1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. AK PARTİ’NİN ASIL ZOR İMTİHANI ŞİMDİ BAŞLIYOR!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

AK PARTİ’NİN ASIL ZOR İMTİHANI ŞİMDİ BAŞLIYOR!

A+A-

Evet, çekişmeli, itişmeli, kakışmalı bir seçim dönemini daha geride bıraktık. İstanbul,Türkiye’nin minyatürü niteliğinde bir şehir olduğu için oldukça büyük çabaların sarfedildiği bir seçim oldu. Sonuçta seçim nihayete erdi. 
Buradan çıkarılacak dersler üzerinden hareket ederek yazımı sürdürmek istiyorum. Bu işler nasip meselesi. Ama insan, icraatlarında her zaman çizgisini muhafaza edebilmeli ve her ne olursa olsun, her kim olursa olsun, hatta % 80 halk desteğine sahip olsa bile duruşundan hiçbir zaman taviz vermemelidir. 
Çünkü makam ve mevkiler, kazanılan paralar insanoğlunun zayıf olan nefsini rahatlıkla kontrol altına alabilmekte ve onları bambaşka bir insan kılabilmektedir. 
AK Parti’nin son yıllarda ki gerileme sürecinin temelinde ki ana etken de buydu. Fakat bu dönemde öylesine bir yapı oluştu ki eleştirel bakış açılarına yönelik tutumlar noktasında açıkça sınıfta kalındı. 
Diğerlerinin muhalefet olarak oldukça sert çıkışları oldu. Ama siyasette bu her zaman vardır. Muhalefetin yapıcı eleştiriden çok yıkıcı eleştirel yaklaşımı ülkemizin en önemli sorunuydu. Muhalif olduğumuz kişiyi ya da kurumu ölümüne ve yıkımına eleştirmek gibi bir sorunumuz hep var. 
Hatta ülkemizde eleştirel tarz öyle bir hal aldı ki bilindik sokak dedikodularını aratmayacak düzeyde, oradan buradan ağız dolusu laflar ve hareketler havada uçuştu. Siyasette yıkıcı değil, yapıcı olmak esas! Bu en alt düzey teşkilatından tutun da en üst düzeyine kadar geçerlidir. Halbuki makam ve mevkilerin gelip geçici olduğunu ama esas olanın insanları kucaklamak ve onları yumuşak bir üslupla doğruya doğru çevirmek ana hedefimiz olmalı. İşte bu anlayıştan uzaklaştıkça uzaklaşan toplumumuzda işi inada götürürcesine ve birbirine acımasızca kıyabilen, aşağılayabilen, küçümseyen, azarlayan, hor gören bir yapı hakim oldu. 
Şu an yapılması gereken, duruşundan taviz vermeden bu yanlış üslubun doğruya evrilmesi ve toplum içerisinde her kesimden fertlerin birbiriyle içiçe yaşayıp, konuşabildiği bir toplumsal düzeni sağlamak olmalıdır. 
İstanbul seçiminde de her iki tarafın birbirine yönelik hataları oldu. Özellikle kullanılan üslup noktasında halkımız bu defa daha seçici davrandı. Adayların kazanma hırsı ayyuka çıktı. Kaybetmek büyük bir yıkım olarak görüldü. 
Açık ifade etmeliyim ki seçimi alan İmamoğlu’nu birilerinin gördüğü gibi görmedim. Samimiyetine hiç inanmadım. Başından bu yana tavırlarının yapmacık olduğunu ve geri planda birilerinin pışpışlayarak ölümüne seçimi kazanması için çaba sarfettiğini gördüm. Seçildi gibi olduğu 31 Mart seçimi sonrasında ki kısa sureli başkanlık testinde daha ilk günden önceden kurguladıkları yemekhane oyunuyla bir algı yaratma girişimleri aslında oldukça tanıdık geliyordu. Ülkemiz üzerinde kirli emelleri uğruna yapmadıkları pislik kalmayan dışarıdan idare edilen alçakların taktiğiyle bu davranış birebir örtüşüyordu. İşte o gün ben bu adam hakkında ki net kararımı vermiştim. Kendi gibi davranmadığını ve birileri tarafından pohpohlanarak aslında görünen yüzün ardında bambaşka bir kişilik olduğu düşüncesi zihinlerde yer etmişti. 
Diğer bir açıdan bakıldığında iktidar partisi de bu seçim sonuçlarını baz alarak bazı yanlışlara dur demesini bilmeli ve insanların sinir uçlarıyla oynaşılan bir takım hatalar, en kısa sürede giderilmelidir. 
Özellikle vatandaşın mutfağına uzanan kirli ellerce şişirilen rakamların nasıl başaracaklarsa bilemem ama bir an evvel üstesinden gelinerek halkın rahat nefes alacak düzeye getirilmesi gerekir. Çünkü halkın mutfağına giden yolda, rahat geçinmesine atılan adımlarda üzerinize düşeni gerçekleştirmezseniz, burnundan soluyan halkımız size bir sonraki sandıkta yolları tamamen kapatabilir. Sizin 2002 seçimlerinde aynı duruma düşen diğer koalisyon ortaklarını bir çırpıda sandığa gömüvermesi gibi gelecek sandıkta da aynı mesajı size verek kapıyı gösterebilir. 
Bir de AK Parti Genel Başkanı dahil başı çeken bir kaç kişinin davranışlarıyla memleketin sahibi gibi bir edayı bırakarak halkın gerçeklerine odaklanması gerekiyor. Özellikle Ekonomi ve Maliye’nin teslim edildiği Berat Albayrak için halkımızın genelinde tamamen negatif bir bakış açısı mevcut. Halkımız bu bakanla ekonomik rahatlamanın olmayacağına ve daha da kötüye gideceğine inanmış durumda. Eğer ısrarlı davranmaya devam edilirse bir sonraki seçimde yıkımın baş aktörü olabilir.
Bu ve bunun gibi konularda atılacak adımların güzelce kayıt altına alınarak yapılan hatalardan dönülmesi için son kavşak önünüzdedir. 
Suriyelilerin din kardeşimiz olduğu, dinimizde müslümanların kaynaşmasının gerekliliğine dair gelen hükümleri en az sizin kadar bizde biliyoruz. Ama bayramlarda sınır ötesine bayramlaşmaya giden bir toplumun bayramlaşma sonrasında yeniden bohçasını toplayıp dönüş yapması komedi sahnelerini aratmıyor. 
Savaş alanı içerisine bayramlaşmaya gidilir mi?
Orada yaşayan insanlara savaş yok mu? Vatanında kalıp ta terk etmeyen gücü nispetince savunma çabası gösteren, ekonomik yetersizlikleri sebebiyle başka ülkelere geçemeyen vatansever Suriyelileri nereye koymalıyız?
Daha; diğer göçmenler, EYT, vergi sistemi, yargı düzeni gibi çok mevzu var aslında da, biz yazmaktan iktidar rafa kaldırmaktan usanmadı.

Bu yazı toplam 1064 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.