1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. AK PARTİ YOLA DEVAM AMA…
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

AK PARTİ YOLA DEVAM AMA…

A+A-

AK PARTİ  ne zaman kuruldu?
2002 yılı…
Aradan kaç yıl geçti ?
Bugün  2017 yılındayız. Hesabını siz yapın.
AK Parti’nin ilk dönemini her zaman takdir etmiş ve alkışlamışımdır.
Kurucu Başkan R. Tayyip Erdoğan yeniden partinin başına geçti ve zorlu bir yolda ilerliyor. Bundan sonrasını birlikte izleyeceğiz ve 2019 da seçim olursa yetkilerle donatılmış başkan olarak ömrümüz olur, onunda ömrü olursa göreceğiz.
2002'den beri, "durmak yok yola devam" deniyordu  ya; işte şimdi biraz durma, durulma, muhalefetin iddialarından arınma  zamanı. Geriye dönüp kervana şöyle bir göz atma zamanı. Düşenleri kaldırma, yorulanları dinlendirme zamanı.Sanırım bazı il başkanları ve belediye başkanları ile bu yapılıyor. Konya İl Başkanı Hasan Angı oldu. İlçe genel kurulları ile başkanlar seçiliyor. Bugün Selçuklu ilçesi genel kurulu var. Biraz helalleşme zamanı. Yol uzun, yolculuk çetin . Yenilmemek için yenilenme zamanı. 
R. Tayyip Erdoğan  zamanında yapılırsa 2019’daki seçimlerden 50+1 istiyor. Bekleyip göreceğiz.
Şimdi referandum sonuçlarına da bakalım.
Yüzde 51.4'lük sonuç gösteriyor ki;
Ak Parti kervanı  sırtındaki yük her geçen gün alabildiğine ağırlaşıyor...Bakalım yeni kervanbaşı ne yapacak ?
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ülkemizde olaylar öyle hızlı gelişiyor ki; takip etmekte adeta zorlanıyoruz. İşte  CHP’nin iddiaları, ABD’deki gelişmeler, Suriye ve diğer olaylar. 15 Temmuz ülkemizden her şeyin yeni baştan dizayn edilmesi gerektiğini ortaya koydu.1970’lerin başında sinsi ve özel bir gayretle devlet içinde paralel bir yapılanma ve örgütlenme çalışması yapan FETÖ, 15 Temmuz’da ülke gündeminden kalkmışken darbeyle ülkemizi karşı karşıya bıraktı.15 Temmuz, bünyesinde iliklerine kadar nefret, ihanet ve kötülük barındıran bir örgütün ülkemizden bertaraf edilmesinin başlangıcı olmuştur. Yapılanma o kadar sinsi ve kapsamlı ki; gizli ve uyuyan hücreler hala tam olarak tespit edilmiş değil.
Sapla samanı karıştırmamak lazım. Maalesef 15 Temmuz'da devlet organizasyonu yani bürokrasi ciddi bir yara almıştır. Halk tabanında da bir deprem meydana gelmiştir.
Türkiye’de referandumun sonucunu adımız gibi öğrendik.51.4 "evet"tir. Tecelli eden bu millet iradesini zerre miskal tartışmaya yer de gerek de yoktur. Bugün sandıktan çıkan "evet"in meşruiyetini tartışmaya kalkmak, tek kelimeyle çamura yatmaktır. Halkın buna tepkisi sert olur ve o çamura yatanlar o çamurdan çıkamazlar, boğulurlar. Bence bunu da böyle bilirim...
Ve fakat
Yüzde 51.4 ile Üsküdar'ın geçilemeyeceğinin de kesinkes bilinmesi gerekiyor. En başta söyleyeyim, Erdoğan için, Erdoğan'dan rol çalarak konuşan bazı küçük adamların söylediği büyük  ve pervasızca sözler en çok Erdoğan'ın sırtına yük oluyor.Bu kervanı yormuştur ve yoracaktır. Bunun görülmesi ve bu dilin artık burulması/durdurulması gerekiyor.

7 Haziran'daki sonuçtan ders çıkarıldığı iddiasıyla 1 Kasım seçimine gidilmişti. Oysa ben o süreçte ve daha sonrasında gerçekten alınmış bir ders ve ona istinaden atılmış doğru ve radikal bir  adım göremedim. Şurası kimseyi yanıltmasın. 7 Haziran'da kaybedilmiş oyların, 1 Kasım'da geri gelmesi, verilen mesajın alınıp, gereğinin gerçekten yapıldığından değil, makul bir alternatifin olmadığından, bir koalisyon kabusuyla istikrarsızlık korkusundandır...
Şimdi alternatiflerde çıkacak gibi görülüyor.Buna göre çalışmak, anlatmak gerekir.

Teşkilatların çalışma şeklini masaya yatıran Erdoğan yenileme ihtiyacı duymuştur.  Zira geçmişte Konya'da gördüğümüz manzaradan hareket edecek olursak teşkilatların çalışmadığı veya iyi çalıştırılamadığı ortada. 
Elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan çalışan, daha doğrusu çalışıyormuş gibi yapan teşkilat yöneticilerine, meclis üyelerinden milletvekillerine kadar birçok ismin sokaklarda hiçbir karşılığının olmaması da bu sonucun doğmasına sebeptir. Kimse darılıp gücenmesin benim görüşüm budur.
2019'a giden yolda hatırı sayılır bir hal ve tavır değişikliğine gidilmez ise bugün her şeye rağmen yüzde 51.4'ün içinde olup da gidişattan rahatsızlık duyan makul bir oran muteber bir alternatif arayışına girebilir.Bu zaman zaman ayaklı ve fısıltı gazetelerinde dillendiriliyor. Burada bunları yazacak değilim. Böyle bir gelişme, 2019'da Erdoğan'ı Türkiye'nin ilk başkanı yapma çabası kursaklarda kalabilir. Yani, 2002'den beri galip götürülen maçın uzatmalarında yenilecek  bir golle sahadan yenik çıkılabilir.Kahredici bir kaderle yüzleşmemek için yüzünü  geçmişimize çevirerek bugünü tamir ve geleceğimizi tayin etmek gerekir. Bunun içinde başta ekonomi, terör  bitirilmeli. FETÖ’CÜLER  temizlenmeli. Piyasa canlandırılmalı. İşsizlik ve pahalılığın önüne geçilmelidir. Öyle ki; siyasetin felç olduğu, tarihin en ölümcül ekonomik buhranının yaşandığı, adeta zifiri karanlıkta yaktı ışıklarını Ak Parti ve Türk siyasi hayatının en zorlu bir evresinde tek başına bu millet AK Parti’yi iktidar yaptı ve arkasında durdu. Türkiye'nin en etkin ve en geniş toplumsal tabana ve o oranda desteğe sahip partisi olarak yoluna devam ediyor. 
Bu başarının sırrı, Ak Parti'nin iki kurucu kavramı olan "adalet" ve "kalkınma" temelinde ufuk açıcı, uzlaşmacı tavrının yanında, toplumsal talepleri siyasetin kurucu unsuru olarak görmesi, sarsılmaz bir iradeyle bu unsura sahip çıkmasındadır. İşte bunun için Türk siyasetinde kimse Ak Parti'ye alternatif olamamıştır. Bu hep böyle gidecek diye düşünülmemelidir.

Ak Parti, kendini var eden bu temel parametrelerden kopmamalı, kopartılmasına asla izin verilmemelidir. 

Bu yazı toplam 267 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.