü hocası Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin vefat ettiği aynı günde irtihal-i dar-ı beka eylediler.

20. yüz yılın ilk yarısına Kur’an hizmetleriyle damgasını vuran Süleyman Hilmi Silistrevi hazretlerinin, genç yaşta sohbetine yetişen Konya’mızın eşrafından emekli Konya vaizlerinden, ömrünü İslam'a ve Kur'an hizmetlerine vakfetmiş olan ve 1938 yılında Ereğli Berendi köyünde tevellüt eden Ahmet Aygın Hoca Efendi 83 yaşında idi.

Ahmet Aygın Hoca Efendi 1960 yılından 2000’li yıllara kadar Süleyman Efendi hazretlerinin temelini attığı İç Anadolu bölgesindeki Kur’an kurslarının idareciliğini yapmıştı.

Ahmet Aygın Hoca Efendi 62 sene sonra aynı ay, gün ve aynı yerde Hocası Ebu’l-Faruk Silistrevi hazretlerinin de metfun bulunduğu İstanbul’da Karaca Ahmet Mezarlığı’nda bulunan, hanımı merhumenin de metfun olduğu aile kabristanında dün (16 Eylül 2021) defnedildi. 

Merhum Ahmet Aygın’ın cenazesi 15 Eylül 2021 öğle namazını müteakip bir ömür hizmet verdiği Topraklık Kur'an Kursu’nda kılınan cenaze namazının ardından İstanbul Karaca Ahmet mezarlığındaki aile mezarlığına defnedilmek üzere sevenleri ve talebeleri tarafından İstanbul’a yolcu edilmişti.  

Ahmet Aygın abimiz son derece mülayim, yumuşak huylu, nev’i şahsına münhasır bir zattı. 1969 yılından beri Konya’da ikamet eden bir kişi olarak zat-ı alileriyle birçok temasımız vakidir.

1977 yılında askerliğimi bitirip gelince bir idareci olarak Konya’da kendisine haber vermek için nerede olduğunu sorduğumda Şerafettin Camiinde vaaz yaptığını, Cuma namazından sonra görüşebileceğim söylenince doğruca Kayalı Parktaki adı geçen camiye vardım.

Cumadan sonra görüştük, kendisine askerden döndüğümü münasip bir vazife istediğimi söyledim. Beni, o zamanlar şimdiki Dergâh otel civarında bulunan benim gibi mezunların uğrak yeri olan Lokale sık sık uğramamı söylediler.

Ondan sonra oraya her gün varırdım, bir gün yine oraya vardığımda merhum Ahmet ağabeyimiz teşrif ettiler ve “sizden haberim var” manasında bana baktılar.

Bu sırada dışarıdan yeni bir arkadaş geldi: kısa diyecek bir boyda, düzgün görünümlü, masum, mazbut, saygılı ve oldukça sakin bir görünümü vardı.

Merhum Ahmet Aygın ağabeyimize: abi bana bir hoca arkadaş lazım dedi. Ağabeyimiz ona Kulu’da hizmetlerin nasıl olduğundan, bir kurs binası yapılıp yapılamayacağından ve çalışmalarının nasıl gittiğinden sordular o da gayet sakin ve normalin altında bir ses tonuyla saygılı bir biçimde genel durum hakkında malumat verdiler.

Ağabeyimiz sonuna kadar dinledikten sonra bana döndü, dönüşüyle, işte senin aradığın hoca, der gibiydi. Bu dönüş ve o söz artık benim 8 yılımı alacak uzun bir kutlu, Kulu seferinin başlangıcıydı.

Kulu’dan gelen Ali Kocamışoğlu merhum beni; Kırkkuyu köyünde halkın yaptırdığı bir Kur’an kursuna yerleştireceğini, kursun nehari olduğunu ve ilerde hizmetlerin altyapısı için çok önemli bir köy olduğunu anlattılar.

Ahmet Aygın ağabeyimiz merhum beni nerede görseler iltifat ederek; oo Mükremin, ne yapıyorsun bakayım, diye sorarlardı.

1995 yılında kendi başıma yayımlamaya başladığım İlmiye İslami Araştırma Dergisi hakkında bendenizi görüşmeye çağırmışlar ve bazı yazılar konusunda ikaz etmişlerdi.

2011 - 2015 yıllarında Rampalı çarşıda yer alan Doğan Kitabevinde çalıştığım sırada uğradıklarında birbirimize hal hatır sorardık.

“Her zaman bal – kaymak yenmez ya, mümin; altında seccade elinde tespih olmalı ve secdede ağlamalıdır” buyururlardı.

Vefatı “Âlimin ölümü âlemin ölümü” özdeyişine tıpa tıp uyan Ahmet Aygın hocamıza Allahtan rahmet, yakınlarına da “Emir ve hüküm Allah’ındır” diyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar